SUÇLAR: Sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı, çocuğun cinsel istismarı
Beraat, mahkumiyet
Mağdure vekillerinin temyiz istekleri yönünden; duruşmada 07.09.2015 ifadelerinin alındığı tarihte on beş yaşını ikmal eden mağdureler ..., ..., ... ... ve ... ile on beş yaşını ikmal etmeyen ve katılma hakkı velisinde olan mağdure ...'in babası ...'in sanıklardan şikayetçi olmadıklarını beyan etmeleri nazara alındığında yaş küçüklüğü nedeniyle tayin edilen vekillerinin davaya katılma ve hükümleri temyiz etme hakkı bulunmadıkları belirlenmiştir.
Sanıkların müdafileri ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz istekleri yönünden; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen hükmün sanıkların müdafileri tarafından duruşmalı temyiz edilmesi üzerine, belirlenen tarihte gerçekleştirilen duruşmaya sanıkların müdafilerinin katılmadığı anlaşıldığından incelemenin duruşmasız yapılmasına karar verildiği anlaşılmakla, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ - OLAY VE OLGULAR
Ardahan Ağır Ceza Mahkemesinin kararı ile;
1. Sanık ...'in, farklı tarihlerde mağdure ...'in poposunu ve göğsünü ellemesi, cinsel organını gösterip mağdureye sürtmesi şeklinde gerçekleştirdiği kabul edilen eylemleri neticesinde çocuğun cinsel istismarı suçundan, farklı tarihlerde mağdure ...'ın göğüs ve kalçalarına dokunması şeklinde gerçekleştirdiği kabul edilen eylemleri neticesinde çocuğun cinsel istismarı suçundan, mağdure ...'a sarılıp yanağını sıkması şeklinde gerçekleştirdiği kabul edilen eylemleri neticesinde sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan mahkumiyetine, mağdure ...'in yanağından makas aldığı iddiasıyla hakkında açılan kamu davasından da beraatine karar verilmiştir.
2. Sanık ...'in, mağdure ...'e cinsel organını gösterip, mağdureden cinsel organına dokunmasını istemesi ve mağdurenin vücudunun değişik yerlerini okşaması şeklinde gerçekleştirdiği kabul edilen eylemleri neticesinde çocuğun cinsel istismarı suçundan, mağdure ...'nın göğüslerini ve bacaklarını okşadığı esnada mağdurenin kaçması şeklinde gerçekleştiği kabul edilen eylemler neticesinde sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir.
3. Sanık ...'ın mağdure ...'i elbiseleri üzerinden göğsünü, kalçasını ve bacaklarını okşaması şeklinde gerçekleştirdiği kabul edilen eylemleri neticesinde çocuğun cinsel istismarı suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir.
A. O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İsteği
Sanık ...’in mağdure ...’e yönelik eylemi nedeniyle sanık hakkında sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan mahkumiyet hükmü kurulması, sanık ...’in mağdure ...’e yönelik eylemleri nedeniyle sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının tatbik edilmesi, sanık ...’in mağdure ...’e yönelik eylemleri nedeniyle de sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğine yöneliktir.
B. Sanık ... Müdafilerinin Temyiz İsteği
Mağdure ...’in arkadaşlarının, mağdure ...’den intikam almak amacıyla bu tarz isnatlarda bulunduklarına, mağdurelerin beyanlarının çelişkili olduğuna, sanığın atılı suçu işlediğine dair dosyada delil bulunmadığına, sanık hakkında beraat hükümleri kurulması gerektiğine yöneliktir.
C. Sanık ... Müdafilerinin Temyiz İsteği
Sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair dosyada delil bulunmadığına yöneliktir.
D. Sanık ... Müdafilerinin Temyiz İsteği
Mahkemenin eksik inceleme sonucu karar verdiğine, mağdurelerin beyanlarının çelişkili olduğuna, dosyada suçu işlediğine dair delil bulunmadığına, açıklanan nedenlerle sanığın atılı suçlardan beraat etmesi gerektiğine yöneliktir.
