Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Kadastro sırasında Boyalca Köyü 125 ada 10,13,15,21,25 ve 31,126 ada 5 ve 7,128 ada 1 parsel sayılı taşınmazlar, kime ait olduğu belirlenemediğinden; 128 ada 1 parsel, ahşap ev bahçesi niteliği ile; diğer parseller ise, tarla niteliği ile Hazine adına tesbit edilmiştir. Davacı, taşınmazların kendisine babasından miras yolu ile intikal ettiğini, diğer mirasçıların da paylarını zilyetlik devri senedi ile kendisine devrettiklerini ileri sürerek adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne ve dava konusu parsellerin beyanlar hanesindeki 3303 sayılı Kanunun 3. maddesine göre verilen şerhlerle birlikte davacı ... oğlu ... adına tapuya tesciline karar verilmiş, davalı Hazine tarafından temyiz edilmesi üzerine, hüküm, Yargıtay 20. Hukuk Dairesi tarafından bozulmuştur.
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2009/10078 - 13172 sayılı bozma kararında özetle; [Mahkemece, (davacının yargılama sırasında dayandığı tapu kayıtlarının ilk oluşumundan itibaren tüm gittileri ve varsa krokileri ile revizyon gördüğü tüm parsel tutanakları), komşu parsel tutanak ve dayanakları, yapılmışsa orman kadastrosuna ilişkin belgeler eski tarihli memleket haritası, ... fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen ... ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi, bir ziraat mühendisi ve bir harita mühendisi veya olmadığı takdirde bir tapu ... elemanından oluşacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmazlara ve ... araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiğinin belirlenmesi; dayanak tapu kaydı lehe olduğu kadar aleyhe de delil teşkil edeceğinden ve değişebilir sınırları içerdiğinden, yöntemince zemine uygulanıp, kapsaması halinde 3402 sayılı Kanunun 20/C ve 32/3 maddeleri gereğince yüzölçümüne değer verilerek kapsamının belirlenmesi, ayrıca; davacı, yargılama sırasında tapu kayıtları dışında, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğe dayandığından, davacının bildirdiği tanıklar taşınmazlar başında dinlenip; taşınmazların öncesi itibariyle niteliğinin ne olduğu, kime ait olduğu, zilyetliğin nasıl meydana geldiği, ne kadar süre ile ne şekilde devam ettiği, bunun ekonomik amacına uygun olup olmadığı, tanıkların bilgi ve görgülerinin hangi eylemli olaylara dayandırıldığının belirlenmesi ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi] gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozmaya uyulduktan sonra davanın kısmen kabulü ile dava konusu 128 ada 1 sayılı parselin kadastro tespitinin iptaliyle davacı adına tapuya tesciline, 125 ada 10,13,15,21,25 ve 31,126 ada 5 ve 7 parsellerin tesbit gibi tesciline karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tesbitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde 1940 yılında 3116 sayılı Kanuna göre yapılan orman kadastrosu bulunmaktadır. 1980 yılında aplikasyon ve 1744 sayılı Kanun ile değişik 2. madde uygulaması yapılmıştır.
Bozma ilâmında, taşınmazlar üzerinde orman araştırmasının yapılmasının yanında, davalının dayandığı tapu kayıtlarının uygulanması ve ayrıca öncesi itibariyle niteliğinin ne olduğu, kime ait olduğu, zilyetliğin nasıl meydana geldiği, ne kadar süre ile ne şekilde devam ettiği, bunun ekonomik amacına uygun olup olmadığı yönünde araştırma yapılması gereğine değinilmiştir. Mahkemece, davalı taşınmazların davacının babasından kaldığı, babasının sağlığında buğday vs. ekilerek kullanıldığı, 1990 yılında babasının ölümünden sonra 2007 yılına kadar davacı tarafından taşınmazlarda hayvan otlatmak, içindeki otları biçmek ve meyve ağaçlarının meyvelerini toplamak suretiyle kullanıldığı, bu şekildeki zilyetliğin taşınmazların ekonomik amacına uygun bir zilyetlik olmadığı gerekçesiyle davasının reddine karar verilmiştir. Ne var ki; mahkemenin gerekçesi dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Yapılan keşif, uygulama ve alınan orman bilirkişi raporuna göre taşınmazların orman olmadığı, ziraat bilirkişi raporuna göre de, taşınmazların fizikî özellikleri ve toprak yapılarına göre kadim tarım arazisi oldukları belirlenmiştir. Keşif sırasında dinlenen tanık ve yerel bilirkişi beyanlarına göre ise, davalı taşınmazların ölümünden önce yaklaşık 40 yıl boyunca davacının babası ... tarafından ekip biçmek suretiyle kullanıldığı, onun ölümünden sonra ekilmediği, davacı tarafından otları biçilmek ve hayvan otlatmak suretiyle kullanıldığı bildirilmiştir. Taşınmazların evveliyatında orman ve mera olmadığı, davacının babası ... yararına 3402 sayılı Kanunun 14 ve 17. maddelerinde belirtilen zilyetlik koşullarının oluştuğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle, muris ... ’nin sağlığında taşınmazlar üzerinde zilyetlikle kazanma koşulları oluştuğundan, ölümünden sonra artık kazanılmış olan zilyetliğin kaybedilip kaybedilmediği, zilyetliğin terk koşullarının bulunup bulunmadığı hususu üzerinde durulmalıdır. Ziraat bilirkişi raporuna göre taşınmazların halen tarım arazisi niteliğinde olduğu, tanık ve yerel bilirkişi beyanlarına göre de, davacının taşınmazları ot biçmek ve hayvan otlatmak suretiyle de olsa kullandığı ve koruduğu gözönünde bulundurulduğunda, zilyetliğin terki iradesinin bulunmadığı ve terk koşullarının oluşmadığı görülmektedir. Bu nedenle, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, temyiz edilen parseller yönünden reddedilmesi isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı ... Sarıveli'nin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 20.12.2012 günü oy birliği ile karar verildi.