Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil istekli dava sonunda Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince verilen 12/02/2020 tarih 2020/72 Esas 2020/173 Karar sayılı karar yasal süre içerisinde davacı vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla;duruşma günü olarak saptanan 19/04/2022 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden dahili davacılar gelmedi. Temyiz edilen davalılar vekili Avukat ..... geldi, duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya incelenip gereği düşünüldü:
Davacı, yaşlı olmasından ve yalnız yaşamasından yararlanan davalılar ... ve ...’in, kendisine; “biz sana ölünceye kadar sahip çıkıp bakacağız, ayda da sana 300 TL para göndereceğiz” şeklindeki beyanlarına inanarak maliki olduğu dava konusu 1233 ada 36 sayılı parseldeki 3 no’lu bağımsız bölümünü bedelsiz olarak ve fakat satış göstererek davalılara devrettiğini, devirden sonra 2.950,00 TL tapu devir masrafı ile 6 ay boyunca 300,00’er TL’nin gönderildiğini, aldatıldığını anlaması üzerine verilen paraları iade ederek taşınmazının iadesini istediğini, davalıların ise kötüniyetli olarak 30.000,00 TL talep ettiğini ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile adına tescilini istemiş, cevaba cevap dilekçesi ile ½ pay sahibi Hakan’ın davaya dahil edilmesini talep etmiştir.
Davalılar, iddiaların yersiz olduğunu, dava konusu bağımsız bölümü 60.000,00 TL karşılığında satın aldıklarını, davalı ... hakkında kayıt maliki olmadığından pasif husumet yokluğundan, diğer davalılar hakkında da esastan davanın reddini savunmuşlardır.
Kocaeli 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 17/10/2019 tarihli ve 2016/343 E. - 2019/347 K. sayılı kararıyla; davacının, taşınmazı satması için davalılar tarafından hatalı bir kanı oluşturulduğu yönünde bir kanıtının olmadığı, taraflar arasında inançlı bir işlemin de bulunmadığı, davacının dava dilekçesinde yemin deliline dayanmış olması nedeniyle bu hakkının da hatırlatıldığı, ancak davalı asillerin yemini eda etmeleri karşısında davacının davasının ispat olunamadığı kanaatinin pekiştiği gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili, davacı ...'in 01/01/1941 doğumlu, 80 yaşlarında yaşlı ve yalnız yaşayan bir kadın olduğunu, oğlunu da kaybettiği için ilgiye muhtaç mağdur durumda olduğunu, bu durumunu gören davalıların, müvekkilini biz sana ölünceye kadar sahip çıkıp bakacağız, ayda da sana 300 TL para göndereceğiz diyerek müvekkilinin sahibi olduğu adına kayıtlı dairesini üzerilerine tapuda satış gösterip tescil ettirdiklerini, daha sonra 2950 TL tapu masrafı ile 6 ay boyunca 300 TL yi bu anlaşmaları doğrultusunda yaşlı müvekkilinin banka hesabına yatırdıklarını, ancak bir süre sonra 300 TL’lik aylık ödemelerin yapılmadığı gibi gelen gidenin de olmadığını, kandırıldığını anlayan davacı müvekkilinin akrabaları da olan bu kişilere kendisine ödedikleri parayı yani 2950 TL ve 6 ay boyunca ödenen 300 TL’leri iade edip dairesinin tapusunu geri istediğini, ancak davalıların buna yanaşmayarak 30.000 TL para talep ettiklerini, taşınmazın 110.000 TL değerinde olduğunun açık olup neden davalılara yarı parasına 60.000 TL'ye satmış olduğu hususunun da kabulünün mümkün olmadığını, mahkemece tüm bunların gözetilmediğini, yemin merasiminin de usulüne uygun icra edilmediğini belirterek, kararının kaldırılmasını istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin 12/02/2020 tarihli ve 2020/72 E.- 2020/173 K. sayılı kararıyla; davacının taşınmazı satması için iradesinin davalılar tarafından fesada uğratıldığı iddiasının ispatlanamadığı, bu nedenle yerel mahkemece davacıya, dava dilekçelerinde dayandıkları yemin deliline başvurup başvurmayacaklarının usulünce hatırlatıldığı, davacı tarafın yemin metnini sunması üzerine davalıların mahkeme huzurunda usulünce yemin ettikleri anlaşıldığından, yerel mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, yargılama aşamasında bir kısım beyanlarında davacı tarafın, dava konusu taşınmazın davalılar ile aralarındaki inanç akti gereği davalılara devredildiği, bu nedenle dava dayanaklarından birinin de inanç akti olduğu ileri sürülmüş ise de, gerek davacı tarafın aşamalardaki beyanları, gerekse toplanan deliller kapsamından, davacı iddiaları arasında, dava konusu taşınmazın sonrasında davacıya devredilmek üzere davalılara devredildiği iddiasının yer almadığı anlaşıldığından, davacı vekilinin bu husustaki istinaf itirazlarına da itibar edilemeyeceği gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Temyiz Nedenleri Özetle
Davacı vekili, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yineleyerek, davalıların ispat yükü kendilerine geçtiği halde 60.000 TL bedel ödediklerini ve de 300 TL yi mantolama işlemleri için ödedikleri şeklindeki uydurma iddialarını ispat edemediklerini, keşfen saptanan rayiç değer ile davalıların ödedikleri değer arasında fahiş fark olduğunu, yemin merasiminin usulüne uygun yapılmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hile hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
3.2. İlgili Hukuk
3.2.1. Bilindiği üzere, hile (aldatma), genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hata da yanılma, hilede ise yanıltma söz konusudur. 6098 s. Türk Borçlar Kanununun (TBK) 36/1. (818 s. Borçlar Kanunun (BK) 28/1.) maddesinde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse yanılma (hata) esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir.
Öte yandan, hile her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiç bir şekle bağlı değildir. Aldatmanın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılabilir.
3.2.2. HMK’nın 190. maddesinde, "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.",
3.2.3.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesinde, "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.", hükümlerine yer verilmiştir.
3.3. Değerlendirme
Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı (V/3.2). paragraftaki yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinin yerinde olmasına göre Bölge Adliye Mahkemesince (IV/3.) paragrafta yer verilen gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, 20/11/2021 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz edilen davalılar vekili için 3.815,00 TL duruşma vekâlet ücretinin temyiz eden davacıdan (davacı mirasçılarından) alınmasına, aşağıda yazılı 26,30 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 19/04/2022 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.