A. Mağdureler Vekillerinin Temyiz İsteklerinin İncelenmesinde
Kovuşturma aşamasında beyanlarının alındığı 07.09.2015 tarihi itibariyle mağdurelerin on beş yaşını tamamlamaları ve sanıklardan şikayetçi olmadıklarını beyan etmeleri karşısında yaş küçüklüğü nedeniyle kendilerine tayin edilen vekillerinin hükümleri temyiz hakkı bulunmadığı belirlenmiştir.
B. Sanık ... Hakkında Mağdureler ... ve ...'e, Sanık ... Hakkında Mağdure ...'e, Sanık ... Hakkında Mağdure ...'ya Karşı Gerçekleştirdiği Eylemler Neticesinde Kurulan Hükümlerin İncelenmesinde
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olduğu, eylemlere uyan suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği gibi sanık ...'in mağdure ...'e karşı gerçekleştirdiği iddia edilen eylemi neticesinde kurulan beraat hükmünün de dosya kapsamına uygun olduğu anlaşıldığından hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
C. Sanık ... Hakkında Mağdure ...'a Karşı Çocuğun Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hükmün İncelenmesinde
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Mağdurenin aşamalardaki samimi anlatımları ile tüm dosya kapsamına göre sanığın farklı tarihlerde dükkanına gelen mağdurenin göğüs ve kalçalarına dokunması mağdurenin tepki vermesi üzerine sanığın eylemlerine devam etmemesi şeklindeki eylemlerinin kısa süreli, ani ve kesintili gerçekleşmesi nedeniyle sarkıntılık düzeyinde kaldığı nazara alınarak hüküm kurulması gerekirken suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
D. Sanık ... Hakkında Mağdure ...'e Karşı Çocuğun Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hükmün İncelenmesinde
Sanığın mağdure ...'e karşı gerçekleştirdiği çocuğun cinsel istismarı eylemlerinin, bir suç işleme kararının icrası kapsamında mağdureye değişik zamanlarda birden fazla kez işlediğinin anlaşılması karşısında, belirlenen temel cezanın zincirleme suça ilişkin 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ile artırılması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması suretiyle eksik ceza tayini hukuka aykırı bulunmuştur.
E. Sanık ... Hakkında Mağdure ... ...'a Karşı Sarkıntılık Suretiyle Çocuğun Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hükmün İncelenmesinde
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda sanığın mağdurenin omzundan sarılıp yanağını sıkmak şeklinde kabul edilen eylemini cinsel amaçla gerçekleştirdiği hususunda cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek atılı suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
A. Mağdureler Vekillerinin Temyiz İstemleri Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle, Ardahan Ağır Ceza Mahkemesinin kararına yönelik mağdure vekillerinin temyiz isteklerinin karar tarihi itibarıyla 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun'un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanık ... Hakkında Mağdureler ... ve ...'e, Sanık ... Hakkında Mağdure ...'e, Sanık ... Hakkında Mağdure ...'ya Karşı Gerçekleştirdiği Eylemler Neticesinde Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle Ardahan Ağır Ceza Mahkemesinin kararında sanıkların müdafileri ile o yer Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, sanık ... hakkındaki beraat hükmü açısından oy birliğiyle, sanıklar hakkındaki mahkumiyet hükümleri açısından Üye ...'ün karşı oyu ve oy çokluğuyla ONANMASINA,
C. Sanık ... Hakkında Mağdure ...'a Karşı Çocuğun Cinsel İstismarı, Mağdure ... ...'a Karşı Sarkıntılık Suretiyle Çocuğun Cinsel İstismarı Suçlarından Kurulan Hükümler ile Sanık ... Hakkında Mağdure ...'e Karşı Çocuğun Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçenin (C), (D) ve (E) bölümlerinde açıklanan nedenlerle, sanıklar müdafileri ile o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları yerinde görüldüğünden Ardahan Ağır Ceza Mahkemesinin kararının, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen aykırı olarak, Üye ...'ün karşı oyu ve oy çokluğuyla BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
01.10.2024 tarihinde karar verildi.
