Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir oldukları, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanıklar müdafiileri ve katılan vekilinin diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;
... Eczanesi sahibi sanık ... ile eczanede kalfa ve çırak olarak çalışan diğer sanıkların, emekli veya yakınlarına ait sağlık karnelerini çeşitli nedenlerle eczanede tutarak, tanıdıkları doktorlara şeklen gerçek, ancak muhteviyat itibariyle sahte olan reçeteler düzenlettirerek katılan kuruma fatura ettikleri ayrıca sağlık karnesi sahiplerine, karnede yazılı olan ilaçları hiç vermedikleri ya da eksik verdikleri ve bu şekilde haksız menfaat temin ettikleri iddiasıyla açılan kamu davalarında;

1. Sanık ... yönünden;
Sanık savunmaları, tanık beyanları, teftiş ve soruşturma raporları ile tüm dosya kapsamına göre, sanığın söz konusu eczanede çırak olarak çalıştığı ve hastalara ilaç götürmek, depodan ilaç getirmek şeklinde eczacılık hizmeti kapsamında olmayan işler yaptığı, atılı suçu işlemek ya da yardım etmek iradesiyle hareket ettiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı anlaşılmakla, atılı suçtan sanığın beraati yerine mahkumiyetine hükmolunması,

2. Sanıklar ... ve ... yönünden;
5237 sayılı Kanun'un 37 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, suçun kanunî tanımında yer alan fiili birlikte gerçekleştiren kişilerden her birinin, fail olarak sorumlu olacağı düzenlenmiştir. Bir başka deyişle birlikte suç işleme kararına bağlı olarak, suçun icrai hareketlerinin birlikte gerçekleştirilmesi ve dolayısıyla, haksızlık teşkil eden fiilin icrası üzerinde müşterek hakimiyet kurulması halinde söz konusu olan iştirak şekline müşterek faillik denir. Müşterek faillikte, birlikte suç işleme kararının yanı sıra, fiil üzerinde müşterek hakimiyet kurulduğu için, her bir suç ortağı doğrudan fail statüsünde kabul edilmelidir. Bu açıklamalar ışığında, sanıkların savunmaları, hasta ve hasta yakınlarının beyanları, tanık anlatımları, ... Teftiş Kurulu Başkanlığınca düzenlenen soruşturma raporu ile bilirkişi raporlarının içeriği ve tüm dosya kapsamından, ... Eczanesinde kalfa olarak çalışan sanıklar ... ve ...'ın sahte reçeteler düzenlemek suretiyle kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçunun işlenmesine 5237 sayılı Kanun'un 37 nci maddesi uyarınca asli fail olarak iştirak ettikleri gözetilmeden, yardım eden sıfatıyla katıldıklarının kabulü ile aynı Kanun'un 39 uncu maddesi uyarınca indirim yapılması suretiyle eksik ceza tayini,

3. Her üç sanık yönünden kabule göre de;
a) Mahkemece, sanıkların kurum zararını hangi tarihte giderdiklerinin katılan kurum tarafından net olarak bildirilememesi nedeniyle etkin pişmanlık hükümlerinin sanıklar lehine değerlendirilip 5237 sayılı Kanun'un 168/1. maddesi uygulandığı belirtilmiş ise de, ödemeye ilişkin makbuz ve dekontlar ile paranın kurum kayıtlarına girdiği tarihin etraflıca araştırılarak ödeme tarihinin net olarak tespit edilmesinden sonra etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
b)Sanıkların katılana karşı değişik tarihlerde atılı suçu birden fazla kez işledikleri ve sanıklar hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43/1. maddesinin uygulanması gerektiği gözetilmeden eksik ceza tayini,
c)Kısa süreli hapis cezaları ertelenen sanıklar hakkında, 5237 sayılı Kanun'un 53/4. maddesi gereği aynı Kanun'un 53/1. maddesinde yer verilen hak yoksunluklarına karar verilemeyeceğinin gözetilmemesi,
d)Sanıklar hakkında hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinde uygulanacak olan 5275 sayılı Kanun’un 106 ıncı maddesinin üçüncü fıkrasının, 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 6545 sayılı Kanun'un 81 inci maddesiyle yapılan değişiklik uyarınca yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
e)Yapılan yargılama giderlerinin hangi sanıklardan ne şekilde tahsil edileceğinin belirtilmemesi suretiyle CMK'nin 326/2. maddesine muhalefet edilmesi,
Yasaya aykırı, sanıklar müdafiilerinin ve katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321 inci maddesi uyarınca hükümlerin Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.10.2024 tarihinde karar verildi.