Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 26/02/2015 gününde verilen dilekçe ile önalım hakkından kaynaklanan tapu iptali ve tescil talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 17/03/2016 günlü hükmün davalı ... tarafından tavzihi istenmesi üzerine verilen 29/12/2017 günlü ek kararın Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

Dava, önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkilinin paydaşı olduğu 140 parsel sayılı taşınmazda davalıların muhtelif tarihlerde hisse satın aldığını ileri sürerek önalım hakkına dayalı olarak davalılar adına kayıtlı tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne, karar verilmiş, temyiz eden ...’ın temyiz hakkından feragat etmesi üzerine hüküm bu davalı açısından 10.05.2016 tarihinde kesinleştirilmiştir.
Davalı ... 29.12.2017 tarihli dilekçe ile bütün davalıların ödemesi gereken harcın tamamının (37.814,69 TL) kendisi adına vergi dairesince tahakkuk ettirildiği, kendisine ödenen önalım bedelinin 4.425,00 TL olduğu kararda belirtilen önalım bedelinin dağıtım tutarlarına göre harç tutarının dağıtılması gerektiğini ileri sürerek hükmün tavzihini talep etmiştir.
Mahkemece, 29.12.2017 tarihli ek karar ile talebin tavzihe değil temyize konu olduğu gerekçesi ile talebin reddine karar verilmiştir.
Ek karar davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunun 305. maddesi incelendiğinde, hükmün tavzihi ancak hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflarca hükmün açıklanması, tereddüt ya da aykırılığın giderilmesi için istenebilir. Madde metninden açıkça anlaşılacağı üzere, taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamayacak, genişletilemeyecek ve değiştirilemeyecektir. Tavzih yoluyla hüküm değiştirilemeyeceğinden davacı vekilinin hükmün değiştirilmesine yönelik talebinin mahkemesince reddine dair verilen ek kararda bir isabetsizlik bulunmadığından, 29.12.2017 tarihli ek kararın onanması gerekmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle ve yapılan yargılamaya, dosya içeriğine ve temyiz olunan ek kararda yazılı gerekçelere göre davacı vekilinin yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun ek kararın ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, 08.04.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.