Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi birleşen davanın davacısı-asıl davanın davalılarından ... ile asıl davanın davalıları ..., ... ve ... tarafından istenilmiş olup, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Asıl ve birleşen dava taşınmazlar üzerinde bulunan muhtesatların aidiyetinin tespitine ilişkindir.
1-İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, toplanıp değerlendirilen delillere ve hüküm yerinde gösterilen gerekçelere, görülmekte olan davanın açılmasına esas olan ortaklığın giderilmesi davası sırasında, taşınmazın satış bedelinin taşınmaz paydaşlarına dağıtılmasına esas dağıtım cetvelinin düzenlenebilmesi için taşınmaz ve üzerindeki muhdesatların değerinin tespit edileceği, bu değerlendirmeye göre oranlama yapılıp satış bedelinin hisseler oranında paylaştırılmasına karar verileceğine göre tarafların buna ilişen ve aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Tarafların oluşturulan hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince; öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre birleştirilmiş olsa bile birleşen her dava bağımsızlığını korur. Bu hukuksal olgunun sonucu olarak davaların birleştirilmesi durumunda mahkemece tek bir dava açılmış gibi her iki davadaki istemler birleştirilerek tek bir hüküm verilemez. Davaların her birinin bağımsızlığını koruduğu gözetilerek hüküm yerinde birleşen davalardan her biri hakkında ayrı ayrı olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerekir. Ayrıca davanın birden fazla istek kalemini içermesi durumunda dava dilekçesinde belirtilen her bir istek kalemi hakkında olumlu ya da olumsuz bir hüküm verilmesi zorunlu olduğu gibi, dava dilekçesindeki istemlerin tümünün yerinde görülmesi halinde davanın kabulüne, bir kısmının yerinde görülmesi halinde ise davanın kısmen kabulüne karar verilmesi, kısmen kabul kararı verilmesi halinde yerinde görülen ve yerinde görülmeyen istek kalemlerinin hüküm yerinde ayrı ayrı gösterilmesi gerektiği kuşkusuzdur.
Somut olaya gelince; mahkemece asıl ve birleşen davalar hakkında tek bir hüküm oluşturulduğu gibi, karar başlığında da asıl ve birleşen davanın tarafları açıkça belirlenmemiştir. Davaların her birinin bağımsızlığını koruduğu gözardı edilerek ve infazda kuşku yaratır şekilde hüküm oluşturulamaz.
Hal böyle olunca az yukarıda açıklanan hukuki olgular gözönünde tutularak asıl ve birleşen davanın taraflarına karar başlığında doğru şekilde yer verilmeli ve hüküm yerinde de her bir dava yönünden ayrı ayrı hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece usule aykırı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi kabule göre de muhdesatların taşınmazın zemininden bağımsız mülkiyetinin olamayacağı düşünülmeksizin muhdesatları meydana getirenlerin tespitiyle yetinilmeyip yazılı şekilde mülkiyet tespitine karar verilmesi ve kabulüne karar verilen ağaç niteliğindeki muhdesatların sayısı, cinsi ve yaşı gibi ayırıcı özelliklerine hüküm yerinde yer verilmeksizin bilirkişi raporuna atıfta bulunmakla yetinilerek infazda kuşku yaratacak şekilde hüküm oluşturulması dahi isabetsiz, az yukarıda isimleri geçen davacı ve davalıların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün taraflar yararına BOZULMASINA, peşin ödenen harcın istek halinde ilgililerine iadesine, 04.10.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.