SUÇLAR: Çocuğun cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma

HÜKÜMLER: Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından cezalandırılması talebiyle açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, Bakırköy 11. Ağır Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi ile sanığın kayda göre on iki yaşında olan mağdureyi idaresinde araca arkadaşı tanık Nevin'in ısrarı ile bindirerek araçta yalnız kaldıkları sırada "bana 10 dakika ayıracaksın, arabayı buradan iterim ikimizde ölürüz'' şeklinde sözler sarf edip mağdurenin araçtan inmesi ile dudaklarından zorla öptüğü, elini tişörtünün içine sokup göğüslerine dokunduğunun kabulü ile sanığın çocuğun cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından mahkumiyetine karar verilmiştir.

A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği

Temel cezanın üst sınırdan belirlenmesi ile takdiri indirim hükümleri uygulanmaksızın hüküm kurulması gerektiğine ilişkindir.

B. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği
Mağdurenin yaşını on sekiz olarak beyan etmesinden ötürü yaş hususunda hataya düşüldüğüne, olay günü mağdure ile yalnız kalmayan sanığın yaş hususunda hataya düştüğünü anlayınca adı geçenle görüşmeyi sonlandırdığına, mağdurenin araca kendi rızasıyla binmesi karşısında yasal unsurları itibarıyla oluşmayan kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda aksinin kabulünde dahi etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasının gerektiğine, mağdurenin çelişkili ifadelerinden başka mahkumiyeti gerektirecek delil bulunmadığına ilişkindir.

1. Mağdurenin 21.07.2014 tarihli soruşturma ifadesinde tehdit suretiyle sanığın aracına bindikten sonra sanığın tehdit söylemlerine devam edip cinsel eylemde bulunduğunu beyan etmesine karşın 17.11.2015 tarihli celsedeki beyanında tehdit veya zor yoluyla bir eylemde bulunulmadığını, sanığın aracına rıza ile bindikten sonra cinsel eylemlerde bulunulduğunu ancak eve geç gitmesi ile ailesinin sorgulaması üzerine korku hali ile eylemlerin tehdit suretiyle işlendiğine dair ifade verdiğini, sanıktan şikayetçi olmadığını beyan etmesi karşısında olayın intikal şekli ve süresi, sanığın inkara dayalı savunması, tanık anlatımları ve tüm dosya kapsamı ile birlikte değerlendirildiğinde mağdurenin aşamalarda değişen beyanları dışında sanığın mağdureye yönelik eylemlerini cebir, tehdit veya hile ile gerçekleştirdiğine dair her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek mevcut şüphenin sanık lehine değerlendirilmesiyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılmada temel cezanın 5237 sayılı Kanun'un 109/1. maddesi uyarınca tayin edilmesi gerektiği ile çocuğun cinsel istismarı suçunda belirlenen cezada 5237 sayılı Kanun'un 103/4. maddesi uyarınca arttırım yapılmaması gerektiği nazara alınmadan yazılı şekilde uygulama ile fazla ceza tayin edilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

2. Kabul ve uygulamaya göre de;
a) Mahkemesince suç tarihi gerekçeli karar başlığında "21.06.2014" olarak gösterilmiş ise de; mağdurenin 21.07.2014 tarihli ifadesinde sanığın bir ay önce tanışma isteği ile mesaj attığı, anılan tarihten iki hafta sonra da aracına binmesi ile cinsel eylemlerin gerçekleştiğini beyan etmesi ve kanuni temsilci Manil'in de 21.07.2014 tarihli ifadesinde olayın bir hafta önce yaşandığını beyan etmesi karşısında belirlenen suç tarihinde, 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe girerek cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda değişiklik yapan 6545 sayılı Kanun ile getirilen hükümlerin yürürlükte olduğu gözetilerek anılan düzenlemeye göre hüküm kurulması yerine suç tarihinin hatalı tespiti ile lehe - aleyhe Kanun değerlendirmesi de yapılmaksızın 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik öncesi yürürlükteki kanun maddesine göre hüküm kurulması,

b) Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 109/1. maddesinde düzenlenen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından cezalandırılması talebi ile görülen yargılamada aynı maddeden cezalandırılması talepli esas hakkında mütalaada bulunulmasına karşın değişen suç vasfına göre 5271 sayılı Kanun'un 226/1. maddesine aykırı şekilde ek savunma hakkı tanınmaksızın 5237 sayılı Kanun'un 109/2. maddesi uyarınca temel ceza tayin edilmesi suretiyle savunma hakkının kısıtlanması hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Bakırköy 11. Ağır Ceza Mahkemesinin kararına yönelik katılan Bakanlık vekili ve sanık müdafiinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

07.10.2024 tarihinde karar verildi.