1. Taraflar arasındaki “tespit” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi tarafından ilk derece mahkemesi kararına yönelik davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin olarak verilen karar davalılar vekillerinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, ilk derece mahkemesince Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.

2. Direnme kararı davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

4. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirkete ait işyerinde 19.01.2005 tarihinde çalışmaya başladığını, işyerinin basın iş kolunda faaliyet gösterdiğini, Karşıyaka 1. İş Mahkemesinde açılan davada verilen ve temyiz incelemesinden geçerek kesinleşen karar ile de işyerinin basın ve yayın iş koluna girdiğinin tespit edildiğini, müvekkilinin ilk işe girdiği tarihten itibaren matbaa mürekkebi ve kimyasallarını soluyarak çalışması nedeniyle itibari hizmet süresinden yararlanması gerekirken davalı işverence itibari hizmet süresi primlerinin yatırılmadığını ileri sürerek tüm çalışma süresine ilişkin itibari hizmet süresinin ve bu sürenin sigortalılık süresi ile prim ödeme gün sayısına eklenmesi ve ilave edilen bu sürelerin emeklilik yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabı:

5. Davalı Amcor Tobacco Packaging İzmir Gravür Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi (Amcor Tobacco Anonim Şirketi) vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili şirkete ait işyerinde üretim bölümünde çalışmaya devam ettiğini, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınmış olduğunu, işçilerin çalışırken maruz kalabilecekleri zararlı maddeler yönünden her türlü ölçüm ve denetimin yapıldığını, şirket müşterileri tarafından sipariş edilen ürünlerin işyerine rulo hâlinde gelen kağıt ve kartonlara gravür baskı tekniği kullanılarak üretildiğini, gravür baskının resim ve biçimlendirme tekniği olup başta kağıt olmak üzere çeşitli malzemeler üzerine kabartma, kazıma ve kesme yöntemleri ile yapıldığını, işyerinde malzeme olarak kağıt ve karton kullanıldığını, çalışanların malzemelerle teması söz konusu olmaksızın işlemlerin makinelerle yapıldığını, bu işlemler sırasında insan sağlığına zararlı kimyasal maddeler kullanılmadığını, bu nedenle 506 sayılı Kanun’un Ek 5. maddesindeki hüküm gereğince basım ve gazetecilik işyerinde çalışma ve maddede belirtilen fiziksel dış etkenlerden en az birine maruz kalma şartları gerçekleşmediğinden davacının itibari hizmet süresinden yararlanmasının mümkün olmadığını, ayrıca davalı şirketin kuruluşundan beri kağıt iş kolunda faaliyet gösteren ve başta sigara fabrikaları olmak üzere çeşitli firmalara ihtiyaç duydukları gravür baskılı karton kutu, koli vb muhafaza ürünlerinin imalatını gerçekleştiren büyük bir firma olduğunu, kabul anlamına gelmek kaydıyla itibari hizmet süresinden ancak şirketin basın ve yayın iş kolunda yer aldığının Yargıtay ilamı ile kesinleştiği 07.04.2014 tarihinden itibaren sorumlu tutulması gerektiğini, 5510 sayılı Kanun’un fiili hizmet süresi zammına ilişkin 40. maddesindeki düzenleme gözetildiğinde 01.10.2008 tarihinden sonrası için fiili hizmet süresi zammından yararlanmasının olanaklı olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

6. Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK/Kurum) vekili cevap dilekçesinde; davanın kamu düzenini ilgilendirmesi nedeniyle gerekli araştırmaların re'sen yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

