SUÇLAR: Hakaret, görevi yaptırmamak için direnme

HÜKÜMLER: Beraat

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında hakaret ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarından mahkumiyet kararı verilmiştir.

2. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümler kaldırılarak sanık hakkında atılı suçlardan beraat kararı verilmiştir.

3. Tebliğnamede, delil tartışmasının yapılmış olması nedeniyle incelemenin 5271 sayılı Kanun'un 280/1-g uyarınca duruşmalı yapılarak söz konusu mahkumiyet kararının yerinde olup olmadığı hususunda karar verilmesi gerektiği gözetilmeden dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde beraat kararı verilmesi sebebiyle hükümlerin bozulması gerektiği görüşü belirtilmiştir.

Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi, adli rapor, olay tutanağı ve katılanların birbirini destekleyen beyanları dikkate alındığında sanığın üzerine atılı görevi yaptırmamak için direnme ve hakaret suçlarını işlediğine, ayrıca sanığın savunmasında yanında bulunduğunu belirttiği kişi dinlenilmeden ve duruşma açılması gerektiği gözetilmeden eksik araştırma ile karar verildiğine ilişkindir.

1. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 05.07.2022 tarihli ve 2021/9-359 Esas, 2022/528 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, 5271 sayılı Kanun'un 303/1-a maddesinin Yargıtayca süregelen uygulaması, 7035 sayılı Kanun değişikliği ve gerekçesinde ifade edilen düzenleme amacı hep birlikte ele alındığında, İlk Derece Mahkemesince kabul edilen maddi mesele değiştirilmeden ve yeni bir delil araştırmasına girilmeden Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılmaksızın beraat kararı verilebileceği belirlenmiş, ayrıca; sanığın 06.12.2018 tarihli oturumdaki savunmasında belirttiği tanıkların açık kimlik ve adres bilgilerini bildirmesi için kendisine süre verilmesine karşın 09.04.2019 tarihli oturumda anılan bilgileri veremediği anlaşılmakla Tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiş ve Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının bu yöndeki temyiz sebeplerinin reddi gerekmiştir.

2. 5237 sayılı Kanun'un 125/3-a ile 265. maddelerinde düzenlenen suçlarda mağdurun kamu görevlisi olup kamu görevlisinin, anılan Kanun'un 6/1-c maddesinde “kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişi” olarak tanımlanması, dolayısıyla her olayda, mağdurun kamu görevlisi olup olmadığının anılan maddedeki tanım çerçevesinde belirlenmesi, ayrıca hakaretin yerine getirilen kamu görevi nedeniyle yapılması, kamu görevi ile hakaret eylemi arasında nedensellik bağının bulunması, görevi yaptırmamak için direnme eyleminde ise görevin yapılmasını önleme maksadıyla kamu görevlisine karşı gelinmesi gerekir. Bu kapsamda, 11.06.2020 tarihinde kabul edilen, 18.06.2020 tarihli ve 31159 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğü giren 7245 sayılı Çarşı ve Mahalle Bekçileri Kanunu uyarınca çarşı ve mahalle bekçilerine durdurma, kimlik sorma ve benzer yetkilerin tanınması karşısında; 17.08.2018 tarihinde çarşı ve mahalle bekçilerinin kimlik sorma yetkilerinin bulunmadığı, bu haliyle sanık hakkında iddia edilen hakaret ve görevi yaptırmamak için direnme eylemlerinin kamu görevlisine karşı görevinden dolayı olmadığı, olayda 5237 sayılı Kanun'un 125/1-4,86/2 ve 106/1-1 maddelerinin uygulama alanı bulacağı da anlaşılmakla; katılanların aşamalarda sanığa kimlik sorması üzerine çıkan tartışmada sanığın kendilerine hakaret ve tehdit ettiğini, katılan ...'ı da kasten yaraladığını beyan etmeleri ile katılan ... hakkında Adli Tıp Kurumunca düzenlenen 20.09.2018 tarihli adli raporda katılanın basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaralandığının tarif edilmesi karşısında, katılan beyanları ile adli rapor içeriğine neden itibar edilmediği tartışılmadan sanık hakkında beraat kararı verilmesi,

Nedeniyle karar hukuka aykırı görülmüştür.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi yerinde görüldüğünden Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca Gaziosmanpaşa 12. Asliye Ceza Mahkemesi'ne, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

30.09.2024 tarihinde karar verildi.