Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Batman 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.06.20118 tarihli ve 2018/83 Esas, 2018/623 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında; resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204/1,62,58 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 02.11.2020 tarihli ve 2018/3215 Esas, 2020/1308 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanığın istinaf başvurusunun kabulü ile duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilerek sanık hakkında, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-a maddesi gereği beraatine karar verilmiştir.

Cumhuriyet Savcısı, sanığın atılı suçu işlediğine ilişkin dosyada yeterli delil bulunduğunu ve verilen beraat hükmünün usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararı temyiz etmiştir.

İlk derece Mahkemesince dolandırıcılık suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince mahkûmiyet hükmü kaldırılarak duruşma açılmaksızın 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a ve 303/1/a maddeleri uyarınca beraat kararı verilmiş ise de, mevcut delillerin yeniden değerlendirilmesi suretiyle yeni bir hüküm kurulup ilk Derece Mahkemesinin olaya ilişkin kabulunden farklı olarak beraat kararı verilmesinin, 5271 sayılı Kanun'un 303-1-a maddesine girmediği ve bu hususa ilişkin değerlendirilmenin aynı Kanun'un 280-1-g maddesine göre duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin ikinci fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması suretiyle yapılabileceği gözetilmeden, duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda sanığın beraatine karar verilmesi,

2-Kabule göre de; dosyada mevcut Diyarbakır Kriminal Polis Laboratuvarının 02/10/2017 tarihli Uzmanlık Raporunda suça konu nüfus cüzdanı üzerinde yapılan incelemede, baskı tekniği, kağıt kalitesi, UV ışık kaynağı ve mikroskop altında görülebilen detay güvenlik unsurları yönlerinden orijinal örneklerinden farklılık arz etmesi nedeniyle belgenin tamamen sahte olduğu ve aldatma yeteneğine haiz olduğunun tespit edilmesi ve yine dosyada bulunan dava konusu sahte nüfus cüzdanının incelenmesinde, fotoğraf üzerinde bulunan soğuk mühür izinin belge üzerinde devam ettiği, fotoğrafın nüfus cüzdanında bu alan için ayrılmış olan çizgilerin dışına taşmayacak ebatlarda kesilerek yapıştırıldığı, nüfus cüzdanının arkasında nüfus müdürünün imzalayacağı alanda mühür ve ıslak imza görüntüsünün bulunduğu bu haliyle resmi belgede sahtecilik suçunun unsurları oluştuğu halde yazılı şekilde karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesi kararına yönelik Cumhuriyet savcısının temyiz isteği yerinde görüldüğünden başkaca yönleri incelenmeyen hükmün, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-b maddesi uyarınca takdîren Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.10.2024 tarihinde karar verildi.