Davanın reddi
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nın 241. maddesinde atılı suçun; "Kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para veren kişi,..." biçiminde tanımlandığı, bu düzenlemeye göre suçun oluşması için sanığın yalnızca bir kişiye ödünç para vermesi yeterli olup, bu işi meslek haline dönüştürüp dönüştürmemesinin öneminin bulunmadığı, tefecilik suçunun ekonomi, sanayi ve ticarete ilişkin suçlar bölümünde topluma karşı suçlar kısmı içinde yer aldığı, 5237 sayılı Yasanın 43/1. maddesi, suçun mağdurunun aynı kişi olmasını suçun zorunlu unsuru haline getirmiş iken, 08/07/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5377 sayılı Kanunun 6. maddesi ile anılan madde ve fıkraya eklenen "Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır." hükmü ile zincirleme suçun kapsamının genişletildiği ve mağduru aynı kişi olsun ya da olmasın maddenin son fıkrasındaki istisnalar dışındaki tüm suçlarda zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının mümkün hale getirildiği, bu nedenle birden fazla kişiye ödünç para verilmesinin tek suç oluşturduğundan bahsedilemeyeceği, ancak suçun zincirleme olarak işlenmesinin olanaklı olduğu gözetildiğinde;
UYAP kayıtlarına göre, sanık hakkında ... 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/07/2015 gün ve 2014/677 Esas, 2015/400 Karar sayılı ilamıyla zincirleme tefecilik suçundan mahkumiyetine karar verildiği, dosyanın temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 2015/11617 Esasında kayıtlı bulunduğu, suç tarihinin 2008, iddianame tarihinin 16/01/2012 olduğu; bu bağlamda sanık hakkında ... 4. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından zincirleme tefecilik suçundan verilen mahkumiyet hükmünün, bu dava dosyasındaki eyleminin teselsülü mahiyetinde bulunduğu anlaşılmakla; bu dosyadaki eylemi zincirleme tefecilik suçu olarak kabul edilip sanık hakkında tefeciliğe konu miktarının artması nedeniyle yeniden değerlendirme yapılarak hüküm tesis edilmesi, bu şekilde ... 4. Asliye Ceza Mahkemesi dosyasındaki cezanın mahsubu yapılarak aradaki fark kadar sanığın cezalandırılması gerektiği de gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 15/06/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.