Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 14.09.2009 gününde verilen dilekçe ile itirazın iptali istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 03.12.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

Dava, iş bedeli alacağının tahsili için girişilen icra takibine itirazın iptali ve inkar tazminatı tahsili istemiyle açılmıştır.
Davalı, 19.09.2008 tarihli fatura muhteviyatı işlerin üçüncü bir kişi tarafından davacıya sipariş edildiğini ve imalatın kendilerine hibe edildiğini, davacı ile akti ilişkileri olmadığını, açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava kabul edilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Taraflar arasında düğün merasiminde kullanmak üzere yuvarlak masa üstünün davacı tarafından imal edilerek davalıya teslim edildiği çekişmeli değildir. Diğer yandan, davacı yazılı bir eser sözleşmesi ilişkisinin varlığını ispat edememiş, davalı da bu ilişkiyi kabul etmemiştir.
Ne var ki, yuvarlak masa üstleri davalı tarafından teslim alınmış olup onun tarafından kullanılmaktadır. Bu saptamaya göre, taraflar arasındaki ilişkinin Borçlar Kanununun 410 vd maddeleri hükümlerine göre değerlendirilmesi gerekir. Yasanın 413.maddesine göre imalat, iş sahibinin yararı için yapılmış ise bunun bedelinin yapıldığı yılın rayiçlerine göre hesaplanıp iş yapana ödenmesi gerekir.
Yaptırılan ilk bilirkişi incelemesinde; imal edilen her bir masa üstü bedelinin 50,00 TL edeceği ve toplam masa üstünün 40 adet olduğu saptanmış iken, dosya üzerinde yaptırılan incelemede bunların bedeli 100,30 TL, sayısı ise 50 olarak kabul edilmiş, mahkemece her iki rapor arasındaki farklılık gözardı edilerek ve gerekçesi gösterilmeksizin ikinci rapor hükme dayanak alınmıştır.
Bütün bu anlatılanlardan sonra mahkemece masa üstleri 2008 yılında imal edildiğine ve davalı 40 adet masa üstü teslim edildiğini kabul ettiğine, davacı ise aksini kanıtlayamadığına göre 40 adet masa üstünün mahalli rayiç bedeli 2008 yılı itibariyle yeni bir bilirkişiye hesaplattırılmalı, istem bunun sonucuna göre hükme bağlanmalıdır.
Karar, açıklanan nedenle bozulmalıdır.
Kabule göre de; her ne kadar icra takip talepnamesinde 530.33 TL işlemiş faiz alacağının tahsili de talep edilmişse de, Borçlar Kanununun 101.maddesi gereğince borçlu ancak alacaklının göndereceği ihtarname ile temerrüde düşeceğinden ve icra takibinden önce davacının alacağın ödenmesi için gönderdiği bir ihtar bulunmadığından, dolayısıyla icra takip tarihi itibariyle temerrüde düşüldüğünden, işlemiş faiz alacağının reddi gerekir.
Diğer taraftan, davalının icra inkar tazminatı ödemesi taraflar arasında akti bir ilişkinin varlığını dolayısıyla da alacağın likit (bilinebilir) olması koşuluna bağlı iken, somut olayda ise alacak tutarı bilirkişi incelemesi yaptırılarak saptandığından, icra inkar tazminatı tahsili talebinin de reddi yerine hüküm altına alınması doğru olmamıştır.

Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde iadesine, 03.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.