Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yapılan itirazın reddi
KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
Şüpheli hakkında firar suçundan yapılan soruşturma sonucunda; Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 10.07.2018 tarihli ve 2018/22781 Soruşturma, 2018/14865 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair verilen karara karşı yapılan itirazın, Ankara Batı 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 18.12.2020 tarihli ve 2020/5358 D. İş sayılı kararıyla kesin olarak reddine karar verilmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 18.05.2021 tarihli ve 94660652-105-06-1520-2021-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.06.2021 tarihli ve KYB - 2021/68994 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.06.2021 tarihli ve KYB - 2021/68994 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Dosya kapsamına göre, şüphelinin geçici olarak görevinden uzaklaştırıldığı, bu süreçte imza vermesi yükümlülüğünün hukuksal bir bağlayıcılığının olmadığı, ilgili birlik tarafından şüpheliye ulaşılmak istendiğinde ulaşılamadığına dair bir tespit bulunmadığı, atılı suçun oluşabilmesi için kişinin birliğinden izinsiz bir şekilde ayrılması gerektiği gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de,
1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun "Firar ve cezası" başlıklı 66. maddesinin 1. fıkrasının b bendinin,
"1) Aşağıda yazılı askeri şahıslar bir yıldan üç yıla kadar hapsolunur:
b) Kıt'asından veya görevini yapmakta olduğu yerden izin, istirahat veya hava değişimi alarak ayrılanlardan, dönmeye mecbur bulundukları günden itibaren altı gün içerisinde özürsüz olarak gelmeyenler,
" şeklinde,
6413 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu'nun "Geçici Olarak Görevden Uzaklaştırma ve Görev Yerini Değiştirme Tedbiri" başlıklı 29. maddesinin konuya ilişkin 1 ve 3. fıkrasının,
1) Disiplinsizlik veya suç teşkil edebilecek bir fiili nedeniyle hakkında yapılan inceleme ve araştırmanın emniyetli ve sıhhatli olarak devam etmesi amacıyla, görevi başında kalmasında sakınca görülecek subay, astsubay, (…)(1) uzman erbaş veya sözleşmeli erbaş ve erler idari izinli sayılarak görevinden geçici olarak uzaklaştırılabilir.(1)...
3) Görevden uzaklaştırma tedbiri; süresi sonunda başka bir işleme gerek kalmadan ortadan kalkacağı gibi, gerek görülmesi veya görevden uzaklaştırmaya neden olan fiilin herhangi bir suç veya disiplinsizlik teşkil etmediğinin anlaşılması hâlinde kararı veren disiplin amiri tarafından sürenin tamamlanmasından önce de kaldırılabilir. Görevden ayrı kalınan süre hizmetten sayılır. Bu süre içinde ilgili personelin asker kişi sıfatı devam eder, ancak emir veremez." şeklinde düzenlendiği,
11. Hava Ulaştırma Ana Üs Komutanlığında görev yapan şüpheli Hv. Mu.Asb.Çvş. ...'ın, Hv. K.K.lığının 19/12/2017 tarihli ve PER.: 46008895-1500-165975-17/Per.D.Sic.Kd.Ş. sayılı emri ile görevinden geçici olarak uzaklaştırıldığı, şüpheliye göreve iade edilene kadar idari izinli personel statüsünde olacağı, asker personel vasfının devam ettiği, görevden uzaklaştırıldığı dönem boyunca görev yaptığı garnizonda bulunacağı, sicil amiri insiyatifinde imza atma yükümlülüğünden muaf şekilde garnizonu terk edebileceği, ilk arama, tebligat veya haftanın belirli gününde uyması gereken imza yükümlülüğünü yerine getirmemesi halinde 1632 sayılı Kanun'un 66. maddesi gereğince hakkında firar işleminin başlatılacağı hususu 22/05/2018 tarihinde kendisine bildirilmesine rağmen şüphelinin bu tarihten itibaren yükümlülüğe uymadığı olayda, şüpheli hakkında idari izin olarak verilen görevden uzaklaştırma kararının esasen idari tedbir mahiyetinde olduğu, bu tedbir kapsamında şüpheliye imza atma yükümlülüğünün de yüklendiği, ancak şüphelinin mazeret bildirmeksizin yükümlüğünü yerine getirmediği, mevcut delillerin kamu davasının açılmasını gerektirir nitelikte bulunduğu, bu delillerin mahkemesince takdir ve değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
Kanun yararına bozma müessesesinin uygulanmasında, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrasındaki "Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar." şeklindeki düzenleme esas alınarak, kanun yararına bozma incelemesi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarnamesindeki istem ve gerekçe ile sınırlı olduğu cihetle, Yargıtay
Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarnamesindeki talep yerinde görüldüğünden istemin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Ankara Batı 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 18.12.2020 tarihli ve 2020/5358 D. İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.10.2024 tarihinde karar verildi.