Dava, davacının eksik hesaplandığı iddiası ile yaşlılık aylığı miktarının yeniden tespiti ve fark aylıkların kurumdan tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozmaya uyularak, hükümde belirtildiği şekilde davanın kabulüne dair karar verilmiştir.
Hükmün, davalı kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Eldeki davada, mahkemece verilen 11.07.2014 tarihli karar, Dairemizin bozma ilamı ile özetle, “…davacı hakkında davalı Kurum'dan, gerek prim borcu nedeni ile durdurulan ve borcun ödenmesi sonrası sigortalılık süresi olarak değerlendirilen, gerekse 5434 sayılı Kanuna tabi sigortalılık süreleri gözetilerek, davacının yaşlılık aylığında esas alınması gereken basamakları ile basamak intibakı sonucu oluşacak prim borcunun varlığı sorularak belirlenmeli, 5510 sayılı Kanun ile prim ve aylıkların belirlenmesinde basamak sisteminden 01.10.2008 tarihinden itibaren vazgeçildiği ve davacının prim borcu nedeni ile durdurulan sürelere yönelik prim borcunu 5510 sayılı Kanunun geçici 17. maddesi gereği belirlenen tutara göre ödediği gözetilerek, 1479 sayılı Kanunun Ek 19. maddesinin “… sigortalı veya hak sahipleri daha sonra sigortalının en son bulunduğu basamağın başvuru tarihindeki değeri üzerinden hesaplanacak borç tutarlarını tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde ödedikleri takdirde bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir. …” hükmü çerçevesinde, davacının son basamağına göre ödemesi gereken prim tutarı Kurumdan sorularak, davacının geçici 17. maddeye göre ödediği tutardan fazla olması halinde aradaki farkın ve basamak intibakından kaynaklanan prim borcunun ödenmesi için davacıya süre verilmeli, sonrasında, bu basamaklara göre başlangıçtan itibaren tahsisi gereken yaşlılık aylığı tutarı Kurumdan sorularak tespit edilmeli, davacının Kurumca belirlenen basamak ve yaşlılık aylığı miktarına itiraz etmemesi halinde bu tutarlar esas alınarak hüküm kurulması…” gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı)
Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK)
Eldeki davada ise, bozma gereklerinin yerine getirildiğinden bahsedilmesi mümkün değildir. Mahkemece, uyulan bozma ilamı ile oluşan usuli kazanılmış hak çerçevesinde, davacının 15.06.1995 tarihi itibari ile tescil basamağını belirlenmesi davalı Kurumdan talep edilmiş ve davalı Kurumca ödenmesi gereken prim tutarları bakımından çelişki oluşturacak şekilde gönderilen ve 12. Basamak esas alınarak, intibak farkı ve ihya ile yapılandırma fark prim borcunun çıkartıldığı anlaşılmakta ise de, diğer hizmetleri nedeniyle 2926 sayılı Yasa kapsamındaki intibaklı tescil basamağının belirlenmesi gereken davacı hakkında 15.06.1995 tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesi ile en yüksek 6. Basamağın veya mümkün olması yahut prim fazlasının ve şartlarının oluşması hallinde en çok 7. Basamağın esas alınması gereği dikkate alınarak, bu basamağa göre tüm sigortalılık süreleri nedeniyle oluşacak fark prim borcunun çıkartılması ve davacının ... tarihinde yaptığı ödemenin bu tutarı karşılaması halinde bu ödemeyi takip eden ... tarihinden itibaren, karşılamaması halinde ise, davacıya ödemesi gereken fark prim borcunun ödenmesi için yeniden süre verilmesi ile ödemeyi takip eden aybaşından itibaren aylığın yükseltilmesi gereklerinin dikkate alınmaması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Mahkemece açıklanan hususlar çerçevesinde, davalı kurumdan yeniden yazışma yapılmak suretiyle tescil basamağının yukarıdaki ilkelere göre belirlenmesi ve alanında uzman bilirkişi ya da bilirkişi heyetinden aylık hesabı yönünden denetime elverişli rapor alınıp irdelenerek, varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usûl ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, ...gününde oybirliğiyle karar verildi.