Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırarak yeniden hüküm tesis etmek suretiyle konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikte ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı borçlu ... aleyhine yapılan takibin semeresiz kaldığını, borçlunun mal kaçırma amacı ile dava konusu taşınmazını 18.11.2016 tarihinde davalı şirkete sattığını belirterek, bu tasarrufun iptaline karar verilmesini karar verilmesi talep etmiştir.

Davalı ... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; borçlunun aciz halinin olmadığını, taşınmazın raiç bedelden satın alındığını, müvekkilinin borçlunun mali durumunu bilmesinin mümkün olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... cevap dilekçesi sunmamıştır.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile iptali istenilen tasarrufun 18.11.2016 tarihinde yapıldığı, takibe konu edilen senetlerin ise düzenleme tarihinin 30.10.2018 olduğu, ödeme tarihlerinin de daha sonraki tarihleri içerdiğinden borcun tasarruf tarihinden önce doğduğunun davacı alacaklı tarafından ispatı gerektiğini, alacaklı buna ilişkin olarak kira sözleşmesi sureti sunduğunu, borcun doğumuna ilişkin başkaca bir delile dayanmadığını, kira sözleşmesinin tasarruf tarihinden önce yapılmasının tek başına borcun dava konusu tasarruftan önce doğduğunu ispatlamadığı, yalnızca taraflar arasında önceden hukuki ilişki bulunduğunu ispatladığı, senet sebepten mücerret olduğundan, sebebe ilişkin iddiada bulunanın iddiasını ispatı gerektiği, bunun için davacı vekiline ilk celse süre verildiği ve 21.09.2019 tarihli dilekçe ile delil olarak sadece kira sözleşmesine dayandığı, davacı tarafça bunu ispata yarar somut delile dayanılmadığından tasarrufun iptali için aranan borcun tasarruftan önce doğması şartının gerçekleşmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde, takibin dayanağı senetlerin, tasarruf tarihinden sonra düzenlendiği gözükmekte ise de, takibin dayanağı senetlerin, 12.07.2013 tarihli kira sözleşmesi ilişkisinden kaynaklandığını, dolayısıyla borcun doğumunun, tasarruf tarihinden önce olduğunu, davanın reddi şekline göre de, maktu vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken, davada kendisini vekille temsil ettiren davalı şirket lehine nispi vekalet ücreti takdir edilmiş olmasının da doğru olmadığını belirterek İlk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, istinaf aşamasında dava dayanağı borcun ödenmesi nedeni ile davanın konusu kalmadığı, borcun doğunun kira sözleşme tarihi olduğundan dava koşullarının bulunduğu, davalı üçüncü kişi şirket yetkililerinin borçlunun mali durumunu bilebilecek kişilerden olduğunun anlaşıldığından davalıların haksız olduğu gerekçesi ile istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, yargılama giderlerinin davalılar aleyhine hükmedilmesine karar vermiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı ... temyiz dilekçesinde, borcun önceden doğduğunun ispat edilmediğini, kira sözleşmesinden sonra yapılan ödemelerin dikkate alınmadığını, 2018 yılında ekonomik krize girmeleri nedeni ile kira borcunu ödeyemeyince senet verdiğini, 2013 yılında düzenlenen sözleşmeye göre kira borcunun zamanında ödenmemesi halinde diğer alacaklarında muaccel ... geleceğinin belirlendiğini, böyle bir halde davacının tahliye davası açma hakkınında olduğunu belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.

Davalı ... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti vekili temyiz dilekçesinde, aynı yönde itirazlarını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, İİK'nın 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri.

Dava İİK'nun 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali davasına ilişkindir. Bu davaların görülebilmesi için genel dava koşullarının yanında, tasarrufun borcun doğumundan sonra gerçekleşmiş olması gerekir.
Somut olayda, dava dayanağı takip dosyasındaki alacağın kaynağı olarak, sunulan 30.10.2018 tanzim tarihli bono 18.11.2016 tarihinde gerçekleşen tasarruf tarihinden sonra olmakla birlikte davacı alacaklı bononun 12.07.2013 tarihli kira sözleşmesinden kaynaklanan alacak nedeni ile düzenlendiğini ileri sürmüştür. Davalı borçlu ise bononun kira sözleşmesinden kaynaklanan alacağa ilişkin olduğunu kabul etmekle birlikte, kira ödemekte 2018 yılı itibari ile zorlandığını ve bu döneme ilişkin olarak bonoların düzenlendiğini belirtmiştir. Dairenin kabul edilen görüşüne göre, kira sözleşmesinden kayraklanan alacaklar için borcun doğum tarihi, icraya konulan kira dönemi olarak kabul edilir. Dava konusu olayda alacağın hangi kira dönemine ait olduğu net olarak tesbit edilmemiştir. Davalı borçlu, kira ödemelerine ilişkin olarak 2013-2015 ve 2017 yıllarına ait banka dekontları sunmuştur.
Yapılacak iş, Mahkemece davacının ve davalının kira ödemelerine ilişkin varsa ticari defterleri ile banka dekontları ve sunulan kira sözleşmesi gerekirse konusunda uzman bilirkişi aracılığı ile incelenerek, borcun hangi kira dönemine ait olduğunun tesbiti ile, tasarruf tarihinden sonra ise şimdiki gibi aksi halde davanın ön koşul yokluğundan reddine karar verilerek, yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılması gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.

Değerlendirme bölümünde açıklanan nedenlerle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan harcın istek halinde davalılara iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine, kararın bir örneğinin İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,01.10.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verilmiştir.