İstinaf başvurusunun esastan reddi
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İlk Derece Mahkemesince sanığın hakaret suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir.
2. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin yukarıda esas ve karar numarası belirtilen incelemeye konu kararıyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Sanığın temyizinin; olay günü şikayetçi doktorun kendisini tedavi etmediği, mağdur olması nedeniyle kendi kendine küfürlü konuşmuş olabileceği, katılana karşı hakaret eylemi olmadığı, bu durumun yanlış anlaşıldığı, bu nedenlerle ve resen tespit edilecek sebeplerle hükmün bozulması talebine yönelik olduğu belirlenmiştir.
Sanığa yükletilen hakaret eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesince kabul olunan maddi vakıaların Kanun’daki tipiklik unsurunu kapsadığı, katılanın aşamalardaki istikrarlı anlatımları ile Mahkemece dinlenilen tanıkların anlatımlarının iddiayı doğrulaması, kamu görevlisi olan ve sanığı daha önceden tanımadıkları anlaşılan katılan ve tanıkların sanığa iftira atmalarını haklı gösterecek herhangi bir neden bulunmadığının anlaşılması karşısında, sanığın atılı suçtan mahkumiyetine dair Mahkemenin takdir ve gerekçesinde hukuka aykırılık bulunmadığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Sanık hakkında kurulan hükümde Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen, tekerrüre esas alınan Denizli 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/610 E.-2014/479 K. sayılı ilamında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 58. maddesi uygulanmamasına karşın, sanık hakkında ikinci kez tekerrür hükümlerinin uygulanması dışında hükümde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 302. maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 303. maddesi gereğince temyiz edilen kararın açıklanan noktasının; tekerrür uygulamasına ilişkin hüküm fıkrasından “ikinci kez mükerrir olduğu" ibaresinin çıkartılması suretiyle, tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/1. maddesi uyarınca Denizli 13. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.09.2024 tarihinde karar verildi.