İstinaf başvurusunun esastan reddi

Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Seydişehir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 28.05.2018 tarihli iddianamesi ile sanık ... ve temyiz kapsamında bulunmayan sanık ... hakkında silah ticareti yapma suçundan 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar İle Diğer Aletler Hakkında Kanunu'nun 12/1-2 ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 53/1,63 ve 54/1 nci maddeleri gereğince cezalandırılmaları istemiyle dava açılmıştır.

2.Seydişehir Ağır Ceza Mahkemesinin 09.12.2019 tarihli kararı ile sanık ...'in beraatine, sanık ... hakkında silah ticareti yapma suçundan 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar İle Diğer Aletler Hakkında Kanun'un 12/1,5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62,52/2-3-4,53/1-2-3,63 ve 54/4 ncü maddeleri gereğince 5 yıl 10 ay hapis ve 11.660 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve müsadereye karar verilmiştir.

3.Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 09.03.2021 tarihli kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Sanık müdafinin temyiz sebebi; sanığa alt sınırın üzerinde ceza tayininin yasal olmadığına, mahkumiyete yeterli delil bulunmadığına ilişkindir.

Dava konusu olay, sanık ...'ın emanet olarak aldığı araçta ihbar üzerine yapılan aramada ele geçirilen 10 adet tabancayı satmak amacıyla taşırken yakalanması ve bu şekilde atılı silah ticareti suçunu işlediği iddiasına ilişkindir.

A.İlk Derece Mahkemesinin Kabulü;
Dosya kapsamında bulunan sanık, tanık beyanları, uzmanlık raporları, telefon inceleme tutanakları, dosyaya kazandırılan diğer delil ve belgeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde; kolluk kuvvetlerince alınan ihbar üzerine Beyşehir İlçesi Çiçekler Mahallesinde seyir halinde olan sanık ... yönetimindeki aracın durdurulduğu, araç içerisinde diğer sanık ...’in de olduğu, usulünce yapılan ve görüntü kaydına alınıp dosyaya kazandırılan arama neticesinde, 8’i şoför koltuğunun arkasında sarı renkli bir torba içerisinde, ikisi de sağ koltuk arkasında yerde olmak üzere toplam 10 adet, uzmanlık raporuna göre, 6136 sayılı Kanun kapsamında olan ancak vahim nitelikte olmayan tabanca ele geçirilmiştir. Olay günü sanık ...’in arkadaşı olan, telefon görüşmeleri delil olarak değerlendirilen, ...’nin babasının dükkanından, Veysel’in babasının aracını ödünç aldığı, bu araç ile sanık ...’i aldığı, silahların yine bu araçtan çıktığı, miktar itibariyle ele geçirilen silahların ticaret amaçlı bulundurulduğu, sanık ...’in telefon incelemesinde bu yönde birçok delil elde edildiği, kovuşturma aşamasında verdiği beyanında ...’ın sarı poşeti beraberinde getirdiğini ve bir tabancanın torba dışında koltuğun arkasından çıktını söylediği ancak incelenen tutanakta koltuk altından iki tabancanın çıktığı torbada 9 değil 8 silah olduğu, Muhammet’in emanet olarak aldığı araçta ...’a ait olduğunu iddia ettiği silahların farklı noktalarda bulunmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu anlaşıldığından, sanık ...'ın silah ticareti yapma suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir.
B.Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü;
İlk Derece Mahkemesince yapılan duruşmaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, gösterilen gerekçeye ve takdire göre, sanık ... müdafii ve Cumhuriyet savcısının istinaf talebi yerinde görülmemiş olmakla, istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 31.05.2023 tarihli, 2022/7-315 Esas, 2023/322 Karar sayılı kararında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere;

İstinaf kanun yolunda ilk derece mahkemesinin hükmü, hem delillerin tespiti, değerlendirilmesi ve sübut konusundaki hatalar yönünden hem de sabit kabul edilen olaylara hukuk normları uygulanırken hata yapılıp yapılmadığı yönünden incelenir.

