Taraflar arasında görülen davada Geyve Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 01/10/2012 tarih ve 2012/44-2012/41 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi ihtiyati haciz isteyen (alacaklı) vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ...tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
İhtiyati haciz talep eden vekili, müvekkilinin ciro yoluyla 25/08/2012 ödeme tarihli 40.000,00 TL alacağı olduğunu, bunun karşılığında 25/07/2012 tanzim tarihli bir adet senet aldığını, borçluların bu güne kadar borçlarını ödemedikleri gibi malları kaçırma işlemlerine başladığını öğrendiklerini ileri sürerek, 40.000,00 TL karşılığı borçlunun adına kayıtlı gayrimenkul mallarının ve menkul mallarının üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; alacaklı vekilinin borçlunun mal kaçırma hazırlığı içinde olduğunu delillendirmediği gerekçesiyle ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı ihtiyati haciz talep eden alacaklı vekili temyiz etmiştir.
Talep, İcra ve İflas Kanunu'nun 257. maddesi uyarınca ihtiyati haciz istemine ilişkindir. Bu madde hükmüne göre rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Davacının ihtiyati haciz isteminin dayanağı, talep tarihi itibariyle vadesi gelmiş bonoya dayalı alacak olup mahkemece yazılı gerekçeyle ihtiyati haciz istemi reddedilmiştir. Mahkemenin gerekçesi İcra ve İflas Kanununun 257/2 maddesindeki vadesi gelmemiş borçlarla ilgili olup, İcra ve İflas Kanununun 257/1. maddesinde yer alan talep konusu vadesi gelmiş bonoya dayalı alacak için geçerli değildir. Bu nedenle ihtiyati haciz isteminin kabulüne karar vermek gerekirken yazılı gerekçeyle reddi, doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20/12/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.