7. Karşıya 3. İş Mahkemesinin 30.12.2016 tarihli ve 2015/422 E., 2016/555 K. sayılı kararı ile; 3395 sayılı Kanun ile değişik 506 sayılı Kanun’un Ek 5. maddesi uyarınca itibari hizmet süresinden faydalanmak için işyerinin basım ve gazetecilik iş kolunda yer alması ve çalışılan yer yönünden maddede belirtilen fiziksel dış etkenlerden en az birinin gerçekleşmesinin gerektiği, davalı işyerinde tabakalar hâlinde hazır olarak gelen kartonlarla kesme ve dilme makineleri kullanılmak suretiyle mürekkep ve solventler ile sigara ambalajı baskısı yapıldığı, bu nedenle işyerinin basım işyeri olduğu, davacının baskı makine operatörü olarak kimyasallarla çalıştığı, havalandırma sisteminin yetersiz olduğu, kimyasalların zararlı etkilerine maruz kaldığı, bu hâli ile işyerinin 506 sayılı Kanun’un Ek 5. maddesinin (II) numaralı bendinin (a) alt bendi kapsamında solunum ve cilt yoluyla vücuda geçen gaz veya diğer zehirleyici maddelerle çalışılan bir işyeri olduğu, 5510 sayılı Kanun’un Geçici 7/2. maddesi uyarınca 3600 gün prim ödeme şartı aranmaksızın bir dönem (3A) hizmet bildirimi yapıldığı da gözetildiğinde davacının itibari hizmet süresinden yararlanması gerektiği gerekçesiyle davacının 19.10.2005-30.09.2008 tarihleri arasında (1A) olarak Kuruma bildirilen sigorta primi ödenmiş toplam 538 günlük fiili çalışma süresine göre 538x0,25=134 gün itibari hizmet süresi bulunduğunun tespiti ile bu sürenin salt sigortalılık süresine eklenmesine karar verilmiştir.

8. Karşıyaka 3. İş Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf yoluna başvurmuşlardır.

9. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin 07.04.2017 tarihli ve 2017/756 E., 2017/447 K. sayılı kararı ile; Karşıyaka 1. İş Mahkemesinin 2012/200 E., 2013/446 K. sayılı kararı ile davalı işyerinde yapılan işlerin niteliği itibariyle İş Kolları Tüzüğü’nün 10 sıra numarasında belirlenen "basın ve yayın" iş koluna girdiğinin tespitine karar verildiği, kararın Yargıtay 22. Hukuk Dairesince onandığı, davacının çalışmasının, itibari hizmet süresinden yararlanmayı gerektirir koşullarda geçip geçmediğinin tespiti amacıyla bilirkişi kurulu katılımıyla işyerinde keşif yapılarak tarafların bildirdiği tanıklar da dinlenip bilirkişi kurulundan konuya ilişkin yargısal denetime elverişli irdeleme içeren rapor alındığı, bu kapsamda matbaa işyeri sınıfında değerlendirilmesi gereken davalıya ait işyerinin üretim bölümündeki baskı makinelerinde, solvent, asetat ve alkol türevlerine ilişkin kimyasallar kullanıldığı, gün ışığı yetersiz olduğu için yapay ışık altında çalışıldığı ve gürültü düzeyinin yüksek olduğu tespitlerine yer verildiği, üretim bölümünde baskı makinesi operatörü olarak çalışan davacının da itibari hizmet süresinden yararlanmayı gerektirir etkenlere maruz kalarak çalıştığının belirlendiği, davalı işveren tarafından, 2007-2008 yıllarında kısmen itibari hizmet süresi bildirimi yapıldığı da gözetilerek 506 sayılı Kanun’un Ek 5. maddesini yürürlükten kaldıran 5510 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 01.10.2008 tarihine kadar olan döneme ilişkin istemin kabul edilmesi gerektiği, bu nedenle davalı şirket ve SGK’nın hükmün esasına ilişkin itirazlarının yerinde olmadığı, kamu düzeni yönünden de kararın esasına etkili aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalıların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

10. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin yukarıda belirtilen kararı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.

11. Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 22.11.2018 tarihli ve 2017/2923 E., 2018/8587 K. sayılı kararı ile; “…Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının davalı işyerinde 19.10.2005-30.09.2008 tarihleri arasında baskı makinesi operatörü olarak çalıştığı, işyerinin ambalaj baskı mahiyeti ile kanun kapsamında olduğu,mahkemece keşif yapıldığı,bilirkişi raporunda, işyerinde 506 sayılı yasanın Ek 5.maddesinin II.bendinde yer alan basım işleri yapıldığı, solunum ve cilt yolu ile vücuda geçen gaz,toz veya diğer zehirli maddelerle çalışılan işyeri olduğu kanaatinin belirtildiği anlaşılmıştır.
Uyuşmazlık, davalı iş yerinin basım işi niteliğinde olup olmadığı ve davacının davalı iş yerinde geçen çalışmaları yönünden itibari hizmetten yararlanıp yararlanamayacağı noktasında toplanmaktadır.
İtibari hizmet süresi, ağır ve yıpratıcı işlerde çalışanların erken yıpranmaları nedeniyle daha erken emekli olabilmeleri için kanun koyucu tarafından belirlenmiş erken emeklilik sağlayan düzenlemelerden biridir. İtibari hizmet süresi fiilen olmayan ancak kanun koyucu tarafından verilen imkân nedeniyle varsayılan bir sürenin sigortalılık süresine eklenmesi şeklinde ortaya çıkmaktadır.
506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunun’un Ek 5’inci maddesi:
“506 sayılı Kanuna göre sigortalı sayılanların, aşağıda sayılan görevlerde geçen sigortalılık sürelerine, bu sürelerin her tam yılı için, hizalarında gösterilen süreler, sigortalılık süresi olarak eklenir.
Sigortalılar Hizmetin Geçtiği Yer Eklenecek Süre

I-a) 212 sayılı Kanunla değiştirilen 5953 sayılı basın mesleğinde çalışanlarla çalıştıranlar arasındaki münasebetleri düzenliyen kanun kapsamına tabi olarak çalışan sigortalılar.
5953 sayılı Kanunu Değiştiren 212 sayılı Kanunun birinci maddesi kapsamıma giren, 90 gün,
b) Basın kartı yönetmeliğine göre basın kartına sahip olmak suretiyle gazetecilik yaparken, kamu kurumlarına giren ve bu kurumlarda meslekleriyle ilgili görevlerde istihdam edilen sigortalılar.
Basın müşavirlikleri
II - (Değişik bent: 20/06/1987 - 3395/13 md.)
Basım ve gazetecilik işyerlerinden 1475 sayılı Kanun ve değişikliklerine göre çalışan sigortalılar,
a) Solunum ve cilt yoluyla vücuda geçen gaz veya diğer zehirleyici maddelerle çalışılan iş yerleri,
b) Fazla gürültü ve ihtizaz yapıcı makine ve aletlerle çalışarak iş yapılan işyerleri,
c) Doğrudan doğruya yüksek hararete maruz bulunarak çalışılan işyerleri,
d) Fazla ve devamlı adali gayret sarf edilerek iş yapılan işyerleri,
e) Tabii ışığın hiç olmadığı ve münhasıran suni ışık altında çalışılan işyerleri,
f) Günlük mesainin yarıdan fazlası saat 20.00'den sonra çalışılarak yapılan işyerleri
III - (Ek bent: 20/06/1987 - 3395/13 md.) Denizde Gemi adamları, gemi ateşçileri, kömürcüler, dalgıçlar.
IV - (Ek bent: 20/06/1987 - 3395/13 md.)

1. Çelik, demir ve tunç döküm,
(...)*, fabrika,

2. Zehirli, boğucu, yakıcı, öldürücü atölye, havuz ve depolarda, trafo binalarında ve patlayıcı gaz, asit, boya işleriyle gaz da çalışanlar, maskesi ile çalışmayı gerektiren işlerde,