Dairemizin sayın çoğunluğu ile ihtilafa düştüğüm husus sanıkların mağdurelere karşı basit cinsel istismar suçunu işlediğinden bahisle cezalandırıldığı olayda suçun sübuta erip ermediği noktasında toplanmaktadır.
Bilindiği gibi ceza muhakemesinde mahkumiyet kararı verebilmek için, sanıkların üzerine atılı eylemleri gerçekleştirdiği konusunda hiçbir şüpheye yer bırakmayacak bir biçimde kesin olarak belirlenmesi konusunda tam bir vicdani kanaatin oluşması gerekir.
Cinsel suçlarda, eylemin gerçekleştirilmesi konusunda mağdur beyanının tek delil olduğu durumlarda, mağdur beyanına itibar edilip edilmeyeceği konusunda kriterler belirli olacaktır. Bu ölçütlere göz atarsak; intikal zamanı ve şekli, mağdur beyanının başka delillerle örtüşmesi veya örtüşmemesi, mağdur beyanının kendi içinde aşamalardaki tutarlılığı veya çelişkisi, mağdur beyanının ayrıntısı, mağdur beyanının hayatın olağan akışına uygun olması vs hususların gözetilmesi gerekir.
Şüphenin; hukuken geçerli,mantıklı ve sıhhatinden şüphe edilmeyecek deliller ile giderilmesi ve delillere dayalı vicdani kanaatin oluşması gerekir.
Amacı maddi gerçeği ortaya çıkarmak olan ceza yargılamasında, somut olaya münhasır delillerden biri de “beyan” delilidir. Beyan, tanığa, sanığa veya sanığın dışındaki taraflardan birine ait olabilir.
5271 sayılı Kanun'un 213. maddesinde; failin hakim veya mahkeme huzurunda yaptığı açıklamalar ile Cumhuriyet savcıları tarafından alınan ifadeler ve müdafiinin hazır bulunduğu kolluk ifadelerinin duruşmada okunabilmesi kabul edilerek, bu anlatımlara delil olma değeri tanınmıştır.
Aynı Yasanın “Delilleri Takdir Yetkisi” başlıklı 217. maddesinde; “ Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdanî kanaatiyle serbestçe takdir edilir. Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir” hükmü yer almaktadır.
Buna göre, vicdani kanıt sisteminin geçerli bulunduğu ceza yargılaması hukukumuzda, özgür iradeye dayalı olan ikrarın da, dosyada varlığını koruyan diğer tüm kanıtlar gibi yargıç tarafından serbestçe takdir edilip değerlendirilmesi gerekecektir.
Olayın mağdurları soruşturma aşamasındaki beyanlarından yine soruşturma aşamasında ve kovuşturma aşamasında mağdur ...' den intikam almak için iftira attıklarını beyan ile döndükleri, olayı gördüğünü söyleyen tanık konumundaki mağdureler de soruşturma ve kovuşturma aşamasında beyanlarından döndükleri, istikrarlı ve tutarlı beyanlarının bulunmadığı, sanıkların suçu kabul etmediği ve sanıkların ikrarının bulunmadığı, kendi dışındaki mağdure yönünden tanık konumunda bulunan tüm mağdurelerin soyut nitelikte ve mağdur ... sanık tarafından ve başkaca yan delil ile desteklenmeyen ve doğrulanmayan sonradan dönülen şüpheli beyanlar dışında yeter her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, mağdurelerin sonradan döndüğü soruşturma beyanının bir kısmına itibar üstünlük tanımanın makul ve kabul edilebilir bir gerekçesinin bulunmadığı, mağdurların beyandan dönmelerini makul bir gerekçe ile açıkladıkları, sanıkların savunmalarının aksine çelişkili ve istikrar içermeyen mağdur beyanları dışında delil bulunmadığı ve sanıkların mahkumiyet kararı verilen suçlar yönünden beraatlerine karar verilmesi görüşünde olduğundan sayın çoğunluğun aksi yöndeki görüşüne iştirak edilmemiştir.