Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
TÜBİTAK Gebze Yerleşkesi tarafından 23.07.2012 tarihli personel taşıma servisi hizmet alımı ihalesine katılmak üzere bekleyen sanığın, bu ihaleye girmek için bekleyen ... Turizm şirketinin yetkilisi ...'ye, ihaleye katılmaması yönünde baskı yaparak her iki firmanın ihale dışında bırakılmasına ayrıca ihalenin iptaline neden olduğunun kabulüyle ihaleye fesat karıştırmaya teşebbüs suçundan cezalandırılmasına karar verilmiş ise de; olay yerinde emniyet görevlileri tarafından düzenlenen 23.07.2012 tarihli "... yerleşke binasının sağ tarafında bulunan otopark kısmında iki şahsın ağız tartışması yaptıkları duyulması üzerine belirtilen yere gidildiğinde ... firmasının yetkilisi ... olduğu öğrenilen şahsın ihaleye katılımcı olarak bulunan ... Turizm yetkilisi ... isimli şahsa ihaleye neden katıldığı yönünde ağız münakaşası yaptıkları görülmüş, şahıslara kendimizi tanıtarak sorulduğunda ...'nin ihaleye katılmaması yönünde ... tarafından söylemlerde bulunduğu yönünde beyanı üzerine şikayeti olup olmadığı sorulmuş, şikayetinin olmadığını beyan etmesi üzerine şahıslar birbirinden uzaklaştırılarak takviye ekiple TÜBİTAK güvenlik görevlilerince gerekli tedbirler alınmış olup..." şeklindeki tutanak, sanığın tüm aşamalarda değişmeyen, ... ile aralarında başka bir alacak verecek meselesi bulunduğuna, aralarındaki tartışmanın bu nedenle olduğuna dair anlatımı, mağdur ...'nin kolluktaki beyanında, ...'la karşılaştığımda bana "ihaleye neden giriyorsunuz, işimizi bozmayın" şeklinde sözler söylediğini bildirmesi, mahkemede sanığın alacak verecek meselesine ilişkin beyanlarını doğrulaması ile 5237 sayılı Kanun'un 235. maddesinde ihaleye fesat karıştırma halleri yasa koyucu tarafından tahdidi olarak sayılmış olup, sanığın eyleminin ancak aynı Kanun'un 235/2-c maddesinde yer alan “Cebir veya tehdit kullanmak suretiyle ya da hukuka aykırı diğer davranışlarla, ihaleye katılma yeterliğine veya koşullarına sahip olan kişilerin ihaleye, ihale sürecindeki işlemlere katılmalarını engellemek” suçuna uyabileceği, bu düzenlemede yer alan cebir veya tehdidin 5237 sayılı Kanun'un 86 veya 106. maddeleri kapsamında olması gerektiği, buna karşılık mahkemece sanığın mağdura cebir veya tehdit uyguladığına dair bir kabulü bulunmaması ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; sanığın, mağdura yönelik 5237 sayılı Kanun'un 235/2-c madde-fıkra ve bendi ya da anılan madde kapsamında değerlendirilebilecek bir eyleminin bulunmadığı gözetilerek atılı suçtan 5271 sayılı Kanun'un 223/2-a maddesi uyarınca beraati yerine yanılgılı değerlendirme sonucunda yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Kabule göre de;
Hükmün gerekçesinde sanığın 5237 sayılı Kanun'un 235/1-a, 35/2. maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verildiği belirtildiği halde hükümde aynı Kanun'un 235/1. maddesi uyarınca cezalandırılması suretiyle gerekçeyle hüküm arasında açık çelişkiye neden olunması,
4734 sayılı Kanun'un 17. maddesi delaletiyle 59. maddesi gereğince sanık hakkında ihalelerden yasaklama kararına hükmolunmaması,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA 08.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.