3. Patlayıcı maddeler yapılmasında,

4. Kaynak işlerinde çalışanlarda,
Kesirlerin hesaplanmasında tam yıl 360 gün olarak alınır. Fiilen çalışılmış güne eklenecek itibari hizmet günü sayısının bulunmasında (Çalışılan gün sayısı x 0,25) formülü uygulanır.”
Düzenlemesini içermektedir.
Bu yönüyle davanın yasal dayanağı, 506 sayılı Kanunun Ek 5’inci maddesidir. Anılan maddeye göre, sigortalıların itibari hizmetten yararlanabilmesi için iki koşulun birlikte gerçekleşmesi gerekir. Birinci koşul sigortalının Basım ve gazetecilik iş yerlerinde çalışması, ikinci koşul ise; II. bendin (a-f) alt bendlerinde yazılı fiziksel dış etkenlerin ve olumsuz çalışma koşullarının olayda ayrıca gerçekleşmesidir. Söz konusu maddede, basım ve gazetecilik iş yeri birlikte ifade edilmişse de, gazetecilik işi yapılmayan sadece basım işi yapılan iş yerlerinde çalışan sigortalılarda, maddenin alt bentlerinde sayılan koşullardan herhangi birisi oluştuğu takdirde itibari hizmetten yaralanacakları açıktır. Ancak "Basım" işinin matbaa iş yerinde mevkute çıkarmaya yönelik olduğunun kabulü gerekmektedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2015/21-3371 Esas, 2018/129 Karar sayılı 07.02.2018 tarihli ilamı da bu yöndedir.
Somut olayda, davalı iş yerinde kağıt ve karton üzerine ambalaj baskı (fabrikada esas olarak kağıt ve karton üzerine sigara ambalaj baskısı) işleri yapıldığı, söz konusu iş yerinde basım ve gazetecilik adına herhangi bir faaliyette bulunulmadığı, basım iş yerinin mevkute çıkarmaya yönelik olarak faaliyet göstermesi gerektiği, bu nedenle davalı iş yerinin 506 sayılı Kanunun Ek 5’inci maddesinde belirtilen itibari hizmet süresinden yararlanılabilecek iş kollarına girmediği, itibari hizmet süresinde işçi yararına yorum ilkesi ile iş yeri alanlarının genişletilemeyeceği, bu durumda davanın reddi gerektiği anlaşılmaktadır.
O halde,davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebepten dolayı ORTADAN KALDIRILMASI gerekmiştir…” gerekçesiyle oy çokluğuyla karar bozularak dosya kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmiştir.

12. Karşıyaka 3. İş Mahkemesinin 18.03.2019 tarihli ve 2019/38 E., 2019/139 K. sayılı kararı ile; bozma ilamında belirtilen Hukuk Genel Kurulu kararından sonra aynı konuda verilen 2015/21-3882 Esas sayılı Hukuk Genel Kurulu kararında farklı bir yaklaşım benimsenerek önceki karardan dönüldüğü, emsal dosyalarda verilen direnme kararları ile itibari hizmet süresinden yararlanılması gerektiğine ilişkin kararların Yargıtay 21. Hukuk Dairesi tarafından onandığı gerekçesiyle önceki hükümde direnilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi:

13. Direnme kararı süresi içinde davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir.

14. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun Ek 5. maddesinin (II) numaralı bendinde belirtilen basım işinin matbaa işyerinde mevkute çıkarmaya yönelik olarak kabulünün gerekip gerekmediği; buradan varılacak sonuca göre davalı şirkete ait işyerinin itibari hizmet süresinden yararlanılmasını gerektiren iş kollarına girip girmediği, buna göre de davacının itibari hizmet süresinden yararlanıp yararlanamayacağı noktasında toplanmaktadır.

15. Öncelikle konuyla ilgili kavramlar ve mevzuat hükümlerine kısaca değinmekte fayda bulunmaktadır.

