Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, kocanın boşanma davası, boşanmanın fer'ileri ile ziynetler yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Davalı-davacı kadının ziynetlere ilişkin harcı verilerek açılmış bir davası bulunmadığına göre bu yöne ilişkin temiz itirazları yersizdir.
2-Davacı-davalı kocanın boşanma davası açmasından sonra tarafların barışarak evlilik birliğini sürdürmek amacıyla bir araya geldikleri, 04.04.2011 tarihine kadar üç aydan fazla bir süre aynı konutta yaşadıkları anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenle tarafların 04.04.2011 tarihine kadar olan karşılıklı eylemleri kusur olarak değerlendirilerek boşanmaya esas alınamaz. O halde, davacı-davalı kocanın boşanma davasının reddine karar verilmesi gerekirken, kabulü yönünde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
3-Tarafların barışarak bir araya gelmelerinden sonra, davalı-davacı kadının, kocasına ailesinden kendisine hakaret edenlerin müşterek konuta gelmelerini istemediğini beyan etmesi üzerine, davacı-davalı koca ile ailesinin kadına hakarette bulunduğu, kocanın eşine şiddet uygulayarak onu kovduğu anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle evlilik birliğinin sarsılmasına neden olan olaylarda davacı-davalı koca tam kusurludur.
a-Türk Medeni Kanununun 174/1. maddesi mevcut veya beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz ya da daha az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebileceğini, 186. maddesi, eşlerin evi birlikte seçeceklerini, birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve mal varlıkları ile katılacaklarını öngörmüştür. Toplanan delillerden boşanmaya sebep olan olaylarda maddi tazminat isteyen eşin diğerinden daha ziyade ve eşit kusurlu olmadığı anlaşılmaktadır. Boşanma sonucu bu eş, en azından diğerinin maddi desteğini yitirmiştir. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile kusurları ve hakkaniyet ilkesi (TMK.md,4 TBK.md.50 ve 52) dikkate alınarak davalı-davacı kadın yararına uygun miktarda maddi tazminat verilmelidir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiştir.
b-Türk Medeni Kanununun 174/2 maddesi, boşanmaya sebebiyet vermiş olan olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevi tazminat isteyebileceğini öngörmüştür. Toplanan delillerden evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davalı-davacı kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, bu olayların kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları (TMK. md.4 TBK. md. 50,51,52,58) dikkate alınarak davalı-davacı kadın yararına uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiştir.
4-Boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince, gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına (TMK. md.186/1), geçimine (TMK md.185/3), malların yönetimine (TMK.m. 223,242,244,262,263,264,267,215) ve çocukların bakım ve korunmasına (TMK.m.185/2) ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden (resen) almak zorundadır (TMK.m.169). O halde; Türk Medeni Kanununun 185/3. ve 186/3. maddeleri uyarınca, tarafların ekonomik ve sosyal durumları da gözetilerek dava tarihinden geçerli olmak üzere kadın yararına uygun miktarda tedbir nafakasına hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
5-Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. (TMK.m.175) Toplanan delillerle, boşanmaya sebep olan olaylarda davalı-davacı kadının daha ağır kusurlu olmadığı, her hangi bir geliri ve malvarlığının bulunmadığı, boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceği gerçekleşmiştir. O halde, davalı-davacı kadın yararına geçimi için uygun miktarda yoksulluk nafakası takdiri gerekirken isteğin reddi doğru görülmemiştir.
Temyiz edilen hükmün yukarıda 2, 3/a-b, 4 ve 5. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, ziynetlere ilişkin davalı-davacı kadının temyiz itirazlarının reddiyle hükmün bu bölümünün yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, bozma sebebine göre de davacı-davalı koca yararına hükmolunan vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, oybirliğiyle karar verildi.20.12.2012 (Prş.)