Taraflar arasındaki haksız fiilden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davalı ... aleyhine açılan davanın reddi, davalı ... aleyhine açılan davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davalı ... aleyhine açılan davanın reddine, davalı ... aleyhine açılan davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 01.10.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen gün ve saatte davacılar vekili Avukat ... ile davalı asil ... ve vekili Avukat ... geldiler. Diğer davalı ... adına gelen olmadı. Davalı Asıl ... ve vekili ile davacılar vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 01.10.2024 tarihinde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin murisi ... 'ın davalı ...'in maliki olduğu ve fiilen diğer davalı ...'ın kullandığı arazide sondaj kuyusu açma işi sırasında yanarak vefat ettiğini, ceza soruşturması sırasında alınan raporda davalıların kusurlu olduklarının tespit edildiğini, meydana gelen olay nedeniyle muris ... 'ın eşi ve çocukları olan davacıların destekten yoksun kaldıklarını belirterek 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 107 nci maddesi gereğince davacılar için 1.000,00 TL maddi tazminat ile her bir davacı için ayrı ayrı 10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep etmiştir. Davacılar vekili ıslah dilekçesi ile dava değerini 191.689,79 TL'ye yükseltmiştir.
Davalılar davaya süresinde cevap vermemişlerdir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; konusunda uzman bilirkişi heyetinden alınan kusur raporuna göre meydana gelen olayda davacıların murisi ile davalı ...'ın %50'şer oranda kusurlu oldukları, dava konusu olaya ilişkin olan Nazilli 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/161 Esas sayılı dosyası da değerlendirildiğinde ölüm olayında davalı ... 'e kusur atfedilmesinin mümkün olmadığı, meydana gelen ölüm olayı nedeniyle davacıların maddi ve manevi zararların olduğu, cenaze ve defin giderine ilişkin ıslah dilekçesinde talep olmadığından taleple bağlılık ilkesi gereğince bu hususta karar verilmesine yer olmadığı gerekçesiyle davalı ... aleyhine açılan davanın reddine, davalı ... aleyhine açılan davanın kabulüne, her bir davacı için 10.000,00'er TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'tan tahsiline, maddi tazminat istemi yönünden ... için 178.211,52 TL, ... için 11.652,34 TL, ... için 1.825,93 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ...'tan tahsiline, cenaze gideri yönünden ıslah olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; dava dilekçesinde talep edilmiş olmasına rağmen maddi tazminat yönünden faize hükmedilmediğini, taşınmaz maliki olan ...'ın kusursuz sorumluluk ilkeleri gereğince zarardan sorumlu olduğunu, hükme esas alınan kusur raporunun kabulünün mümkün olmadığını, müvekkillerinin murisi ... Ayran'ın olayda kusur olmadığını, davalı ...'ın kusurunun raporda belirtilenden daha fazla olduğunu, maddi tazminat miktarının İlk Derece Mahkemesi kararında hükmedilenden daha fazla olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; yargılama sırasında iş güvenliği uzmanı, maden mühendisi ve inşaat mühendisinden alınan heyet raporunda, olayın oluşunda davacıların murisi ... ve davalı ...'ın %50 oranında eşit kusurlu olduklarının bildirildiği, ceza yargılaması sonucunda davalı ...'ın taksirle ölüme sebebiyet vermekten mahkum edildiği, davalılardan ...'ın arazi kayıt maliki olduğu, ancak arazide kuyu açma işi ile bir ilgisi ve bağlantısı bulunmadığı, fiili kullanıcı olmadığının dosya kapsamında anlaşıldığı, davacılar murisi ile davalı ...'ın olayda ve ölüm sonucunun doğmasında eşit kusurlu olduğunun kabulünde bir isabetsizlik olmadığı, ancak haksız fiillerde fiilin gerçekleştiği tarihte temerrüt gerçekleşmiş olacağından maddi tazminatlara olay tarihinden itibaren istem doğrultusunda yasal faiz hükmedilmesi gerekirken, faize hükmedilmemiş olmasının hatalı olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf isteminin kabulü ile 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin ikinci cümlesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm tesis edilmek suretiyle davalı ... aleyhine açılan davanın reddine, davalı ... aleyhine açılan davanın kabulüne, her bir davacı için 10.000,00'er TL manevi tazminatın olay tarihinden yasal faizi ile birlikte davalı ...'tan tahsiline, maddi tazminat istemi yönünden ... için 178.211,52 TL, ... için 11.652,34 TL, ... için 1.825,93 TL destekten yoksun kalma tazminatının olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'tan tahsiline, cenaze gideri yönünden ıslah olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
Uyuşmazlık, davalı ...'a ait olup diğer davalı ... tarafından fiilen kullanılan taşınmazda yapılan kuyu açma işlemi sırasında davacıların eşi ve babaları olan ... 'ın vefat etmesi nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun(6098 sayılı Kanun) 49 ve 53 üncü maddeleri.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına, davalılardan ...'ın zarardan sorumlu olmadığı yönündeki kabulün yerinde olmasına, ceza dosyası içeriği ve hükme esas alınan kusur raporunda desteğin de olayın meydana gelmesinde kusurlu olduğunun anlaşılması ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacılara yükletilmesine,
17.100,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalı ...'a verilmesine
Duruşmada vekille temsil olunmayan davalı ... yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,01.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.