İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi

İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince sanıklar hakkında tefecilik suçundan kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Keşan 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.09.2017 tarihli ve 2016/328 Esas, 2017/361 sayılı Kararı ile sanıkların zincirleme tefecilik suçundan ayrı ayrı cezalandırılmalarına hükmolunmuştur.

2.Sanıklar ... ve ... müdafileri ile katılan kurum vekilinin istinaf talebi üzerine duruşma açılmadan yapılan inceleme neticesinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 08.10.2018 tarihli ve 2018/842 Esas, 2018/1993 sayılı Kararı ile kararın istinaf etmeyen sanıklara da sirayet edeceği gözetilmek suretiyle ilk derece mahkemesince kurulan hükümlerin kaldırılarak atılı suçtan sanıkların beraatine hükmedilerek istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

Katılan vekilinin temyiz istemi; sanıkların atılı suçtan cezalandırılmaları yerine eksik inceleme ile verilen beraat kararların bozulması talebine ilişkindir.

5271 sayılı Kanun'un "Bölge adliye mahkemesinde inceleme ve kovuşturma" başlıklı 280. maddesinde;
"(1)Bölge adliye mahkemesi, dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra;
a) İlk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığında istinaf başvurusunun esastan reddine, 303 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı hâlinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine,
....

Karar verir " şeklinde düzenleme yer almaktadır.
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.07.2022 tarihli ve 2021/9-359 Esas, 2022/528 sayılı Kararında "Bölge Adliye Mahkemesinin, ilk derece mahkemesinin maddi olayın gerçekleşme biçimine ilişkin kabulünü değiştirmemesi, dosyaya yeni bir delil ikame etme yoluna gitmemesi, ilk derece mahkemesinin dosyada mevcut delilleri takdir etmek suretiyle ulaştığı sonucu isabetli bulmayarak aynı delilleri yeniden değerlendirip farklı bir sonuca ulaşması, 7035 sayılı Kanun'un gerekçesinde de belirtildiği üzere değişiklikle amaçlanan hususlardan birinin Bölge Adliye Mahkemelerinin daha etkin ve verimli bir şekilde çalışmalarının sağlanması olması hususları birlikte gözetildiğinde; Bölge Adliye Mahkemesinin duruşma açmaksızın dosya üzerinden yaptığı inceleme neticesinde ilk derece mahkemesince mahkûmiyetine hükmedilen ... sanık ve suça sürüklenen çocukların beraatlerine karar verebileceği" belirtilmiştir.

Yukarıda zikredilen kanun hükmü ve Ceza Genel Kurulu kararı ışığında somut olay değerlendirildiğinde;

İlk derece mahkemesince sanıkların zincirleme tefecilik suçundan cezalandırılmalarına karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılmadan dosyadaki mevcut delillere göre yapılan değerlendirme sonucunda sanıkların yüklenen suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesinin ulaştığı sonuçların isabetli bulunmadığı ve sanıklar hakkında verilen mahkumiyet kararlarına ilişkin olarak hüküm fıkralarının tamamen hükümden çıkarılarak yerine sanıkların atılı suçtan ayrı ayrı beraatlerine karar verilmesi gerektiğine dair ibare eklenmek ve istinaf talebinde bulunmamış olan sanıklar ... ve ...'ya beraat kararının sirayet ettirilmesi suretiyle sanıklar ... ve ... müdafii ile katılan kurum vekilinin istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verildiği anlaşılmış ise de; Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrası, 5271 sayılı Kanun'un 34/1 ve 230/1. maddeleri ile 289/1-(g) madde, fıkra ve bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince düzeltilen ilk derece mahkemesi hükümlerinin Yargıtay incelemesine tabi ve kesinleşmesi halinde infaza verilecek hükümler olacağı gözetilerek, kararların dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre ulaşılan sonuçların, iddia, savunma ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmeler ile hangi gerekçeyle hangi delillere üstünlük tanındığının açık olarak düzeltilen hükümlerin gerekçesine yansıtılması, bu kapsamda ilk derece mahkemesince verilen mahkumiyet kararlarının gerekçesi ve hüküm fıkralarıyla birlikte bir bütün halinde sanıkların cezalandırılmalarına ilişkin ibareler içermesi nedeniyle kararların 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a madde, fıkra ve bendi uyarınca bir bütün halinde kaldırılarak oluşa ve kabule uygun şekilde yeni hükümler kurulması sonrasında anılan kararlara yönelik istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yalnızca ilk derece mahkemesinin hüküm fıkralarının hükümden çıkarılarak sanıkların atılı suçtan ayrı ayrı beraatlerine dair ibarelerin hüküm fıkralarına eklenmesi fakat sanıkların ayrı ayrı cezalandırılmalarına dair anlatımı içeren gerekçenin hükümden çıkarılmaması, bu suretle infazda tereddüde yol açacak ve gerekçeyle hüküm arasında açık çelişkiye neden olacak şekilde kararlar verilmesi,
Hukuka aykırı görülmüştür.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanıklar hakkında zincirleme tefecilik suçundan Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararlara yönelik katılan kurum vekilinin temyiz isteği ile dosya kapsamında tespit edilen diğer hususlar nazara alındığında, sair yönleri incelenmeyen hükümlerin, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, bozma kararının içeriği doğrultusunda 5271 sayılı Kanun'un 304/2-b madde, fıkra ve bendi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
08.10.2024 tarihinde karar verildi.