Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü;
1. Katılana ait kuyumcu dükkanında pazarlama elemanı olarak çalışan sanığın, suç tarihinde katılanın iş yerinden pazarlamasını yapmak üzere teslim aldığı 50.000 TL değerindeki takı ve malzemelerin satış paralarını katılana vermediği gibi, satamadığı takı ve malzemeleri de katılana iade etmeden ortadan kaybolduğu ve bu şekilde atılı suçu işlediği iddia edilen olayda, katılanın aşamalarda değişmeyen istikrarlı beyanları ve tanık beyanlarının da katılan beyanlarını destekler nitelikte olması birlikte nazara alındığında, somut olayda hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun sübut bulduğu gözetilmeksizin sanığın mahkûmiyeti yerine beraatine hükmedilmesi,
2. 24.10.2019 tarihinde 30928 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nin 253. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine eklenen alt bentler arasında yer alan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun da uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; 6763 sayılı Kanun'un 35. maddesi ile değişik CMK'nin 254. maddesi uyarınca aynı Kanun'un 253. maddesinde belirtilen esas ve usule göre uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca hükmün Tebliğname' ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.10.2024 tarihinde karar verildi.