Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

Davacı ... 23.08.1999 tarihli dava dilekçesiyle 132 ada 62 ve 129 ada 1 parsel sayılı taşınmazları satın aldığını ve taşınmazları 1941 yılından beri kullandığını bildirerek adına tescili talebiyle dava açmış, bu dava mahkemenin 1999/16 esasına kayıt edilmiştir. Mahkemenin 1999/16 esas sayılı dava, dosyası, 24.03.2000 tarihinde mahkemenin 1999/153 esas sayılı dava dosyasıyla birleştirilmiştir. Daha sonra 23.09.2005 tarihinde mahkemenin 1999/153 esas sayılı dava dosyasının mahkemenin 1999/151 esas sayılı dava dosyasıyla birleştirilmesine karar verilmiş ve 16.04.2010 tarihinde mahkemenin 1999/151 esas sayılı dava dosyasıyla birleştirilen dosyaların parsel bazında bu dosyadan tefrikine karar verilmiş ve davacı ... tarafından açılan dava mahkemenin 2010/30 esasına kayıt edilmiş olup bu dosyada dava konusu edilen parsel belli olmamakta olup, 05.07.2010 tarihli celsede, mahkemenin 2010/30 esaslı dava dosyasının mahkemenin 2010/103 esaslı dava dosyasıyla birleştirilmesine karar verilmiştir.
Mahkemenin 1999/153 esas sayılı dava dosyasında, ... ve arkadaşları; 129 ada 1 ilâ 32 parsel sayılı taşınmazlara yönelik olarak tapu kayıtlarına dayanarak dava açmışlardır. 22.10.1999 tarihli celsede Hazine adına tesbit edilen parsellerin yargılamasının bu dosya üzerinden yapılmasına, diğer parsellerin ise bu dosyadan tefrikine karar verilmiş ve 1999/153 esas sayılı dava dosyasında dava konusu 129 ada 1,13,14,15,16 ve 17 parsel sayılı taşınmazlar kalmıştır. Yukarıda da belirtildiği gibi 23.09.2005 tarihinde mahkemenin 1999/153 esas sayılı dava dosyasının mahkemenin 1999/151 esas sayılı dava dosyasıyla birleştirilmesine karar verilmiş 03.02.2006 tarihli celsede “1999/151 esas sayılı dava dosyasıyla birleştirilen diğer dosyaların taraf sayısı da göz önüne alınarak tefrikine ve her dosyanını ayrı bir esas numarası verilerek yargılamanın sürdürülmesine ” karar verilmiş ve dava konusu 129 ada 1,13,14,15,16 ve 17 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin dava dosyasının 2006/8 esasa kaydı yapılmış ve daha sonra 03.11.2008 tarihli celsede tekrar 2006/8 esas sayılı dava dosyası 1999/151 esas sayılı dava dosyasıyla birleştirilmiştir. Yukarıda da belirildiği gibi tekrar 16.04.2010 tarihinde mahkemenin 1999/151 esas sayılı dava dosyasıyla birleştirilen dosyaların parsel bazında bu dosyadan tefrikine karar verilmiş ve ... ve arkadaşları tarafından dava konusu edilen 129 ada 1,13,14,15,16 ve 17 parsel sayılı taşınmazlar ilişkin dava 2010/103 esasa kayıt edilmiş ve mahkemece 129 ada 13,14,15,16 ve 17 parsel sayılı taşınmazların 2/B madde uygulamasıyla orman sınırları dışına çıkarılan alanda kaldığı, 129 ada 1 parselin ise orman sayılmayan alanda kaldığı, ancak; üzerinde mescit binasının bulunduğu, bu binanın zamanla yıkıldığı, üzerinde mescit yapılan araziler kanunen Hazineye ait olduğundan davanın reddine 129 ada 1,13,14,15,16 ve 17 parsel sayılı taşınmazların tesbit gibi Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm davacı Hüdaverdi ... tarafından dava konusu 132 ada 62 parsele yönelik hüküm kurulmadığı ve 129 ada 1 parseli ise ... ... ... ve ... 'dan satın aldığını ve kendisine ait olduğu iddiasıyla temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tesbitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 1951 yılında 3116 sayılı Yasa hükümleri gereğince yapılan orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra taşınmaz iki ayrı beldenin sınırında bulunması nedeniyle taşınmazın bulunduğu Sakarlı ... Mahallesinde 06.10.1990 tarihinde, Kozluk Beldesinde 19.01.2003 tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
1) – ... Mahallesi 129 ada 1 parsel sayılı taşınmaz tarla vasfıyla 4858,24 m2 yüzölçümüyle Hüdaverdi ...'ın zilyetliğinde olduğu, ancak; taşınmazın cami yeri olup, köy halkı tarafından Hüdaverdi ...'a satıldığı, ancak, bu satışın geçersiz olduğundan Hazine adına tesbit edilmiştir.
Davacı ..., 132 ada 62 ve 129 ada 1 parsel sayılı taşınmazları satın aldığını ve taşınmazları 1941 yılından beri kullandığını bildirerek adına tescili talebiyle dava açmış ve temyiz dilekçesinde 129 ada 1 parsel sayılı taşınmazı ... ... ... ve ... 'dan satın aldığını bildirmiş olup, mahkemece; davacının delileri değerlendirilmemiştir. Sadece mahallinde 04.06.2004 tarihinde yapılan keşifte mahalli bilirkişi ... ... 129 ada 1 parselin caminin oraya kendileri tarafından 1950'li yılların başında yapıldığını, 20 yıl kadar kullanıldıktan sonra bu camiyi yıktıklarını ve başka bir yere cami yaptıklarını ve şu anda taşınmazda cami bulunmadığını bildirmiş, taşınmazın öncesinin köye veya özel kişilere ait olup olmadığı, ne şekilde buraya cami yapıldığı ve cami yıkıldıktan sonra ne şekilde ve kimin tarafından kullanıldığı araştırılmamış, davacının delileri değerlendirilmemiştir. Mahkemece; davacının delilleri değerlendirmeden eksik inceleme ve araştırma sonucu ... şekilde hüküm kurulması usûl ve yasaya aykırıdır.
2) Davacı, ayrıca mahkemenin 1999/16 esas sayılı dava dosyası ile 132 ada 62 parsele yönelikte dava açmış olup, bu dava dosyası 24.03.2000 tarihinde mahkemenin 1999/153 esas sayılı dava dosyasıyla birleştirilmiştir. Daha sonra 23.09.2005 tarihinde mahkemenin 1999/153 esas sayılı dava dosyasının mahkemenin 1999/151 esas sayılı dava dosyasıyla birleştirilmesine karar verilmiş ve 16.04.2010 tarihinde mahkemenin 1999/151 esas sayılı dava dosyasıyla birleştirilen dosyaların parsel bazında bu dosyadan tefrikine karar verilmiş ve davacı ... tarafından açılan dava, mahkemenin 2010/30 esasına kayıt edilmiş olup, bu dosyada dava konusu edilen parsel belli olmamaktadır. Davacı tarafından dava konusu edilen 132 ada 62 parselin akıbeti araştırılarak, başka bir esasa kayıt edilip edilmediği saptanmalı, başka bir esasa kaydı yapılmamış ise bu parsele ilişkin kadastro tutanak aslı getirtilerek usûlüne uygun araştırma ve inceleme yapılarak oluşacak sonuca göre hüküm kurulmalıdır.

Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Hüdaverdi ...'ın temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 20/12/2012 günü oy birliği ile karar verildi.