Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Anayasa Mahkemesinin, 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesindeki hak yoksunluklarına ilişkin 24.11.2015 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının ve adli para cezasının ödenmemesi halinde hapse çevrileceğinin ihtar edilmesi hususunun Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 23.01.2018 karar tarihli 2015/962 Esas ve 2018/16 Karar numaralı ilamında da belirtildiği üzere; ihtarın 5237 sayılı TCK'nın 52/4. maddesindeki düzenlemeye aykırı olmaması ve 5275 sayılı Kanun'un 106/3. maddesinde 18/06/2014 tarihinde yapılan değişikliğin infaz aşamasında gözetilmeleri mümkün görülerek bozma sebebi yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine yönelen ve yerinde görülmeyen diğer temyiz taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Ancak;5237 sayılı Kanun'un 158/1. maddesinin (e), (f) (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari ve bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı Kanun'un 52. maddesi uyarınca, 20-100,00 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezasının belirlenmesi gerektiği gözetilmeksizin, 5237 sayılı Kanun'un 158/1-f. maddesi gereğince temel ceza belirlenirken önce suçtan elde olunan haksız menfaat dikkate alınmaksızın, gün adli para cezası belirlenip indirimler yapıldıktan sonra doğrudan suçtan elde olunan haksız menfaat miktarının iki katı tutarında adli para cezası belirlenmesi suretiyle sanık hakkında fazla ceza tayini,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz istemi bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususların aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasının adli para cezasına ilişkin bölümünden "60 tam gün", "50 tam gün '','' 50 tam gün, "1000,00 TL" ibarelerinin çıkartılarak ilgili yerlerine sırasıyla 'TCK'nın 158/1-son cümlesiyle suçtan elde edilen menfaat miktarı dikkate alınarak '72 gün", "60 tam gün", "60 tam gün", ve "1.200,00 TL" ibarelerinin eklenmesi, ve "ancak TCK'nın 158/1-son cümlesiyle suçtan elde edilen menfaat miktarı dikkate alınarak sanığın 1.443 TL ADLİ PARA CEZASI İLE CEZA LANDIRILMASINA" ibaresinin çıkarılması suretiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aleyhe temyiz bulunmadığından sanığın kazanılmış hakkı gözetilerek, adli para cezasının ödenmemesi durumunda 5275 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrası gereği Mahkemece belirlenen 50 gün üzerinden hapse çevrilmesi hususunun infaz aşamasında gözetilmesine, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.10.2024 tarihinde karar verildi.