Mahkumiyet
Sanığın yakalandığı yer mahkemesinde alınan savunmasında müdafi talebinde bulunmadığı gibi 5271 sayılı CMK'nin 150. maddesinin 2. ve 3. fıkraları gereğince de sanığa zorunlu müdafi atanmasını gerektirecek bir durum da olmamasına rağmen gerekçeli kararın sanığın savunması alındığı esnada mahkemenin istemi üzerine baro tarafından atanan müdafiye tebliğ edilmesi nedeniyle tebligatın usulsüz olup temyiz süresini başlatmayacağı anlaşılmış ise de; 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 32/2. maddesinde yer alan “Tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılır.” hükmü uyarınca sanığın 02.09.2015 tarihi itibarıyla bu kararın infazına başlanması nedeniyle karardan haberdar olduğu halde sanığın vekalet verdiği müdafisinin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 310. maddesinde öngörülen bir haftalık yasal süreden sonra 29.12.2015 tarihli dilekçe ile temyiz talebinde bulunduğu anlaşılmakla; temyiz isteminin aynı Kanun'un 317. maddesi uyarınca REDDİNE, 25.04.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.