Defter ve belgeleri gizleme suçundan açılan kamu davasında, defter ve belgelerin “çalındığı, kaybolduğu veya bulunmadığı” ileri sürülerek ibrazından kaçınılması hâlinde usulüne uygun tebligatın aranmasına gerek bulunmadığı, defter ve belgeleri saklama sorumluluğunun mükellef sanığa ait olduğu, 213 sayılı VUK’nin 253. maddesi uyarınca defter ve belgelerin ait olduğu yılı takip eden takvim yılından başlamak üzere 5 yıl saklama ve istendiğinde ibraz edilme zorunluluğu bulunduğu, somut olayda da; varlığı matbaa basım formu, sanığın beyanı, KDV beyannamesi ve mükelleflerin verdiği BA-BS formları ile sabit olan 2010 yılına ait, defter ve belgelerin 16.05.2013 tarihli yazı ile istenildiği ve yazının 14.08.2013 tarihinde bizzat sanığa tebliğ edildiği halde, sanığın, defter ve belgelerinin muhasebecisinde olduğunu, muhasebecisinin bürosunu kapattığını, ona ulaşamadığını bu nedenle defter ve belgeleri ibraz edemediğini savunması karşısında, sanığın savunmasının yasanın aradığı anlamda mücbir sebep oluşturmadığı, defter belgeleri 5 yıl saklama zorunluluğuna dair sorumluluğun muhasebeciye devredilemeyeceği de gözetilmeden, sanığın tüm unsurları itibarıyla oluşan "defter ve belgeleri gizleme" suçundan mahkumiyeti yerine beraatine hükmolunması,
Yasaya aykırı, katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 19.01.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
11. Ceza Dairesi - E. 2017/436 - K. 2021/398
Yargıtay Kararı
Künye Bilgileri
| Daire | 11. Ceza Dairesi |
| Esas No | 2017/436 |
| Karar No | 2021/398 |
| Karar Tarihi | 19.01.2021 |
Karar Metni
"İçtihat Metni"
HÜKÜM
Beraat