Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 19.10.2009 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 04.03.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_KARAR_
Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.
Davacı 102 ada 92 parsel numaralı taşınmazı yararına, davalılara ait 102 ada 93 parsel numaralı taşınmaz üzerinden geçit hakkı kurulmasını istemiştir.
Davalılar, davacıya ait taşınmazın genel yola cephesi bulunduğunu, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacıya ait taşınmazın yola sınırı bulunmakla, ev, ahır ve samanlığın yapılış şekilleri gereği, davacı parseli içinde yol teminin bu yapılar yıkılmadan veya tadilat yapılmadan mümkün olmadığından nispi geçit ihtiyacının var olduğu gerekçesi ile davacı adına kayıtlı taşınmaz lehine 102 ada 93 parsel numaralı taşınmaz üzerinden 3.8.2010 ve 11.11.2010 tarihli fen bilirkişi rapor ve krokisinde kırmızı renkle ve A harfiyle gösterilen toplam 202,36 m2’lik kısımdan geçit hakkı kurulmasına karar verilmiştir.
Hükmü davalılar vekili temyiz etmiştir.
Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine mutlak geçit ihtiyaç veya geçit yoksunluğu, ikincisine de nisbi geçit ihtiyacı ya da geçit yetersizliği denilmektedir.
Somut olayda; davacıya ait 102 ada 92 sayılı parselin kadastro yoluna cepheli olduğu görülmektedir. Davacının kendi kusuru ile yola bağlantısını keserek geçit ihtiyacına düşmesi nedeniyle geçit isteğinde iyiniyetli olmadığı dikkate alınmaksızın, sübjektif arzularına göre 11.11.2010 tarihli krokide kırmızı renkle gösterilen alandan geçit kurulması doğru değildir. Davanın açıklanan tüm bu nedenlerle reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 03.10.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.