İNCELENEN KARARIN;
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Katılan vekilinin temyizinin vekalet ücreti ve müsadere kararına yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
A.Sanıklar ..., ..., ... Hakkında Kurulan Mahkumiyet Hükümleri Yönünden
1.Sanık ...'in adli sicil kaydında tekerrüre esas ilamı olmasına rağmen TCK'nin 58. maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
2.Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanık ... müdafii, sanıklar ... ve ...'ın diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;
Sanıkların mahkûmiyetine karar verildiği halde, kendisini vekil ile temsil ettiren katılan lehine, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca maktu avukatlık ücretine hükmolunmaması,
Yasaya aykırı, katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA; ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasına "katılan kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir edilen 6.810,00 TL tek avukatlık ücretinin sanıklardan eşit olarak alınıp katılana verilmesine" ibaresinin eklenmesi suretiyle, hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
B.Müsadere Kararı Yönünden
Müsadere, TCK'nin birinci kitabının "Yaptırımlar" başlıklı üçüncü kısmının, "Güvenlik Tedbirleri" başlıklı ikinci bölümünde, 54 ve 55. maddelerde düzenlenmiş bir güvenlik tedbiri olduğundan CMK'nin 223/1. maddesi gereğince ayrı bir hüküm olarak kabulü ile mahkumiyet hükümlerinden bağımsız değerlendirilebileceği belirlenerek yapılan incelemede;
"Güvenlik tedbiri, işlediği suçtan dolayı kusurlu olup olmadığına bakılmaksızın, suç işleyen kişi hakkında ya da suç konusu ile veya suçun işlenmesinde kullanılan araçla ilgili olarak uygulanan, koruma veya iyileştirme amacına yönelik ceza hukuku yaptırımıdır." (İzzet Özgenç, Türk Ceza Kanunu Gazi Şerhi, Adalet Bakanlığı Yayınları, 3. Bası, Ankara, 2006, s. 627)
Müsadere, konusu olan eşya ya da kazancın mülkiyetinin devlete geçmesi sonucunu doğurmakta olup "eşya müsaderesi"ni düzenleyen 5237 sayılı TCK'nun 54. maddesinin birinci fıkrasında, iyiniyetli üçüncü kişilere ait olmamak kaydıyla, kasıtlı bir suçun işlenmesinde kullanılan veya suçun işlenmesine tahsis edilen ya da suçtan meydana gelen eşyanın müsaderesine hükmolunacağı; suçun işlenmesinde kullanılmak üzere hazırlanan eşyanın, kamu güvenliği, kamu sağlığı veya genel ahlak açısından tehlikeli olması durumunda müsadere edileceği; dördüncü fıkrasında ise üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımı suç oluşturan eşyanın müsadere edileceği hüküm altına alınmıştır.
765 sayılı Türk Ceza Kanununda yer verilmeyen, ancak bazı özel kanunlarda yer verilmiş olan “kazanç müsaderesi kurumu”, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 55. maddesinde tüm suçları kapsayacak şekilde genişletilerek düzenlenmiştir.
5237 sayılı TCK'nun "Kazanç müsaderesi" başlıklı 55. maddesi;
"(1) Suçun işlenmesi ile elde edilen veya suçun konusunu oluşturan ya da suçun işlenmesi için sağlanan maddi menfaatler ile bunların değerlendirilmesi veya dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan ekonomik kazançların müsaderesine karar verilir. Bu fıkra hükmüne göre müsadere kararı verilebilmesi için maddi menfaatin suçun mağduruna iade edilememesi gerekir.
(2) Müsadere konusu eşya veya maddi menfaatlere elkonulamadığı veya bunların merciine teslim edilmediği hallerde, bunların karşılığını oluşturan değerlerin müsaderesine hükmedilir" biçiminde iken, 5918 sayılı Kanunun 2. maddesiyle;
"(3) Bu madde kapsamına giren eşyanın müsadere edilebilmesi için, eşyayı sonradan iktisap eden kişinin 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun iyiniyetin korunmasına ilişkin hükümlerinden yararlanamıyor olması gerekir" şeklindeki fıkra eklenmiştir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanununda bir güvenlik tedbiri olarak düzenlenen kazanç müsaderesinin konusunu; bir suçun işlenmesi ile elde edilen veya suçun konusunu oluşturan ya da suçun işlenmesi için sağlanan maddi menfaatler ile bunların değerlendirilmesi veya dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan ekonomik kazançlar oluşturmaktadır. Bu durumda, suçun işlenmesi ile elde edilen bütün malvarlığı değerleri müsadere edilebilecektir.
Madde gerekçesinde de açıkça belirtildiği üzere; kazanç müsaderesi, suç işlemek yoluyla kazanç elde edilmesini engelleyecek etkin bir yaptırım olarak düzenlenmiştir. Bu düzenleme ile güdülen temel amaç, suç işlemek yoluyla kazanç elde edilmesinin önüne geçilmesidir. Bu konu öğretide de aynı şekilde değerlendirilmiş, kazanç müsaderesiyle, suç işlemek suretiyle veya dolayısıyla elde edilmiş olan maddi menfaatin, kişinin yanında kâr olarak kalmasının önüne geçmenin amaçlandığı belirtilmiştir. (İzzet Özgenç, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, 3. Bası, Ankara, 2008, s.685; Artuk-Gökçen-Yenidünya, Ceza Hukuku Genel Hükümler, 3. Bası, Ankara, 2007, s.1027)
5237 sayılı TCK’nun 55. maddesi ile yapılan düzenlemenin temel amaçlarından birisi de mağdurun haklarının korunmasıdır. Bu husus, 55. maddenin 1. fıkrasının son cümlesinde; “… Bu fıkra hükmüne göre müsadere kararı verilebilmesi için maddi menfaatin suçun mağduruna iade edilememesi gerekir” hükmüne yer verilmek suretiyle vurgulanmıştır. Dolayısıyla, elkonulmuş olan maddi menfaatlerin suçun mağduruna iade edilebildiği veya iade edilebilme olanağının bulunduğu ya da suçun mağdurunun belli olduğu durumlarda kazanç müsaderesine hükmetmeye gerek kalmayacağından, müsadere kararı da verilemeyecektir. Çünkü, bu durumda suçun mağduru, kazanç müsaderesinin konusunu oluşturan değeri sanıktan talep etme hak ve olanağına sahip olduğundan, mağdurun hakları korunmuş olacak, bu suretle de suçtan elde edilen değer failin yanına kâr olarak kalmayacaktır.
