Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. İzmir 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.10.2017 tarihli ve 2017/604 Esas, 2018/810 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı TCK’nın 157/1 ve 53/1. maddeleri uyarınca cezalandırılması talebiyle açılan kamu davasının yapılan yargılaması neticesinde sanığın, 5271 sayılı CMK'nın 223/2-e maddesi gereği beraatine karar verilmiştir.

2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 11.04.2019 tarihli ve 2017/3338 Esas, 2019/959 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek 5271 sayılı CMK’nın 280/1-g maddesi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı TCK’nın 157/1, 62/1,52/2-4 ve 53/1. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 30.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, taksitlendirmeye ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

Sanık müdafiinin temyiz istemi, eksik inceleme ve delillerin takdirinde yanılgıya düşülmesi neticesinde sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulduğuna, beraat kararı verilmesi talebine ilişkindir.

Dava dosyası kapsamına göre Bölge Adliye Mahkemesi tarafından duruşma açılarak yapılan inceleme neticesinde delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmediğinden Tebliğname'nin bozma görüşüne iştirak olunmamıştır.
Sanık hakkında hükmolunan adlî para cezasının ödenmemesi hâlinde hapse çevrileceğine karar verilmiş ise de adlî para cezasının ödenmemesi halinde izlenecek yöntemin, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 106/3 maddesinde belirtildiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 23.01.2018 tarihli ve 2017/12-463 Esas, 2018/20 Karar sayılı kararı uyarınca da bu hususun infaz aşamasında dikkate alınabileceği anlaşıldığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Taraflar arasında uzlaşmanın sağlanamadığı gözetilerek yapılan incelemede; yargılamanın hukuka uygun olarak yapıldığı, iddia ve savunmada ileri sürülen hususların gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hukuka uygun yöntemlerle elde edilen delillerin değerlendirilerek fiilin sanık tarafından işlendiğinin tespit edildiği, suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, cezanın kanuni takdir sınırlarında uygulandığı tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, sanık müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hükümlerde hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca İzmir 4. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.10.2024 tarihinde karar verildi.