16. İtibari hizmet süresi, ağır ve yıpratıcı işlerde çalışanların erken yıpranmaları nedeniyle kanun koyucu tarafından belirlenmiş erken emeklilik sağlayan düzenlemelerden biridir. İtibari hizmet süresi fiilen olmayan ancak kanun koyucu tarafından verilen imkân nedeniyle varsayılan bir sürenin sigortalılık süresine eklenmesi şeklinde ortaya çıkmaktadır.
17. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun (506 sayılı Kanun) Ek 5. maddesi:
“506 sayılı Kanuna göre sigortalı sayılanların, aşağıda sayılan görevlerde geçen sigortalılık sürelerine, bu sürelerin her tam yılı için, hizalarında gösterilen süreler, sigortalılık süresi olarak eklenir.
Sigortalılar Hizmetin Geçtiği Yer Eklenecek Süre

I-a) 212 sayılı Kanunla değiştirilen 5953 sayılı basın mesleğinde çalışanlarla çalıştıranlar arasındaki münasebetleri düzenliyen kanun kapsamına tabi olarak çalışan sigortalılar.
5953 sayılı Kanunu Değiştiren 212 sayılı Kanunun birinci maddesi kapsamıma giren, 90 gün,
b) Basın kartı yönetmeliğine göre basın kartına sahip olmak suretiyle gazetecilik yaparken, kamu kurumlarına giren ve bu kurumlarda meslekleriyle ilgili görevlerde istihdam edilen sigortalılar.
Basın müşavirlikleri, 90 gün,
II - (Değişik bent: 20/06/1987 - 3395/13 md.)
Basım ve gazetecilik iş yerlerinden 1475 sayılı Kanun ve değişikliklerine göre çalışan sigortalılar,
a) Solunum ve cilt yoluyla vücuda geçen gaz veya diğer zehirleyici maddelerle çalışılan iş yerleri,
b) Fazla gürültü ve ihtizaz yapıcı makine ve aletlerle çalışarak iş yapılan işyerleri,
c) Doğrudan doğruya yüksek hararete maruz bulunarak çalışılan işyerleri,
d) Fazla ve devamlı adali gayret sarf edilerek iş yapılan işyerleri,
e) Tabii ışığın hiç olmadığı ve münhasıran suni ışık altında çalışılan işyerleri,
f) Günlük mesainin yarıdan fazlası saat 20.00'den sonra çalışılarak yapılan işyerleri, 90 gün,

III-Denizde 90 gün Gemi adamları, gemi ateşçileri, kömürcüler, dalgıçlar.
IV - 1. Çelik, demir ve tunç döküm,
(...), fabrika,

2. Zehirli, boğucu, yakıcı, öldürücü atölye, havuz ve depolarda, trafo binalarında ve patlayıcı gaz, asit, boya işleriyle gaz da çalışanlar, maskesi ile çalışmayı gerektiren işlerde,

3. Patlayıcı maddeler yapılmasında,

4. Kaynak işlerinde çalışanlarda, 90 gün
Kesirlerin hesaplanmasında tam yıl 360 gün olarak alınır. Fiilen çalışılmış güne eklenecek itibari hizmet günü sayısının bulunmasında (Çalışılan gün sayısı x 0,25) formülü uygulanır.” düzenlemesini içermektedir.

18. Bu yönüyle davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanun'un Ek 5. maddesidir. Anılan maddeye göre, sigortalıların itibari hizmetten yararlanabilmesi için iki koşulun birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir. Birinci koşul sigortalının basım ve gazetecilik işyerlerinde çalışması; ikinci koşul ise; (II) numaralı bendin (a-f) alt bentlerinde yazılı fiziksel dış etkenlerin ve olumsuz çalışma koşullarının olayda gerçekleşmesidir. Söz konusu maddede, basım ve gazetecilik işyeri birlikte ifade edilmişse de, gazetecilik işi yapılmayan sadece basım işi yapılan işyerlerinde çalışan sigortalıların da, maddenin alt bentlerinde sayılan koşullardan herhangi birisi oluştuğu takdirde itibari hizmetten yararlanacakları açıktır.

