Mahkumiyet

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Konya Cumhuriyet Başsavcılığının 26.02.2016 tarihli iddianamesiyle; sanığın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 214 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen suç işlemeye alenen tahrik etme suçundan cezalandırılması ve hak yoksunluklarının uygulanması istemiyle kamu davası açılmıştır.

2. Konya 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.04.2016 tarihli kararıyla; sanığın, 5237 sayılı Kanun'un 214 üncü maddesinin birinci ve 62 nci maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluklarının uygulanmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı 24.06.2016 tarihinde kesinleşmiştir.

3. Sanığın denetim süresi içerisinde (03.07.2017 tarihinde) kasten basit yaralama suçunu işlediği, 5 ay hapis cezasına hükmedildiği ve Bölge Adliye Mahkemesince onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır. Konya 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.09.2019 tarihli kararıyla; hükmün 5 ay hapis cezası olarak açıklanmasına ve hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiştir.

4. Sanığın; Konya 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.09.2019 tarihli kararını istinaf etmesi üzerine, Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 21.02.2020 tarihli ilamıyla; istinaf başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmiştir.

Sanığın eşinin temyiz istemi; sanığın atılı suçu işlemediğine, sanığın hesabına başkalarının girerek yargılama konusu paylaşımları yaptığına ve eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 216 ncı maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğuna, "açık ve yakın tehlike" meydana gelmediğinden sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

1.Dava konusu olay; sanığın, Facebook isimli sosyal medya hesabından 09.09.2015 tarihinde "bir
*** binasıda sen yak kampanyası başlatılmıştır katılım gösterelim hatta *** binaları da yakmaya özen gösterelim" şeklinde paylaşımda bulunmak suretiyle atılı suçu işlediği iddiasına ilişkindir.

2. Sanık aşamalarda; hesabının şifresinin kırılarak başkasının eline geçtiğini, yargılama konusu paylaşımları kendisinin yapmadığını beyanla suçlamayı kabul etmemiştir.

3. İlk derece mahkemesince; sanığın savunmaları, kendisini suçtan kurtarmaya yönelik olarak değerlendirilmiş ve "suç işlemeye tahrik etme" suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

Basın ve yayın yoluyla atılı suçu işlediği anlaşılan sanığın cezasında 5237 sayılı Kanun'un 218 inci maddesi gereğince artırım yapılması gerektiği hususunun gözetilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanığın eşinin; sanığın Facebook sosyal medya hesabının şifresinin kırıldığına ve paylaşımları
sanığın yapmadığına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Somut olayda; sanığın savunmalarına göre Facebook hesabının çalındığına dair resmi bir başvurusu bulunmamaktadır. UYAP ortamından yapılan incelemede; sanığın, 16.07.2016 suç tarihli "cumhurbaşkanına hakaret" suçundan Samsun 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/609 Esas, 2019/297 Karar sayılı dosyasında mahkumiyetine karar verilmiş, karar kesinleşmiştir. Dosyanın UYAP ortamından incelemesinde; sanığın, Facebook isimli sosyal medya hesabının çalındığını beyan ettiği ve suçlamaları kabul etmediği anlaşılmaktadır. Ancak; sanığın bu yargılamalardan sonra dahi sosyal medya hesabının çalındığına dair bir başvurusu bulunmamaktadır. Bu nedenlerle; sanığın suçtan kurtulmaya yönelik olan savunmalarına itibar edilmeyerek mahkumiyetine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

2. Sanığın eşinin; suç vasfında hataya düşüldüğüne, sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 216 ncı maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğuna ve "açık ve yakın tehlike" oluşmadığından sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine dair temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;
Sanığın, "olay ve olgular" bölümünde detaylandırılan paylaşımında halkın belirsiz bir kesimini *** siyasi partileri aleyhine binalarına zarar vererek suç işlemeye alenen tahrik ettiği anlaşıldığından mahkemenin suç vasfına dair kabulünde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Sanığın eylemine uyan 5237 sayılı Kanun'un 214 üncü maddesinde düzenlenen "suç işlemeye tahrik etme" suçunun oluşması için "açık ve yakın tehlike" meydana gelme şartı bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; sanığın eşinin temyiz itirazları yerinde görülmemiş; Bölge Adliye Mahkemesi kararında eleştiri dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 21.02.2020 tarihli ve 2019/1946 Esas, 2020/294 Karar sayılı kararında sanığın eşi tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden; 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Konya 6. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.09.2024 tarihinde karar verildi.