Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı kooperatif, üyelerinin tarım üreticilerinden oluşmakta olup sahibi olduğu kuyulara dair tarımsal sulama abonelikleri bulunduğu ve bu aboneliklerden dolayı olan borçları ile ilgili 6111 sayılı Yasadan yararlanmak için başvuruda bulunduğunu ancak yapılandırmadan yararlanılacak borç miktarı konusunda uyuşmazlık bulunduğunu bildirerek yapılandırılacak borç miktarının tespiti ile bir kısım faturalardaki hesaplamaların gerçek dışı olduğu ve yine bir kısım faturalardan istenen trafo kaybı bedellerinin de trafolar kendilerine ait olduğundan istenemeyeceği iddialarıyla faturalardaki fazla kısımların iptalini ve tedbiren kesilen elektriklerin açılmasını istemiştir.
Mahkemece, HMK'nun 389.maddesi uyarınca ancak dava konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceğinden davacının tedbir talebinin reddine karar verilmiş; davacının bu karara itirazı üzerine ihtiyati tedbir talebinin reddi kararlarına karşı temyiz yoluna gidilebileceğinden itiraz konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; davacı bu defa ihtiyati tedbir talebinin reddi kararını temyiz etmiştir.
HMUK'nun 389/1.maddesinde ihtiyati tedbirin koşulları olarak "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir" şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
Somut olayda, abonelik sözleşmesinden kaynaklanan borcun 6111 sayılı Yasa kapsamında yapılandırılacak miktarın tespiti ile faturalardaki fazla miktarların iptali istenmektedir. Mahkemece aslı münazalı olmayan hususun tedbir kararına konu olamayacağı gerekçesiyle tedbir istemi reddedilmişse de davacının yapılandırılmasını istediği borç tarımsal sulamada kullanılan elektrikten kaynaklanan borç olması nedeniyle dava konusu ile doğrudan ilgili olup tedbir istemi yerindedir. Bu kapsamda, davacının elektriklerin tedbiren açılması yönündeki talebinin değerlendirilmesi gerekirken, ihtiyati tedbir isteminin reddi doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

Temyiz olunan ihtiyati tedbir talebinin reddi kararının yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde davacı tarafa iadesine, 20.12.2012 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

Dava, elektrik aboneliğinden kaynaklanan borç bakımından menfi tespit istemine ilişkindir.
Davacı ... kooperatifi ile davalı ... arasında abonelik sözleşmesi mevcuttur.
Davacı taraf yüklü miktarda elektrik borcunu ödemediği için elektriği kesilmiştir.
Mevcut borç ödenmeden elektriğin ihtiyati tedbir yolu ile bağlanması, borcun tahsilini çok zorlaştıracağından ve davalıya yeni maliyetler getireceğinden, davalı şirket için büyük zararlar doğurabilecektir.

Asıl dava ile elde edilmesi gereken sonucun ara karar ile tedbiren sağlanması hukuk kurallarına ve taraflar arasındaki sözleşme şartlarına aykırıdır.
Elektriğin tedbiren bağlanması taraflar arasındaki sözleşmenin uygulanmasını imkansız hale getirecektir.
Bu düşünceler ile ihtiyati tedbir talebinin reddine dair mahkeme kararının onanması gerektiği kanısında olduğumdan, bozma yönünde oluşan çoğunluk görüşüne katılmıyorum.