19. Matbaa işyeri itibari hizmet süresi açısından değerlendirildiğinde, günümüzde matbaa endüstrisinde kullanılan kimyasal maddelerin sayısında büyük bir artış bulunmaktadır. Çalışanlar da özellikle inhalasyon (solunum) ve deri yoluyla toksik özelliği yüksek birçok maddeyi vücutlarına almaktadırlar. Bu maddeler arasında kurşun, cıva gibi ağır metaller dâhi bulunmaktadır. Hızla gelişen teknolojinin bir sonucu olarak matbaalar, tekstilden ambalaja, elektronik aletlerden duvar kâğıtlarına birçok alanda vazgeçilmez bir öğe olarak yerini almıştır. Matbaanın bu kadar geniş bir alanda kullanılmasına rağmen 506 sayılı Kanun’un Ek 5. maddesinde düzenlenen basım işyerinin mevkute çıkarmaya yönelik olarak faaliyet gösteren işyeri kabul edilmesi hak ve eşitliğe uygun kabul edilemez.
20. 506 sayılı Kanun'un Ek 5. maddesinin gerekçesinde "...sosyal güvenlik sistemlerinde itibari hizmet süresi ve fiili hizmet zammı gibi uygulamalara, vücudu yıpratıcı, dolayısıyla çalışma gücünü ve hayat süresini azaltıcı işyerlerinde çeşitli tehlikelere açık olarak çalışanlar için yer verilmektedir. Buhar, is, duman, kurum, toz, koku, asit, zehirli gaz, gürültü, sarsıntı ve radyoaktif ışın gibi ağır ve yıpratıcı çalışma şartlarına rağmen, bu şartlara açık birçok kuruluşun kurulması, çalıştırılması ve faaliyetini sürdürmesi ekonomik, kültürel, sosyal ve sağlık yönlerinden topluma katkıları sebebiyle zorunlu bulunmaktadır. Söz konusu ağır ve yıpratıcı işlerde fiziki, ruhi ve fizyolojik bakımlardan insan sağlığını olumsuz yönde etkileyen şartlar altında çalışanların tümünün, 2098 sayılı Kanunun ek 1. maddesinde unvan sayılmak suretiyle sınırlı olarak verilen itibari hizmet süresi hakkından yararlandırılmaları, gerek Anayasamızın eşitlik ilkeleri ve gerekse sosyal güvenliğin temel prensiplerine uygun düşeceği için zorunlu görülmektedir..." şeklinde yer alan açıklamalar da incelendiğinde itibari hizmet kapsamının sadece mevkute çıkaran işyerleri için geçerli olmasının hukuken doğru olmadığı anlaşılmaktadır.

21. Nitekim Hukuk Genel Kurulunun 14.03.2018 tarihli ve 2015/21-3882 E., 2018/462 K., 07.07.2020 tarihli ve 2019/21-183 E., 2020/511 K.; 2019/21-188 E., 2020/512 K. ile 2019/21-189 E., 2020/513 K. sayılı kararlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir.

22. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davalı şirkete ait işyerinin mahiyeti matbaa olmasa dahi karton ve kağıttan ambalaj malzemesi üretimi yapıldığı, üretim aşamasında baskı makinelerinin kullanıldığı, bu hâli ile işyerinde basım işi yapıldığı ve işyerinin 506 sayılı Kanun’un Ek 5. maddesinin (II) numaralı bendi kapsamında itibari hizmet süresinden yararlanılabilecek işyerlerinden olduğu sonucuna varılmıştır.

23. Hâl böyle olunca direnme kararı usul ve yasaya uygundur.

24. Ne var ki, bozma nedenine göre Özel Dairece işin esasına ilişkin temyiz incelemesi yapılmadığından davalılar vekillerinin bu yöndeki temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmesi gerekir.

25. Öte yandan ilk derece mahkemesince bozma ilamına direnilmesine rağmen gerekçede “…usul ve yasaya uygun bozma ilamına uyulmuştur…” şeklinde yazılan ifadelerin maddi hata olduğu kabul edilmiş ve esasa etkili görülmeyerek bozma nedeni yapılmamıştır.

Açıklanan nedenlerle;
Direnme uygun bulunduğundan davalı şirket vekilinin işin esasına ilişkin sair temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİNE gönderilmesine, 09.12.2021 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.