Davacı, kıdem tazminatı, hafta tatili, fazla çalışma ve yıllık izin ücreti, ... ve genel tatil ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı, 01.....2005-14.01.2009 tarihleri arasında davalı işyerinde inşaat ... ustası olarak çalıştığını, ücretlerinin zamanında ödenmemesi sebebiyle sözleşmesini haklı sebeble feshettiğini belirterek kıdem tazminatı ile bir kısım işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiş, davalı işveren ise, davacının iddia ettiği çalışma şeklinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, çalışmasının aralıklı olduğunu ve asgari ücret aldığını ayrıca davacının ... sözleşmesini feshetmesinin haklı sebebe dayanmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davalı tarafça ibraz edilen bordrolardaki ve puantajlardaki imzalara davacı tarafça itiraz edildiği, bunun üzerine sahtecilik ve grafoloji konusunda uzman bilirkişiden rapor alınmasına dair karar verildiği, davacı tarafa 25.10.2011 tarihli celsede bilirkişi ücretini yatırmak üzere iki hafta kesin mehil verildiği, ancak aradan geçen beş aylık süreye rağmen bilirkişi ücretinin yatırılmadığı ve gider avansının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-g maddesi gereğince dava şartlarından olması sebebiyle davanın usul yönünden reddine karar verilmiştir.
Karar davacı avukatı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu döneminde 27.04.2009 tarihinde açılmıştır. Davanın açıldığı tarih itibariyle gider avansı alınmasına yönelik bir düzenleme mevcut değildir. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Kanun'un 114/g. maddesinde gider avansı dava şartı olarak düzenlenmiştir.
6100 sayılı Kanun'un 448. maddesine göre “Bu Kanun hükümleri, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhâl uygulanır.” 450. maddesinde “(1) 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ek ve değişiklikleri ile birlikte tümüyle yürürlükten kaldırılmıştır.” düzenlemesi mevcuttur. Anılan düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümleri tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhal yürürlüğe girecektir.
Davanın açıldığı tarihte eksik veya hiç gider alınmamış olsa bile gider avansı dava şartı olmakla hüküm verilinceye kadar ikmal ettirilebilir. İster gider avansı isterse tamamlama avansı olarak tanımlansın ikmal edilmesi gereken paranın hukuk yargılamasındaki nitelemesi dava şartı olarak gösterilen gider avansıdır. Gider avansının yatırılmaması veya ikmal edilmemesi halinde dava usulden reddedilecektir.
6100 sayılı Kanun'un 324. maddesinde delil ikamesi avansı, 325. maddesinde ise re'sen yapılması gereken işlemlerde giderler düzenlenmiştir. 324. madde gereğince “Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi hâlde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır. Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler hakkındaki hükümler saklıdır”. 325. maddeye göre ise “Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işlerde, hâkim tarafından resen başvurulan deliller için gereken giderlerin, bir haftalık süre içinde taraflardan birisi veya belirtilecek oranda her ikisi tarafından ödenmesine karar verilir. Belirlenen süre içinde bu işlemlere ait giderleri karşılayacak miktarda avans yatırılmazsa, ileride bu gideri ödemesi gereken taraftan alınmak üzere Hazineden ödenmesine hükmedilir” denilmektedir.
6100 sayılı Kanun'un 120. maddesindeki gider avansı ile ilgili düzenlemenin 324. maddedeki delil ikamesi için avans kuralı ile birlikte değerlendirilmesi ve dava şartı olan gider avansının delillerin ikamesi dışındaki yargılama giderleri için dikkate alınması gerekir. Dolayısı ile delil ikamesi için alınacak avans ile dava şartı olan gider avansının birbirinde ayrılması, delillerin ikamesi için alınacak avansın gider avansı içinde yer almaması zorunludur.
Somut olayda mahkemece 16.08.2011 tarihli celsede bilirkişi incelemesi yapılması için davacı vekiline 180,00 TL ücret yatırması için otuz gün mehil verilmesine karar verilmiş, 25.10.2011 tarihli celsede ise yine masraf yatırmak üzere davacı vekiline iki hafta kesin mehil verilmiştir. Davacı tarafından verilen kesin süreye rağmen bilirkişi ücretinin yatırılmaması sebebiyle dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında talep edilen bilirkişi masrafının davanın başında alınması gereken gider avansı değil 6100 sayılı Kanun'un 324. maddesi kapsamında kalan delil ikamesi avansı olduğu açıktır. Delil avansının yatırılmaması halinde anılan Kanun'un 114. ve 115. maddelerine göre değerlendirme yapılması mümkün değildir. Zira yukarda açıklandığı gibi gider avansı dava şartı iken, delil ikamesi avansı dava şartı olarak nitelendirilemeyecektir. Delil ikamesi avansının verilen kesin süre içinde yatırılmaması davanın dava şartı yokluğu ile reddine sebep teşkil etmez.
Diğer yandan ... ilişkisinde ücretin ödendiğini ispat yükü davalı işverene aittir. Zira işverenin mevzuata göre kayıt ve belge tutma yükümlülüğü bulunmaktadır. İşveren ücreti ödediğini bordro, ücret pusulası yada banka ödeme kayıtları ile kanıtlamalıdır. İşçi ise belgelerde yeralan ücretten daha yüksek miktar aldığını ispatla yükümlüdür. Olayda davacı ./..
işçi bordrolardaki imzasını inkar ettiğine göre bordroda belirtilen miktarı ödediğini ispat etme borcu bu bordrolara dayanan işverene aittir. Mahkemece davacı işçinin belgelerdeki imzanın kendisine ait olmadığını iddia etmesi üzerine imza incelemesi yaptırılması için davacı tarafından bilirkişi ücreti yatırılmasına karar verilmesi hatalıdır. Bu durumda imza incelemesi için gereken bilirkişi masrafının davalı tarafından yatırılmasına karar verilmeli, imza incelemesi ile birlikte varsa banka ödeme kayıtları da celbedilerek sonuca gidilmelidir. Mahkemece ispat hususu dikkate alınarak yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda bir karar verilmesi gerekirken dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine ilişkin karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerekmiştir.
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 20.12.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.