... ile ... ve Hazine aralarındaki tescil davasının kabulüne dair ...Sulh Hukuk Mahkemesinden verilen 24.09.2009 gün ve 168/361 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:

Davacı vekili, kadastro çalışmaları sırasında 149 ada 2 numaralı parselin vekil edeni adına tespit ve tescil edildiğini, bu taşınmazın bir kısmının kadastro çalışmaları sırasında yolda bırakıldığını açıklayarak, yolda kalan kısmın vekil edenine ait 149 ada 2 sayılı parsele ilavesi suretiyle vekil edeni adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiş, 12.3.2009 tarihli yargılama oturumu ile 11.3.2009 tarihli ıslah dilekçesinde dava konusu taşınmazın muris İbrahim Şahin adına kayıtlı 149 ada 2 sayılı parsele ilavesi suretiyle murisin tüm mirasçıları adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.

Davalı Hazine vekili davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı ... Kişiliğini temsilen köy muhtarı, taşınmazın kenarından geçen arkın köye arkın gerisinde kalan taşınmazın muris İbrahim’e ait olduğunu bildirmiştir.
Mahkemece, 16.12.2008 havale tarihli teknik bilirkişi raporuna ekli krokide A harfi ile gösterilen 52.88 m2’lik yer bakımından davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik, muristen intikal hukuksal sebeplerine dayanarak TMK.nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi gereğince açılan tescil isteğine ilişkindir.

Dava dışı ancak muris adına kayıtlı 149 ada 2 sayılı parselin kadastro tespiti 21.10.1999 tarihinde yapılmıştır. Dava konusu taşınmaz da belirtilen tarihte paftasında yol olarak bırakıldığının kabulü gerekir. Dava ise 16.6.2008 tarihinde açılmıştır. Kural olarak kadastro çalışması sonucu tespit dışı bırakılan yer bakımından kadastrodan önceki zilyetlik süresi kesintiye uğrar ve kadastrodan sonra başlayan zilyetliğe eklenmez. Kadastro tespitinin yapılmasından sonra, yani dava konusu edilen taşınmaz bölümünün paftasında yol olarak gösterildiği 21.10.1999 tarihinden itibaren davacının yeniden kazanmayı sağlayan 20 yıllık süre ile aralıksız, çekişmesiz ve malik sıfatıyla zilyetliğinin geçmesi gerekir. Ancak, bu sürenin dolmasından sonra yeniden tescil davası açması mümkün olabilir. Taşınmaz 21.10.1999 tarihinde paftasında yol olarak bırakılmış olup, davanın açıldığı 16.6.2008 tarihine kadar kazanmayı sağlayan 20 yıllık süre henüz dolmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, dosya kapsamı ile örtüşmeyen bir gerekçe ile kabulüne karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırıdır. Verilen bu karar karşısında diğer eksiklikler sonuca etkili bulunmadığından gerekçe yapılmasına gerek görülmemiştir.
Öte yandan dava, TMK.nun 713/1. maddesi gereğince açılan tescil davasıdır. Aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca Hazine ve ilgili kamu tüzel kişileri kanuni hasım durumunda olup yargılama giderleri, harç ve vekalet ücreti ile sorumlu tutulamazlar. Davanın davacı yararına olumlu sonuçlanmasında da durum böyledir. Bu nedenle eksik peşin harcın davacıdan alınmasına, davacının yaptığı tüm yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına ve davacı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, taktir edilen vekalet ücretinin Hazineden alınarak davacıya verilmesi şeklinde kurulan hüküm usul ve kanuna aykırıdır.
Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, 3.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.