5237 sayılı Kanunun kazanç müsaderesini düzenleyen 55. maddesindeki “mağdur” ibaresi, dar anlamda suçtan zarar göreni de kapsayacak şekilde yorumlanmalı, işlenen suç nedeniyle elde edilen kazancın, meşru hak sahiplerinin belirlendiği veya belirlenme olanağının bulunduğu ahvalde kazanç müsaderesine hükmedilmemelidir.
Öte yandan; 55. maddenin 2. fıkrasıyla, eşya ve maddi menfaatlere el konulamadığı veya bunların merciine teslim edilmediği durumlarda da, bunların karşılığını oluşturan değerlerin müsaderesine olanak tanınmıştır. Bu durumda dahi, suçtan mağdur olanın belirlenebildiği hâllerde müsadere kararı verilemeyeceğinde bir kuşku yoktur.
Yine, 55. maddenin 3. fıkrasıyla, bu madde kapsamına giren eşyanın müsadere edilebilmesi için, eşyayı sonradan iktisap eden kişinin 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun iyiniyetin korunmasına ilişkin hükümlerinden yararlanamıyor olması gerektiği hüküm altına alınmıştır.
CMK'nun "Elkonulan Eşyanın İadesi" başlıklı 131. maddesinde; şüpheliye, sanığa veya üçüncü kişilere ait elkonulmuş eşyanın, soruşturma ve kovuşturma bakımından muhafazasına gerek kalmaması veya müsadereye tâbi tutulmayacağının anlaşılması halinde, resen veya istem üzerine geri verilmesine Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından karar verileceği; CMK'nun 128. maddesinde ise elkonulan eşya veya diğer malvarlığı değerlerinin, suçtan zarar gören mağdura ait olması ve bunlara delil olarak artık ihtiyaç bulunmaması halinde, sahibine iade edileceği düzenlenmiştir.
Bu hükümler uyarınca iade kararı verilebilmesi için, eşya ya da malvarlığı değerlerinin müsadereye tabi tutulamayacak olması ve aidiyetleri hususunda da herhangi bir kuşku bulunmaması gerekir.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
İştirak halinde hareket eden sanıkların 03.10.2012 tarihinde mağduru telefonla arayıp Başkomiser olarak tanıttıktan sonra hileli hareketlerle kandırıp mağdurun 9.635,00 TL temyiz dışı suça sürüklenen çocuğun adına PTT hesabına, 1.900,00 TL temyiz dışı sanık Hüseyin Kurt adına kredi kartına ve 2.000,00 TL Finansbank'ta sahibi belirlenmemiş bir hesaba para yatırmasını ve ayrıca 50,00'şer TL lik iki tane kontör alınmasını sağlayarak mağdurun 13.635,00 TL zararına neden oldukları, 04.10.2012 tarihinde sanık ...'in yakalanması üzerine yapılan üst aramasında mağdurun 1.900,00 TL para yatırdığı temyiz dışı sanık Hüseyin Kurt adına kredi kartı, Salih Çetinkaya kuyumculuğa ait pos makinesinden Hüseyin Kurt'a ait kredi kartına ait 04.10.2012 günü çekilmiş 1.500 TL, 100 TL, 1.000 TL, 1.000 TL olmak üzere dört adet slip, 9 adet tam altın, 2 adet yarım altın, 7 adet 50 TL'lik banknot, 1 adet 20 TL'lik banknot olmak üzere 370 TL paranın ele geçirildiği, değer tespiti tutanağına göre ele geçirilen altınların toplam değerinin suç tarihine göre 6.800,00 TL olduğu, Mahkemece, sanık ... yakalandığında ele geçirilen emanetteki 370,00 TL para, 9 adet tam Cumhuriyet altını, 2 adet yarım Cumhuriyet altının suçtan elde edildiği, ancak katılana ait olduğuna ilişkin kesin delil elde edilemediğinden TCK 54. Madde gereğince müsaderesine karar verildiği anlaşılmıştır.
UYAP kayıtları ve dosya kapsamına göre, sanıkların yakın zamanlarda benzer suçlardan yargılandıkları eylemlerin ve aynı kuyumcudan suç tarihi öncesi alınan altınlara dair kredi kartı sliplerinin olduğu dikkate alındığında, Mahkemece, sanık ... yakalandığında ele geçirilen altın ve paranın sanıkların yargılandıkları başka dosyadaki mağdurlara ait olup olmadığının tespiti ile mağdurlar belirlendiği hallerde ele geçirilen altınların tasfiyesi sonrası paranın hak sahiplerine iadesi, değer artışı nedeniyle bakiye kalan miktar olursa TCK'nin 55. maddesine göre kazanç müsaderesi kararı verilmesi gerekir iken eksik araştırma ile TCK'nin 54.maddesine göre müsadere kararı verilmesi,
Yasaya aykırı, katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, müsadere hükmünün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.10.2024 tarihinde karar verildi.