Dava, eksik ödendiği iddiası ile yaşlılık aylığı miktarının yeniden belirlenmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozmaya uyularak, hükümde belirtildiği şekilde davanın kabulüne dair karar verilmiştir.
Hükmün, davacı ve davalı Kurum vekillerince temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Eldeki davada, mahkemece verilen 15.01.2014 tarihli karar, Dairemizin bozma ilamı ile özetle, “…prim borcu nedeni ile durdurulan ve borcun ödenmesi sonrası sigortalılık süresi olarak değerlendirilen sigortalılık süreleri gözetilerek, davacının yaşlılık aylığında esas alınması gereken basamakları ile basamak intibakı sonucu oluşacak prim borcunun varlığı davalı Kurumdan sorularak belirlenmeli, 5510 sayılı Kanun ile prim ve aylıkların belirlenmesinde basamak sisteminden vazgeçildiği ve davacının prim borcu nedeni ile durdurulan sürelere yönelik prim borcunu 5510 sayılı Kanunun Geçici 17. maddesi gereği belirlenen tutara göre ödediği gözetilerek, 1479 sayılı Kanunun Ek 19. maddesinin “… sigortalı veya hak sahipleri daha sonra sigortalının en son bulunduğu basamağın başvuru tarihindeki değeri üzerinden hesaplanacak borç tutarlarını tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde ödedikleri takdirde bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir. …” hükmü çerçevesinde, davacının son basamağına göre ödemesi gereken prim tutarı Kurumdan sorularak, davacının Geçici 17. maddeye göre ödediği tutardan fazla olması halinde aradaki farkın ve basamak intibakından kaynaklanan prim borcunun ödenmesi için davacıya süre verilmesi, sonrasında, bu basamaklara göre başlangıçtan itibaren tahsisi gereken yaşlılık aylığı tutarı Kurumdan sorularak tespit edilmesi, davacının Kurumca belirlenen basamak ve yaşlılık aylığı miktarına itiraz etmemesi halinde bu tutarlar esas alınması itirazın varlığı halinde aylık hesabının yapılması için uzman bilirkişi ya da bilirkişi heyetinden basamak tespiti ve aylık hesabı yönünden denetime elverişli rapor alınıp irdelenerek, varılacak sonuca göre karar verilmesi…” gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun ... gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı)
Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK)
Eldeki davada ise, bozma gereklerinin yerine getirildiğinden bahsedilmesi mümkün değildir. Mahkemece, uyulan bozma ilamı ile oluşan usuli kazanılmış hak çerçevesinde, davacının 2926 Sayılı Yasa kapsamında intibak ile tescil basamağının 18 olacağına dair tespite göre oluşan fark prim borcu olan tutarı ...tarihinde ödemesi karşısında, aylığın bu ödemeyi takip eden aybaşından yükseltilmesi gereğinin gözetilmemesi usul ve yasaya aykırı olduğu gibi, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, aylığın 2926 sayılı Yasa kapsamında belirlenmesi gerektiği ve bu yasa kapsamında belirlenmiş olan basamak karşılığı göstergelerin esas alınması gerekirken, başka göstergelerin esas alındığı anlaşılmakta olup, öncelikle davalı Kurumdan aylık miktarının ve hesap donelerinin celbi ile tespit edilmesi, itiraz olması halinde 2926 Sayılı Yasa kapsamındaki göstergelerin kullanılması ile açıklanan ilkeler doğrultusunda alanında uzman bilirkişi ya da bilirkişi heyetinden aylık hesabı yönünden Kurum verileri ile karşılaştırma yapılması ve aradaki farkın kaynağının açıklanması suretiyle denetime elverişli bir hesap raporu aldırılması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi de isabetsiz olup, bozma nedenidir.
O hâlde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, ... gününde oybirliğiyle karar verildi.