Yerel Mahkemenin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararının sanık tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde;
Sanık hakkında, İzmir 7. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 23.01.2015 tarih, 2014/426 Esas, 2014/940 Karar sayılı asıl mahkumiyet kararının sanık tarafından temyiz edilmemesi üzerine kesinleştiği, aynı dosyada sanık olan ...'in temyizi üzerine, Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nce 02.12.2019 tarihli karar ile bozma kararı verildiği, bozma sonrasında sanığın sirayet ettirilmesi talebinin kabulü üzerine yapılan yargılamada, Yargıtay 18. Ceza Dairesi’nin kararına uygun olarak, mahkemece bozma kararı sanık yönünden de sirayet ettirilerek 17.09.2020 tarihinde sanığın cezalandırılmasına karar verildiği, sanık tarafından bu kararın temyiz edildiği anlaşılmış ise de,
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 31.10.2012 tarih, 2011/777 Esas, 2012/1819 sayılı kararında da belirtildiği üzere, 5271 sayılı Kanun'un 325. maddesindeki sirayete ilişkin düzenleme, hükmü temyiz etmeyenlerin veya temyiz istemi reddedilenlerin, temyiz edenlerden daha ağır bir ceza ile cezalandırılmaları adaletsizliğini gidermek amacı ile yasaya konmuştur. Bu suretle temyiz edenler lehine oluşacak durumdan, temyiz etmeyenlerin de istifadesi sağlanmış olacaktır.
Lehe bozmadan 1412 sayılı Kanun'un 325. maddesi uyarınca faydalanan sanık hakkında bozmadan sonra yeniden kurulan hükmü, sanığın temyize yetkisi bulunmadığından, 5320 sayılı Kanunun 8/1 ve 1412 sayılı Kanun'un 317. maddeleri uyarınca sanığın Tebliğname' ye aykırı olarak, TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE,
Esası incelenmeyen dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
08.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.