Mühür fekki suçundan sanıklar ... (3 kez) ve ...’ün (2 kez) yapılan yargılanmaları sonunda; sanıkların eylemlerinin teselsülen mühür fekki suçunu oluşturduğunun kabulüyle lehe olduğu değerlendirilen 765 sayılı yasa hükümleri uyarınca mahkümiyetlerine dair, İzmir 13. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 21.10.2010 gün ve 2005/185 Esas, 2010/832 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanıklar müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay C.Başsavcılığından tebliğname ve Yüksek 4. Ceza Dairesi'nden gönderme kararı ile daireye verilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
İş bu dava dosyasıyla birleştirilmesine karar verilen İzmir 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 2005/472 Esas sayılı dava dosyasında 12.10.2005 günlü oturumda şikayetçi vekilinin katılma talebine karşı Cumhuriyet Savcısından diyecekleri sorulmadan katılma kararı verilmek suretiyle 5271 sayılı CMK.nun 238/3. maddesine aykırı davranılarak, CMK.nun 182. maddesinin amir hükmüne aykırı şekilde sanıkların yakalama emri üzerine savunmalarının alındığı duruşmaların açık olarak yapılıp yapılmadığı hususu belirsiz bırakılıp, sanık ...’in yakalama emirleri üzerine alınan savunmaları sırasında ifadesini esas mahkemesi huzurunda vermek isteyip istemediğinin sorulmaması suretiyle CMK.nun 196/2. maddesine muhalefet edilip, CMK.nun 226. maddesine aykırı olarak ek savunma hakkı tanınmaksızın sanık ... hakkında 765 sayılı TCK.nun 80. maddesi uygulanıp, hangi sanıktan tahsil edileceği hususu belirtilmeden infazda tereddüte sebep olacak şekilde vekalet ücretinin sanıktan tahsiline şeklinde karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanıklar müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 04.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.