Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.02.2018 tarihli ve 2015/528 Esas, 2018/53 Karar sayılı kararı ile sanığın dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı TCK’nın 157/1 ve 53/1 maddeleri uyarınca cezalandırılması talebiyle açılan kamu davasının yapılan yargılaması neticesinde sanık hakkında 5271 sayılı CMK'nın 223/2-a maddesi gereği beraat kararı verilmiştir.
2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 29.11.2018 tarihli ve 2018/826 Esas, 2018/2541 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek 5271 sayılı CMK’nın 280/1-g maddesi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı TCK’nın 157/1, 52/2-4 ve 53/1. maddeleri uyarınca 3 yıl hapis ve 60.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, taksitlendirmeye ve hak yoksunlukların karar verilmiştir.
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; sanığın emlak alım satımı ile uğraştığına ve katılanın bankadan aldığı krediyi ödeyememesi nedeniyle evi sanığa haricen satıp cüz'i de olsa kâr etmeyi düşünerek evi devrettiğine, Bölge Adliye Mahkemesinin eksik inceleme ile karar verdiğine, suçun yasal unsurlarının oluşmadığına, 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesi uygulanırken sanığın kişisel durumuna ve somut olayın özelliklerine özgülenmiş somut bir gerekçe gösterilmediğine ilişkindir.
Sanık hakkında hükmolunan adlî para cezasının ödenmemesi hâlinde hapse çevrileceğine karar verilmiş ise de adlî para cezasının ödenmemesi halinde izlenecek yöntemin, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 106/3 maddesinde belirtildiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 23.01.2018 tarihli ve 2017/12-463 Esas, 2018/20 Karar sayılı kararı uyarınca da bu hususun infaz aşamasında dikkate alınabileceği anlaşıldığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yargılamanın hukuka uygun olarak yapıldığı, iddia ve savunmada ileri sürülen hususların gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hukuka uygun yöntemlerle elde edilen delillerin değerlendirilerek fiilin sanık tarafından işlendiğinin tespit edildiği, suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, cezanın kanuni takdir sınırlarında uygulandığı tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, sanık müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK’nın 289/1 maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hükümlerde hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.10.2024 tarihinde karar verildi.