Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanığın diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;
Yargıtay 23. Ceza Dairesinin 29.11.2016 tarihli, 2016/10276 Esas ve 2016/10150 Karar sayılı bozma ilamına konu Gaziosmanpaşa 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.01.2014 tarihli, 2011/1465 Esas ve 2014/5 Karar sayılı mahkûmiyet hükmüne karşı sanığın temyizi olup, aleyhe temyiz istemi bulunmadığı halde bozma sonrası yapılan yargılamada adli para cezasının taksitlendirilmemesi suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 326/son maddesine aykırı davranılması,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasına “Sanığın ekonomik ve şahsi halleri göz önüne alınarak hükmolunan adli para cezanın 4 eşit taksitte tahsiline” cümlesinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.