Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikte ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

Davacılar vekilleri ayrı ayrı açtıkları dava dilekçelerinde; davalı borçlu ... aleyhine yaptıkları takiplerin semeresiz kaldığını, borçlunun mal kaçırma amacı ile dava konusu taşınmazını 18.12.2014 davalı ...'ya onun da 19.10.2017 tarihinde borçlunun oğlu davalı ...'e sattığını belirterek, bu tasarrufların iptaline karar verilmesi için ayrı ayrı davalar açmış, mahkemece davalar arasında irtibat bulunduğu gerekçesi ile davalar birleştirilmiştir.

Davalı ... vekili asıl ve birleşen davaya verdiği cevap dilekçelerinde; davacıların alacağının, tasarruf tarihinden sonra doğduğunu, borçlarını ödeyebilmek için, taşınmazını, 60.000,00 TL'na ...'ya sattığını, satış bedelinin bir kısmının elden, bir kısmının da banka aracılığı ile ödendiğini, dosyada aciz vesikasının bulunmadığını, tasarrufun iptali şartlarının gerçekleşmediğini, davanın süresinde açılmadığını, ...'yı evi alırken tanıdığını belirterek, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesini beyan etmiştir.

Davalı ... vekili asıl ve birleşen davaya verdiği cevap dilekçelerinde; davalı ...'in ekonomik durumunu ve sosyal hayatını bilmediğini, satın aldığı evi de, 95.000,00 TL bedelle ...'e sattığını, dosyada aciz vesikasının bulunmadığını, tasarrufun iptali şartlarının gerçekleşmediğini, davanın süresinde açılmadığını belirterek, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesini beyan etmiştir.

Davalı ... asıl ve birleşen davaya verdiği cevap dilekçelerinde; annesinin alışık olduğu oturduğu ev satılınca psikolojisi bozulduğu için, aynı evi aldığını, satış bedelini ödediğini, dosyada aciz vesikasının bulunmadığını, tasarrufun iptali şartlarının gerçekleşmediğini, davanın süresinde açılmadığını belirterek, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesini beyan etmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile,davalı ... in diğer davalılar ile bir akrabalığının bulunmadığı, satışın gerçek satış olduğu, aksinin davacı taraflarca ispat edilemediği, ... dan diğer davalı ... a yapılan satışın ise yine dosya içerisindeki ödeme dekontları ve tanık anlatımı ve taşınmazın daha önce satılmasının annesini üzdüğü tekrar almasının muhiti bilen annesini mutlu edeceği amacı ile uyumlu olduğu kanaatine varıldığı, bu satışında gerçek bir satış olduğu, bu durumun aksininde davacı taraflarca ispat edilmediği, ortada muvazaalı bir satış olmadığı gibi İİK'nın 277 nci maddesi gereği iptali gerekli bir tasarruf bulunmadığı asıl dosyada da hem geçici aciz vesikası niteliğinde sunulan haciz tutanığının geciçi aciz vesikası niteliğinde olmadığı hem de davanın ispat edilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı ...Ş vekili istinaf dilekçesinde; borcun doğumunun, 01.07.1998 tarihli, bankacılık hizmetleri sözleşmesi olduğunu, tasarruf tarihinden önce doğduğunu, davalı borçlunun taşınmazı 2014 yılında, diğer davalı ...'in ortağı olan ...'ya sattığını, onun da, taşınmazı, borçlunun akrabası olan ...'e sattığını, davalılar arasındaki tasarrufun muvazaalı olduğunu, taşınmazın 4 yıl sonra tekrar Çukurçimen ailesine döndüğünü, davanın reddinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması için istinaf istemine bulunmuştur.

Davacı ... Yönetim A.Ş vekili istinaf dilekçesinde; bilirkişi raporuna yönelik itirazlarının değerlendirilmediğini, borcun doğumunun, 14.02.2005 tarihli, kredi kartları üyelik sözleşmesi olduğunu, borcun, tasarruf tarihinden önce doğduğunu, taşınmazın devirlerinin, davacı müvekkili şirketin alacağını önlemek, zarara uğratmak için muvazaalı olarak yapıldığını, yerel mahkeme dosyası kül halinde değerlendirildiğinde, borçlunun içinde bulunduğu mali durumun ve zarar verme kastının bilinebilir olduğu işlemler olduğunu, tasarrufların iptalinin gerektiğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması için istinaf istemine bulunmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, gerekçesi ile bedeller arasında mislini aşar şekilde fark bulunmadığı, davalı borçlu ... ile davalı 3. kişi ... arasındaki tasarruf yönünden, İİK'nın 278,279 ve 280. maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali koşulları oluşmadığı ilk derece mahkemesince, davanın reddine yönelik istinaf konu kararın verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırılık olmadığı gerekçesi ile istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacılar vekilleri temyiz dilekçelerinde, istinaf dilekçelerinde belirttikleri gerekçelerle, kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Uyuşmazlık, İİK'nın 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri.

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve borçlu ile üçüncü kişi arasındaki tasarrufun iptali gerektiği iddia ve ispat edilmemiş olmasına göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilleri tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacılara yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,01.10.2024 tarihinde birliğiyle karar verildi.