Tebliğname No: 18 - 2020/3395
Tebliğname No: 18 - 2020/3395
SAYISI: 2018/4039 E., 2019/509 K.
Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İlk Derece Mahkemesince sanığın hakaret suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir.
2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin yukarıda esas ve karar numarası belirtilen incelemeye konu kararıyla, tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ilişkin hüküm fıkrasının çıkartılarak yerine "Nazilli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2006/347 Esas, 2006/719 Karar sayılı, 31/10/2006 Karar, 17/03/2010 Kesinleşme tarihli 6136 Sayılı Kanun'un 13/1. Maddesi uyarınca verilen 2 yıl hapis cezasına ilişkin ilamı tekerrüre esas alınarak TCK'nın 58,5275 sayılı CGTİK'nın 108/2. maddeleri gereğince (birinci kez) mükerrirlere mahsus infaz rejiminin uygulanmasına, hapis cezasının infazından itibaren TCK'nın 58/7,5275 sayılı CGTİK'nın 108/4. maddeleri gereğince denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına," ibaresinin eklenmesi suretiyle, düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Sanık müdafiinin temyizinin; hükmün usul ve Yasa'ya aykırı olduğu, sanığın atılı suçu işlemediği, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği halde mahkumiyet kararı verildiği, bu nedenlerle ve re'sen tespit edilecek sebeplerle hükmün bozulması talebine yönelik olduğu belirlenmiştir.
Sanığa yükletilen hakaret eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesince kabul olunan maddi vakıaların Kanun’daki tipiklik unsurunu kapsadığı, Mahkemece dinlenilen tanıkların anlatımlarının iddiayı doğrulaması, kamu görevlisi olan ve sanığı daha önceden tanımadıkları anlaşılan tanıkların sanığa iftira atmalarını haklı gösterecek herhangi bir neden bulunmadığının anlaşılması karşısında, sanığın atılı suçtan mahkumiyetine dair Mahkemenin taktir ve gerekçesinde hukuka aykırılık bulunmadığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezanın kanuni bağlamda uygulandığı belirlenerek yapılan incelemede sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/1. maddesi uyarınca Nazilli 2. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.09.2024 tarihinde karar verildi.