Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine karar verilmesini istemiştir.

Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.

Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı işçi, 2009 yılı Haziran ayından itibaren bilgisayar teknolojileri teknisyeni olarak davalı işyerinde çalıştığını, son net ücretinin 930,00 TL olduğunu, iş sözleşmesinin 05.08.2010 tarihinde işyerinin insan kaynakları şefi Ebru Örmeci tarafından performans düşüklüğü gerekçe gösterilerek sözlü olarak sonlandırıldığını, fesih sebebinin gerçek durumu yansıtmadığını, davacının savunmasının alınmadığını belirterek, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı davacının davalı işyerinde 2009 yılı Eylül ayında işbaşı yaptığını, iş başvurusunda ... Üniversitesi ...Okulu Bilgisayar Programcılığı bölümünden mezun olduğunu söyleyip başvuru formuna da bu şekilde bilgi yazdığını, davalının davacıyı yüksek okul mezunu olması nedeniyle bilgisayar teknolojileri teknisyeni olarak işe alıp, bu bölümde çalıştırmak istediğini, işe başladıktan sonra kendisinden istenen belgeler arasında diplomanın da olmasına rağmen davacının bu belgeyi daha sonra sunacağını söyleyerek şirkete vermekten kaçındığını, bu konuda sözlü ve yazılı uyarılarda bulunulduğunu, ancak davacının işverenin bu talebini sürekli ertelediğini, 07.07.2010 tarihinde tekrar yazılı talepte bulunularak diplomasının istendiğini, 23.07.2010 tarihinde yazının tebliğine rağmen davacının belgeyi sunmadığını, kendisini yüksek okul mezunu gibi göstererek işbaşı yapan davacının işvereni yanılttığını, bu sebeple iş sözleşmesinin 05.08.2010 tarihinde yazılı olarak sonlandırıldığını, davacının fesih bildirimini tebliğden kaçınması üzerine 06.08.2010 tarihinde noter kanalıyla tebligat yapıldığını, davacının işvereni yanıltmış olması durumu haklı sebep olarak kabul edilmeyecek olsa bile davranışının geçerli sebeple feshi gerektirdiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, işverence yapılan feshin geçerli nedene dayanmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacının iş sözleşmesinin haklı ve geçerli nedenle feshedilip edilmediği noktasında toplanmaktadır.
4857 Sayılı İş Kanunu m.25/II-a’daki düzenlemeye göre “İş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri için gerekli vasıflar veya şartlar kendisinde bulunmadığı halde bunların kendisinde bulunduğunu ileri sürerek, yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler veya sözler söyleyerek işçinin işvereni yanıltması” işverence haklı fesih nedenidir.
Görüldüğü üzere Kanun, işçinin ahlak ve iyiniyet kurallarına uygun davranması gereğini iş sözleşmesi yapılmasından sonraki dönemle sınırlandırmamış, iş sözleşmesi henüz yapılmadan önceki dönemde gerçekleştirilen görüşmeler sürecinde de işçiye bu yükümlülüğü yüklemiştir. Ayrıca Kanun, işçinin işvereni yanıltması halinin işveren açısından haklı neden sayılmasını, yanılgının sözleşmenin esaslı noktalarından birine ilişkin olması şartına bağlamaktadır. Burada esaslı unsur kavramıyla ifade edilmek istenen iş sözleşmesine göre değişir nitelikte olup, iş sözleşmesinde genel iş anlayışı ve durumun gereklerine göre tarafların üzerinde muhakkak uyuşmaları gereken hususlardır.
İşverenin işçiyi işe alırken onun elverişliliği açısından bilgi edinmek üzere sorduğu veya doldurulmasını istediği personel bilgi formlarında yer alan soruları işçi dürüstlük kuralları çerçevesinde doğru olarak cevaplamak zorundadır. İşçinin, iş görme ediminin ifası açısından önemli olan konularda, işvereni yanıltıcı bilgi vermesi veya açıklama yapması halinde, İş Kanunu m.25/II-a uyarınca işverenin iş sözleşmesini derhal fesih hakkı doğar.
Somut olayda davacının bilgi teknolojileri teknisyeni olarak çalıştığı, davacının işe başvuru yaptığı sırada çalışacağı bölümle ilgili ön lisans diploması aldığını belirttiği ancak daha sonra bunun doğru olmadığı anlaşılmış ve iş sözleşmesi 4857 Sayılı Yasa m.25/II-a uyarınca feshedilmiştir.
Davacının gerçekte lise mezunu olmasına rağmen işe başvuru sırasında çalışacağı işle ilgili yüksek okul bölümünden mezun olduğu şeklinde gerçekle bağdaşmayan beyanda bulunarak işe alındığı sabittir. Davalı tarafından davacıdan mezun olduğu okulun diplomasının istenmesine rağmen davacının bunu sunmadığı, buna göre işverence durumun öğrenilmesi üzerine hak düşürücü süre içerisinde iş sözleşmesinin feshedilmesi haklı nedene dayandığı anlaşıldığından, haklı fesih nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulü yönünde hüküm kurulması hatalıdır.
4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

Yukarıda açıklanan gerekçe ile;

1-Mahkeme kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,

2-Davanın REDDİNE,

3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,

4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 328.43 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,

5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, Kesin olarak oy birliğiyle 20/12/2012 tarihinde karar verildi.