SAYISI: 2016/443 Esas 2019/143 Karar
Taraflar arasındaki basın yolu ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat ve kararın yayınlanması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraflarca istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ile davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı Yeni Gün Haber Ajansı Basın ve Yayın A.Ş.'nin imtiyaz sahibi, ...'in yönetim kurulu başkanı olduğu Cumhuriyet Gazetesi ve gazetenin internet sitesinde 05.03.2014 tarihinde yayınlanan haber nedeniyle davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığını, haber ve yayının gerçek dışı olduğunu, basın ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığını, haberi yapan dava dışı sorumlulular hakkında hakaret suçundan ceza davası açıldığını, 5187 sayılı Basın Kanunu'na göre davalıların zarardan birlikte sorumlu olduklarını belirterek 50.000,00 TL manevi tazminatın yayın tarihinden işletilecek yasal faizi ile beraber davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hükmün yayınlanması isteminde isteminde bulunmuştur.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; 17-25 Aralık Soruşturmalarına konu basında da yer alan ses kayıtlarına dayanılarak dava konusu haberin yapıldığını, yayın tarihinde güncel olan ve kamuoyunu ilgilendiren bir konunun haber yapılmasının gazetecilik görevi olduğunu, haberin yapılmasında kamu yararı bulunduğunu, özle biçim arasındaki dengenin korunduğunu, dava dışı haberi yapan kişiler hakkındaki ceza davasının henüz kesinleşmediğini, talep edilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile gerçekliğine ilişkin hiçbir somut bilgi bulunmayan Twitter'da Haramzadeler isimli bir hesaptan yayınlanan ses kayıtlarının yeterli araştırma ve inceleme yapılmadan haber ve yayın konusu yapıldığı, doğrulanmamış ve/veya yanlış bilgilerin yayılmasında kamunun haber alma hakkı bulunduğunun kabul edilemeyeceği, haberin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 20.000,00 TL manevi tazminatın yayın tarihinden işletilecek yasal faizi ile beraber davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; dava konusu haberin haberleşmenin gizliliğini ihlal eden Haramzadeler isimli Twitter hesabından ortaya atılan gerçekliğine ilişkin bilgi ve belge bulunmayan ses kayıtlarına dayandığını, bu hesabın suç teşkil eden paylaşımlar yaptığını, bu nedenle gerçek dışı bu haberin verilmesinde kamu yararı bulunmadığını, hükmedilen manevi tazminat miktarının caydırıcı olmadığını, saldırı ile orantılı olduğunun değerlendirilemeyeceğini, tam kabul kararı verilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde; 17-25 Aralık Soruşturmalarının yürütüldüğü tarihte basında da yer alan ses kayıtlarına dayanılarak dava konusu haberin yapıldığını, yayın tarihinde güncel olan ve kamuoyunu ilgilendiren bir konunun haber yapılmasının gazetecilik görevi olduğunu, haberin yapılmasında kamu yararı bulunduğunu, haberin görünür gerçeğe uygun olduğunu, kişilik haklarına saldırı teşkil eden söz ve ifadenin bulunmadığını, basın ve ifade özgürlüğü kapsamında olduğunu, siyasilerin ağır eleştirilere katlanmaları gerektiğini, davacının konumu değerlendirildiğinde siyasi kimliğinin olduğunu, hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu belirtmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile haber tarihinde kamuoyunda 17-25 Aralık olarak bilinen soruşturmaların devam ettiği, internette birçok ses kaydının yayınlandığı, internette yayınlanan ve kamuoyunun bilgisinde olan bir ses kaydının haberleştirildiği, ses kaydının haber yapılmasının görünür gerçeğe uygun ve basın özgürlüğü kapsamında olduğu ancak haber içeriğinin ses kaydından ibaret olmayıp ''Haramzade'' isimli hesaptan yayınlanan ses kaydı ile ilgili olarak davacı tarafa "yolsuzluk" isnadında bulunulduğu, basın ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığı; gerçek