HÜKÜMLER: Mahkûmiyet

Sanık hakkında 29.06.2015 tarihli eylem bakımından kurulan mahkûmiyet hükmünün istinaf kanun yoluna tabi olduğu anlaşılmıştır.

Sanık hakkında 19.12.2014 tarihli eylem bakımından bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

Sanığın temyiz isteği; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, somut delile dayanılmadan soyut iddialara göre karar verildiğine, beyanlarının dikkate alınmadığına, hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme şartları oluştuğu halde uygulanmadığından hükmün bozulması talebine ilişkindir.

19.12.2014 tarihli suç tutanağına göre, sanığın kadastro mahkemesine başvurusu üzerine 176 numaralı
orman bölmesinin kontrolünde orman alanına buğday ekildiği tespit edilerek sanık hakkında suç tutanağı düzenlendiği anlaşılmıştır.

Sanık hakkında 6831 sayılı Orman Kanunu'na (6831 sayılı Kanun) muhalefet suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

Sanık savunmalarında, dava konusu yeri 40-45 yıl önce satın aldığını, alanı uzun süredir kullandığını, bu yer ile ilgili 2004 yılında ceza aldığını ancak davadan sonra da kullanmaya devam ettiğini, suça konu yerin orman alanı ile ilgisinin olmadığını beyan etmiştir.

Mahallinde yapılan keşif sonucu orman bilirkişisi tarafından düzenlenen raporda, suça konu yerin orman tahdidi, 1997 yılında kesinleşen eski tahdidin aplikasyonu ve 2/b uygulamasına göre tahdit sınırları içinde kaldığı, dava konusu alana tahıl ekili olduğu ve uzun yıllardır tarımsal faaliyet yapıldığı tespit edilmiştir. Fen bilirkişisi raporunda, dava konusu yerin 370 m2 sinin orman sınırları içinde, 59 m2 sinin sanığa ait 527 parselde, 300 m2 lik kısmın ise 526 parsel sınırları içinde olduğu belirlenmiştir.

Mustafakemalpaşa Kadastro Mahkemesinin 2018/1 Esas, 2019/3 Karar sayılı kararının bir örneği dosya içinde mevcuttur.

A.Sanık Hakkında 29.06.2015 tarihli Eylemi Yönünden Kurulan Mahkûmiyet Hükmünün İncelenmesinde
Sanık hakkında 29.06.2015 tarihli eylemi yönünden 25.12.2015 tarihli iddianame ile açılan kamu davasında Mustafakemalpaşa 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/8 Esas sayılı dosyasının 11.03.2016 tarihinde Mustafakemalpaşa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/183 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği,

Mustafakemalpaşa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/183 Esas sayılı dosyasında sanık hakkında davanın reddine dair kurulan hükmün İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 16.06.2017 tarihli kararı ile bozulması üzerine dosyanın Mustafakemalpaşa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/235 Esas sırasına kaydedildiği ve 27.02.2020 tarihinde temyiz incelemesine konu dava dosyası ile birleştirildiği, sanığın 29.06.2015 tarihli eylemi yönünden daha önceden Yargıtay incelemesinden geçen bir hüküm bulunmadığı, 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesi ile değiştirilen 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrasının uygulanma koşullarının bulunmadığı, bölge adliye mahkemelerinin göreve başladığı 20.07.2016 tarihinden sonra 02.07.2020 tarihinde verilmiş olan hükmün istinaf kanun yoluna tabi olduğu ve kanun yolunun re’sen dikkate alınacağı anlaşılmıştır.

B.Sanık Hakkında 19.12.2014 tarihli Eylemi Bakımından Kurulan Mahkûmiyet Hükmünün İncelenmesinde
Suç tutanağı, sanık savunması, bilirkişi raporları, bozma ilâmı ve tüm dosya kapsamına göre, sanığın kesinleşmiş orman tahdit sınırları içinde atılı suçu işlediği sabit kabul edilip hakkında 6831 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia
ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamış ve sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.

Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen aşağıda belirtilen hususlar dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.

İnfazı mümkün olmayacak şekilde yediemine alınmayan mahsulün müsaderesine karar verilmesi, isabetli bulunmamıştır.

A.Sanık Hakkında 29.06.2015 tarihli Eylemi Yönünden Kurulan Mahkûmiyet Hükmünün İncelenmesinde

Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle, dava dosyasının, sanığın 29.06.2015 tarihli eylemi yönünden daha önceden Yargıtay incelemesinden geçmediği, 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesi ile değiştirilen 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrasının uygulanma koşullarının bulunmadığı, bölge adliye mahkemelerinin göreve başladığı 20.07.2016 tarihinden sonra 02.07.2020 tarihinde verilmiş olan hükmün istinaf kanun yoluna tabi olduğu ve kanun yolunun re’sen dikkate alınacağı anlaşılmakla, 5271 sayılı Kanun’un 272 nci ve devamı maddeleri uyarınca inceleme yapılmak üzere dava dosyasının, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE,

B.Sanık Hakkında 19.12.2014 tarihli Eylemi Bakımından Kurulan Mahkûmiyet Hükmünün İncelenmesinde

Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükümden müsadereye ilişkin (A1-10) numaralı bendin çıkartılması suretiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 02.10.2024 tarihinde karar verildi.