Yapılan ön inceleme neticesinde, sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Yukarıda adı geçen mahkemenin 11.12.2013 tarihli kararı ile sanık hakkında tehdit, hakaret ve trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçlarına ilişkin mahkumiyet kararlarının Yargıtay 18. Ceza Dairesince bozulmasına karar verilmiştir.

2. Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkeme kararı ile bozma üzerine sanık hakkında tehdit, hakaret ve trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçlarından mahkumiyet kararları verilmiştir.

Sanığın temyiz isteği; atılı suçların unsurlarının oluşmadığı, haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiği, müdafii olmadan karar verildiğinden savunma hakkının kısıtlandığı, usul ve yasaya aykırı kararın bozulması gerektiği ve vesaireye ilişkindir.

Sanığın savunması, şikayetçinin beyanı, tutanak ve tüm dosya kapsamı karşısında; üzerine atılı suçların unsurlarının oluştuğuna, haksız tahrik hükümlerinin uygulanmamasına ve müdafii atanmasını talep etmeyen sanığın savunma ... kısıtlanmadığına dair mahkemenin inanç ve takdirinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

A. Hakaret Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Sanığa yükletilen hakaret eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Hakaret suçundan verilen seçenek hapis cezası, 5237 sayılı Kanun'un 50/2. maddesine aykırı olarak adli para cezasına çevrilmiş ise de aleyhe temyiz olmadığından bozma yapılamayacağı,
Anlaşıldığından,
Sair yönlerden yapılan incelemede hukuka aykırılık görülmemiştir.

B. Sanık Hakkında Tehdit ve Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden
Sanığın bozma sebebi dışındaki temyiz isteği ile vesair nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak,

1. Sanık hakkında tehdit suçundan kurulan hükme ilişkin olarak sanığın 11.12.2013 tarihli duruşmadaki lehe hükümlerin uygulanması talebinin, 5237 sayılı Kanun'un 62. maddesini de kapsadığı gözetilerek, 5271 sayılı Kanun'un 230 uncu maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca, bu hususta kanuni dayanakları da gösterilerek olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi,

2. Sanık hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan kurulan hükmün gerekçe kısmında 5237 sayılı Kanun'un 62. maddesinin uygulandığının belirtilmesine karşın kısa kararda uygulanmaması suretiyle çelişkiye neden olunması,
3. 02.08.2022 tarihli ve 31911 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 87-44 sayılı kararı ile Ceza Muhakemesi Kanunu’na 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesiyle eklenen geçici 5/(d) maddesinde yer alan "...kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış..." ibaresinin "...seri muhakeme usulü..." yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmesi, 14.07.2021 tarihli ve 31541 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7331 sayılı Kanun'un 22. maddesiyle 5271 sayılı Kanun'un 250/11.maddesine eklenen ve seri muhakeme usulünün maddi ceza hukuku yönünü ilgilendiren "Seri muhakeme usulü, bu kapsama giren bir suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde uygulanmaz." şeklindeki düzenlemenin sanık aleyhine sonuç doğurması, bu bağlamda anılan Kanun'un yürürlük tarihinden sonra işlenen suçlar hakkında uygulanabilecek nitelikte bulunması hususları birlikte değerlendirildiğinde trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçuna ilişkin olarak seri muhakeme usulünün uygulanması bakımından sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Nedenleriyle hukuka aykırı bulunmuştur.

A. Hakaret Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden

Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle Yerel Mahkeme kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

B. Sanık Hakkında Tehdit ve Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden

Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkeme kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
01.10.2024 tarihinde karar verildi.