Bölge Adliye Mahkemeleri Ceza Dairelerinin dava dosyasının ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra verebileceği kararları düzenleyen 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesi incelendiğinde;
"(1) Bölge adliye mahkemesi, dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra;
a) İlk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığında istinaf başvurusunun esastan reddine, 303 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı hâlinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine,
b) Cumhuriyet savcısının istinaf yoluna başvurma nedenine uygun olarak mahkumiyete konu suç için kanunda yazılı cezanın en alt derecesinin uygulanmasını uygun görmesi hâlinde, hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine,
c) Başka bir araştırmaya ihtiyaç duyulmadan cezayı kaldıran veya cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsî sebeplere ya da şahsî cezasızlık sebeplerine bağlı olarak daha az ceza verilmesini veya ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesini gerektiren hâllerde, hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine,
d) Olayın daha fazla araştırılmasına ihtiyaç duyulmadan davanın reddine karar verilmesi veya güvenlik tedbirlerine ilişkin hatalı kararın düzeltilmesi gereken hâllerde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine,
e) İlk derece mahkemesinin kararında 289 uncu maddenin birinci fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir hukuka aykırılık nedeninin bulunması hâlinde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
f) Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya önödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması hâlinde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
g) Diğer hâllerde, gerekli tedbirleri aldıktan sonra davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına,

Karar verir.
(2) Duruşma sonunda bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddeder veya ilk derece mahkemesi hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kurar.
(3) Birinci ve ikinci fıkra uyarınca verilen kararların sanık lehine olması hâlinde, bu hususların istinaf isteminde bulunmamış olan diğer sanıklara da uygulanma olanağı varsa bu sanıklar da istinaf isteminde bulunmuşçasına verilen kararlardan yararlanırlar." şeklindedir.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 280 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairelerinin dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra verebileceği kararlar "istinaf başvurusunun esastan reddine", "düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine", "hükmün bozulmasına" ve "davanın yeniden görülmesine" olarak sayılmış, davanın yeniden görülmesi kararını veren bölge adliye mahkemesi ceza dairesinin duruşma sonunda ya istinaf başvurusunu esastan reddedeceği ya da İlk Derece Mahkemesi hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kuracağı belirtilmiştir.
Ceza muhakemesinde sübut meselesi de denilen maddi sorunun çözümlenmesi, geçmişte yaşanmış bir olayın nasıl meydana geldiğinin, İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemeleri tarafından sözlülük, yüz yüzelik ve doğrudan doğruyalık ilkeleri çerçevesinde değerlendirmeye tabi tutularak ortaya konulmasıdır. Hukuki meselenin çözümü ise olayın hukuk karşısındaki durumunu tespit etmek anlamına gelir. 5271 sayılı Kanun'un yukarıda yer verilen 280 inci maddesinin (1-a) bendinde istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilebilmesi için ''delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığının'' tespitinin gerektiği, herhangi bir delilin yeniden toplanmasının ve bu delil kapsamında somut olayın yeniden değerlendirilmesinin gerektiği durumlarda ise aynı maddenin ''g'' bendine göre Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince duruşma açılmasına karar verilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
Yukarıda yapılan açıklamalar kapsamında sanıkların silah ticareti yapma suçundan cezalandırılması istemiyle açılan davada, sanık ...'ın mahkumiyetine, sanık ...'in ise beraatine karar verilmiştir. Bu karar sanık ... müdafiince mahkumiyet kararı yanında, Cumhuriyet savcısı tarafından beraat kararı yönünden temyiz edilmiştir. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 08.12.2020 tarihli tevdii kararı ile mahkemesinden dosyada bulunan arama işlemi sırasında çekilen CD'nin çözümlenmesi ve sanıkların HTS kayıtlarının alınarak gönderilmesi istenilmiştir. Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince ''tevdii'' kararı verilmiş ise de 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 279 uncu ve 280 nci maddelerinde Bölge Adliye Mahkemesi Dairesince tevdii kararı verilebileceğine dair bir düzenleme bulunmamaktadır.
Bölge Adliye Mahkemesince verilen ''tevdii'' üzerine temin edilen deliller dosyaya ulaştırılmış, sonrasında ise duruşmalı inceleme yapılmadan istinaf taleplerinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Dava dosyası içine alınan yeni delillere rağmen duruşma açılarak deliller incelenmeden, sanıklar ile Cumhuriyet savcılığı delillerden haberdar edilmeden ve beyanları alınmadan, çekişmeli yargılama ilkesi uygulanmadan, sanığın savunma haklarının kısıtlanması suretiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesi 5271 sayılı Kanun'un 217 nci ve 280 inci maddeleriyle usul ve kanuna aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 09.03.2021 tarihli ve 2021/431 Esas, 2021/737 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, sair yönleri incelenmeksizin, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.09.2024 tarihinde karar verildi.