dışı söz ve ifadelerle özle biçim arasındaki dengenin bozulduğu; olayın meydana geliş biçimi, eylemin davacı üzerindeki etkisi, olay tarihine göre davacı yararına hükmedilen manevi tazminat miktarının yerinde olduğu gerekçesiyle tarafların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu haberin haberleşmenin gizliliğini ihlal eden Haramzadeler isimli Twitter hesabından ortaya atılan gerçekliğine ilişkin bilgi ve belge bulunmayan ses kayıtlarına dayandığını, bu hesabın suç teşkil eden paylaşımlar yaptığını, bu nedenle gerçek dışı bu haberin verilmesinde kamu yararı bulunmadığını, masumiyet karinesinin ihlal edildiğini, haberde suç isnadı bulunduğunu, gerçek olmadığı bilinen ses kayıtlarının kasıtlı olarak kamuoyu ile paylaşılmasının amaçlandığını, hükmedilen manevi tazminat miktarının caydırıcı olmadığını, saldırı ile orantılı olduğunun değerlendirilemeyeceğini, tam kabul kararı verilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; 17-25 Aralık Soruşturmalarının yürütüldüğü tarihte basında da yer alan ses kayıtlarına dayanılarak dava konusu haberin yapıldığını, yayın tarihinde güncel olan ve kamuoyunu ilgilendiren bir konunun haber yapılmasının gazetecilik görevi olduğunu, haberin yapılmasında kamu yararı bulunduğunu, haberin görünür gerçeğe uygun olduğunu, o anda var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından basının sorumlu tutulamayacağı, kişilik haklarına saldırı teşkil eden söz ve ifadenin bulunmadığını, haberin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında olduğunu, siyasilerin ağır eleştirilere katlanmaları gerektiğini, davacının konumu değerlendirildiğinde siyasi kimliğinin olduğunu, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair ceza mahkemesi kararının bağlayıcı olmadığını, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir.
Yeni Gün Haber Ajansı Basın ve Yayın A.Ş.'nin imtiyaz sahibi, ...'in yönetim kurulu başkanı olduğu Cumhuriyet Gazetesi ve gazetenin internet sitesinde 05.03.2014 tarihinde yayınlanan haber ve yayın nedeniyle manevi tazminat ile kararın yayınlanması istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 13,25 ve 26 ncı maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ve 58 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25 inci maddeleri, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10 uncu maddesi.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere; davalı Yeni Gün Haber Ajansı Basın ve Yayın A.Ş.'nin imtiyaz sahibi, ...'in yönetim kurulu başkanı olduğu Cumhuriyet Gazetesi ve gazetenin internet sitesinde 05.03.2014 tarihinde yayınlanan haber nedeniyle manevi tazminat ve hükmün yayınlanmasının talep edildiği, kamuoyunda 17 25 Aralık olarak bilinen soruşturma dosyalarında yer alan gerçekliğine ilişkin hiçbir bilgi bulunmayan ses kayıtlarına dayanılarak dava konusu haberin yapıldığı, yeterli araştırma yapılmadan bu ses kayıtlarına göre davacıya somut olgu isnadında bulunulduğu, özellikle kullanılan başlık ile davacının lekelenmeme hakkının ihlal edildiği, davacı hakkında sarf edilen söz ve ifadeler bir bütün halinde incelendiğinde basın ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceği, özle biçim arasındaki dengenin bozulduğu, gerçek olmayan bu haber ve yayının yapılmasında kamu yararı bulunmadığı, davacının kişilik haklarına saldırı olduğu kabul edilerek manevi tazminata hükmedilmesinin ve olay tarihi, tarafların konumu, zararın ağırlığı dikkate alındığında hükmedilen manevi tazminat miktarının yerinde olduğu anlaşıldığından, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekili ve davalılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin ve davalılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacı ve davalılara yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,26.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.