Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerde 3402 sayılı Kanunun Ek 4. maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında, ... İlçesi, ... Köyü, 105 ada 1376 parsel sayılı 12188,54 m² yüzölçümündeki taşınmaz, 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi gereği orman niteliğini kaybedip, orman kadastro komisyonlarınca orman alanı dışına çıkarılan yerlerden olduğu gerekçesiyle, tutanağın beyanlar hanesine “ 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılmıştır. İş bu parsel 1/9 eşit hisselerle ... evlatları ...,, ... ve ... ve ... Evlatları ..., ... ..., ... ve ... ve ...’ın kullanımındadır “ şeklinde şerh verilerek, Hazine adına tarla niteliğiyle tesbit edilmiştir. Davacılar, taşınmazın fiilen kendilerinin kullanımında olmasına rağmen kadastro tutanağının beyanlar hanesinde davalı kişiler lehine şerh verildiği iddiasıyla dava açmışlardır. Mahkemece, davacıların davasının reddine ve dava konusu ... Köyü 105 ada 1376 parsel sayılı taşınmazın tesbit gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hükmün davacı gerçek kişiler tarafından temyizi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur. Hükmüne uyulan 19/12/2011 tarih, 2011/12785 - 15172 sayılı ilâmda özetle: “davacıların davasının reddine karar verilmiş ise de; dinlenen yerel bilirkişi ve tesbit bilirkişileri beyanlarından dava konusu taşınmazın kök muris ... ...’dan miras yoluyla intikal etmemekle birlikte, ... ... mirasçıları tarafından kullanıldığı, lehlerine kullanım şerhi bulunan ... ... mirasçılarından ...’ın çocukları ..., Nebi, ... ve ...’ın bu yerde fiili kullanımlarının olmadığı, tesbitin çekişmeli taşınmaza komşu ve tarafların kök murisi ... ...’dan intikal eden parseldeki maliklere göre yapıldığı ve yapılan bu tesbitin gerçeği yansıtmadığı, bu nedenle davacıların davasının kısmen kabulü ile taşınmazın beyanlar hanesine ... ... mirasçıları lehine kullanım şehri verilmesine karar verilmesi“ gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonucunda çekişmeli taşınmazın beyanlar hanesindeki kullanım şerhine ilişkin tesbitin iptaline, taşınmazın eşit paylarla ... ... evlatları ..., ..., ..., ..., ... ... ve ...’in kullanımıda olduğunun şerh verilmesine karar verilmiş, bu karar Hazine tarafından taşınmazda kullanım şerhi verilmesinin yerinde olmadığı ileri sürülerek temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 3402 sayılı Kanunun ek 4. maddesine göre yapılan kadastro tesbitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1971 yılında yapılan orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra evvelce sınırlaması yapılmış ormanlarda 6831 sayılı Kanunun 3302 sayılı Kanun ile değişik 2/B madde uygulaması 02/08/2007 tarihinde ilân edilerek kesinleşmiştir.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Yasasının değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 20/12/2012 gününde oy birliği ile karar verildi.