Davanın reddine
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Bursa ili ... ilçesi ... Mahallesinde 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) Geçici 8 inci maddesine dayalı yapılan kadastro çalışmaları sırasında 7842 ada 39 nolu parsel, 1697,39 m2 yüzölçümü ve tarla niteliği ile beyanlar sütununda üzerindeki 1983 yılında dikilen zeytin ağaçlarının davacıya ait olduğu belirtilmek suretiyle Hazine adına tespit edilmiştir.
Davacı vekili 21.01.2015 tarihli dava dilekçesinde; orman vasfını yitiren, üzerinde yaşlı zeytin ağaçlarının olduğu davalı parselin tarım arazisi olarak ırsen intikalen 40 senedir müvekkili tarafından kullanıldığını belirterek hatalı tespitin iptali ile taşınmazın müvekkili adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi olan Bursa Kadastro Mahkemesince, dava konusu taşınmazın evveliyatının orman olduğu ve böyle bir yerin zilyedlik ile kazanılması ve özel mülke konu edilmesinin mümkün bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince; Bursa Kadastro Mahkemesinin davacı talebinin reddine dair gerekçeleri ve mahkemenin kararının yerinde bulunduğu belirtilerek davacının istinaf talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmekle Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 22.10.2018 tarihli ve 2017/6516 Esas, 2018/6617 Karar sayılı ilamı ile bozulmuştur. Hükmüne uyulan bozma ilamında özetle “orman tahdit haritası ile kadastro paftasının yöntemince çakıştırılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi” gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; dava konusu taşınmazın zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 368,30 TL'nin temyiz edenden alınmasına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
02.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.