Beraat, kaçak eşyanın müsaderesi
Sanık hakkında kurulan hükmün; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
1.Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz istemi; sanığın savunması hayatın olağan akışına aykırı olup dava konusu kaçak sigaraların tütün satışı yapılan iş yerinde ele geçmesi karşısında sanığın cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile beraatine karar verildiğine ve re'sen tespit edilecek nedenlere ilişkindir.
2.O yer Cumhuriyet savcısının temyiz istemi; sanığın savunması tutarsız ve hayatın olağan akışına aykırı olup, mahkûmiyetini gerektirir mahiyette delil bulunduğundan, sanığın cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.
Olay tutanağına göre; Sakarya Valiliği, İl Mahalli İdareler Müdürlüğünün 03.03.2016 tarihli üst yazısı ile
Sakarya İl Emniyet Müdürlüğüne gelen talimat yazısına istinaden, Sakarya ili, Çark caddesi Yaya Güven Timlerinden oluşan 6 polis ekibi tarafından sorumluluk sahalarında bulunan bandrolsüz tütün ve tütün mamülü satılması muhtemel 6 iş yerinde yapılan denetim ve kontrollerde, tezgah üstlerinde ve açık raflarda bandrolsüz sigara bulunduğu ve satışı yapıldığı görülerek, iş yerlerine girilip polis tanıtma kartları gösterildikten sonra iş yeri işletmecilerine iş yerlerinde başka kaçak sigara bulunup bulunmadığının sorulduğu, bunun üzerine işletmecilerin tezgah üstlerinde ve açık raflarda bulunan kaçak sigaraları görevlilere rızaen teslim ettiği, bu çerçevede bu iş yerlerinden biri olan Adapazarı/ Sakarya adresinde faaliyet gösteren sanığa ait Adıyaman Tütüncülük adlı iş yerinden 6 farklı markadan 66 paket kaçak sigaranın muhafaza altına alındığı belirtilmiştir.
Sanık, müdafii bulunmaksızın alınan kolluk ifadesinde; bahse konu ruhsatsız iş yerinin kendisinin işletmekte olduğunu, yakalanan sigaraların kendisine ait olmadığını, olay günü iş yerine gelen yabancı uyruklu bir şahsın kendisine söz konusu kaçak sigaraları satmak istediğini, ancak bunu kabul etmediğini, akabinde şahsın sigaraları iş yerine bırakıp, bir yere kadar gideceğini, hemen döneceğini söylerek iş yerinden ayrıldığını, bu sırada polislerin gelerek iş yerinde bulunan sigaraları gördüklerini, konuyu polislere izah edip kaçak sigaraları teslim ettiğini, suçlamayı kabul etmediğini beyan etmiştir.
Ele geçen kaçak sigaralar nedeniyle sanık hakkında, suç tarihinde yürürlükte bulunan 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin beşinci, onuncu ve onsekizinci fıkraları uyarınca cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmıştır.
Sanık mahkemedeki savunmasında; iş yerinin kendisine değil.... adlı şahsa ait olduğunu, olay tarihinde bahse konu iş yerinde misafir olarak bulunuyor olduğunu, iş yerine polislerin geldiği sırada iş yeri sahibinin lavaboya gitmiş olduğunu, iş yerinde bulunduğu sırada yabancı uyruklu bir şahsın iş yerine gelerek bir paket bırakmak istediğini ve ayakkabı kutusu içerisindeki paketi bıraktığını, daha sonra gelip alacağını söylediğini, bu şahsa fırına gidip ekmek alıp geleceğini söylemesi nedeniyle iş yerine kutuyu bırakmasına izin verdiğini, birkaç dakika sonra polis memurlarının gelerek iş yerinde arama yaptıklarını, sigaraların kendisine ait olmadığını, sigaraların satışını yapmadığını, kollukta alınan ifadesinin zapta yanlış geçmiş olduğunu, iş yerinin kendisine ait olduğunu söylemediğini, okunan tutanaklara karşı alınan beyanında ise aleyhine olan hususları kabul etmediğini belirtmiştir.
Sanık hakkında kurulan hükme yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde; davaya konu olay tutanağının münhasıran sanığa ait iş yerine değil de 6 ayrı iş yerine ilişkin olarak düzenlenmesi ve tüm iş yerleri için kaçak sigaraların ele geçme biçimi itibarıyla genel geçer ifadeler içermesi, sanığın mahkeme huzurunda alınan savunmasında, ele geçen sigaraların kutu içerisinde olduğunu, polislerin iş yerinde arama yapmış olduklarını beyan ederek sigaraların tezgah üzerinde ve raflarda ele geçmiş olduğu yönündeki olay tutanağı içeriğini kabul etmemesi karşısında; dosya kapsamında, sanık ve kaçak eşya konusunda mahkemece verilmiş usulüne uygun bir arama kararı olmadığı gibi gecikmesinde sakınca olduğu gerekçesiyle Cumhuriyet savcısı tarafından da verilmiş bir yazılı arama izni ya da Cumhuriyet savcısına ulaşılamaması nedeniyle kolluk amirince verilmiş yazılı arama emri de bulunmamasına göre, somut olayda iş yerinde yapılan aramanın usul ve yasaya aykırı olduğu, usulsüz arama sonucu ele geçen eşyanın yasak delil niteliğinde olduğu, bu eşyanın kaçak olmasının durumu değiştirmeyeceği, Anayasa'nın 38 inci maddesinin ikinci fıkrası, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 206 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi, 217 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 230 uncu maddesinin birinci
fıkrası gereği hukuka aykırı surette elde edilen delillere dayanılarak mahkûmiyet hükmü kurulamayacağı, sanığın atılı suça ilişkin inkarı karşısında sanığın mahkûmiyetini gerektirir nitelikte dosyada başkaca delil de bulunmadığı ve sanık hakkında bu nedenle beraat kararı verilmesi gerekirken; sanığın kaçak sigaraları ticari amaçla bulundurduğuna dair mahkûmiyetini gerektirir nitelikte delil elde edilemediğinden şeklindeki hatalı gerekçe ile beraat kararı verilmiş ise de, verilen beraat kararının, sonucu itibarıyla doğru olduğu belirlenmiştir.
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan ... İdaresi vekili ve o yer Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen aşağıda belirtilen husus dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
Dava konusu eşyanın müsaderesi sırasında uygulama maddesi olan 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası yerine 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin gösterilmesi ve müsadere hükmüne atıf yapan 5607 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin birinci fıkrasının belirtilmemesi suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına muhalefet edilmesi isabetli bulunmamış olup, söz konusu hukuka aykırılığın Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılan ... İdaresi vekili ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükmün müsadereye ilişkin bölümünden ''TCK.nın 54 maddesi'' ibaresinin çıkarılması, yerine gelmek üzere hükme ''5607 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin birinci fıkrası yollaması ile 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası'' ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 08.10.2024 tarihinde karar verildi.