Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi

Sanık hakkında kanun iadesi sonrası kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

Sanığın temyiz sebepleri; duruşmaya katılmaması nedeniyle kamu zararını yatırdığına dair makbuzu temyiz dilekçesi ekinde sunduğunu, bu nedenle mahkûmiyet hükmüne itiraz ettiğini belirterek hükmün bozulması talebine ilişkindir.

02.01.2014 tarihinde önleme araması kararına istinaden, sanığa ait isimsiz iş yerinde huzurunda yapılan

aramada, tezgah altına gizlenmiş toplam 42 paket kaçak ve bandrolsüz sigara ele geçirilmiştir.

Sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrasına aykırılık suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

Sanık savunmalarında; suça konu sigaraları içmek amacıyla bulundurduğunu, kanun iadesi sonrasında ise, savunmalarını tekrarla, mahkemece bildirilen dava konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı tutarını ödemek için süre istediğini beyan etmiştir.

Sanık duruşmaya katılmamış olsa da hükümden önce mahkemece bildirilen dava konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı tutarını ödediğine ilişkin ödeme dekontunun, temyiz dilekçesi ekine eklendiği anlaşılmıştır.

Suça konu sigaraların, vergiler toplamının 220,60 TL, gümrüklenmiş değerinin 258,70 TL ve kaçak olduğuna ilişkin 06.03.2014 tarihli bilirkişi raporu dava dosyasında mevcuttur.

Suça konu sigaralarla ilgili vergiler toplamının 803,62 TL, gümrüklenmiş değerinin 942,62 TL olduğuna ilişkin kaçak eşyaya mahsus tespit varakası dava dosyasında bulunmaktadır.

Olay tutanağına göre, suç tarihinde sanığa ait işyerinde ticari nitelikteki kaçak sigaraların ele geçirilmiş olması, sanık savunması, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, sanığın eyleminin sabit olduğu belirlenmekle, sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Ancak;
1.15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının "Yedinci fıkrası hariç, 3 üncü maddede tanımlanan suçlardan birini işlemiş olan kişi, etkin pişmanlık göstererek suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı Devlet Hazinesine; a) Soruşturma evresi sona erinceye kadar ödediği takdirde, hakkında bu Kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza yarı oranında, b) Kovuşturma evresinde hüküm verilinceye kadar ödediği takdirde, hakkında bu Kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza üçte bir oranında indirilir. Bu husus, soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı tarafından şüpheliye ihtar edilir. Soruşturma evresinde ihtar yapılmaması hâlinde kovuşturma evresinde hâkim tarafından sanığa ihtar yapılır." hükmünü içermesi karşısında; kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği, sanığa soruşturma aşamasında etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmadığı cihetle, Gümrük İdaresi tarafından tanzim edilen kaçak eşyaya mahsus tespit varakasında eşyanın vergiler toplamının 803,62 TL, gümrüklenmiş değerinin 942,62 TL olarak tespit edildiği, kovuşturma aşamasında bilirkişi tarafından hesaplanan vergiler toplamının 220,60 TL, gümrüklenmiş değerinin 258,70 TL olarak hesaplandığı ve bilirkişi tarafından hesaplanan vergiler toplamının iki katı tutarı üzerinden etkin pişmanlık ihtarı yapılarak, bildirilen bu tutarı sanığın hükümden önce ödediği anlaşılmakla; kaçak eşyaya mahsus tespit varakası ile 06.03.2014 tarihli bilirkişi raporu arasındaki çelişki giderildikten sonra, belirlenecek gümrüklenmiş değerin iki katı tutarının hesaplanarak, verilecek cezada 1/2 oranında indirim yapılacağının sanığa bildirilmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken, yazılı şekilde sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,

2.Sanık hakkında tayin olunan gün para cezasının adlî para cezasına çevrilmesi sırasında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 52 nci maddesinin ikinci fıkrası yerine 5237 sayılı Kanun 52 nci maddesinin gösterilmesi suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına aykırı davranılması,

3.Hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesine objektif koşullar bakımından suç tarihi itibarıyla engel hali bulunmadığı anlaşılan sanığın kamu zararını 01.10.2020 tarihli makbuzla ödeyerek hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını talep ettiği ve karar yerinde 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin altıncı fıkrasının (b) bendinde düzenlenen sübjektif şarta ilişkin bir değerlendirme de yapılmadığı nazara alınarak; “...sanığın, suçun işlenmesiyle mağdurun uğradığı zararı, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle gidermemesi nedeniyle...” şeklindeki yasal olmayan ve yetersiz gerekçe ile sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,

4.Hapis cezası ertelenen sanık hakkında; sanığın denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi halinde ertelenen cezanın infaz kurumunda çektirilmesine ve denetim süresinin iyi halli olarak geçirilmesi halinde cezanın infaz edilmiş sayılacağına karar verilirken uygulama maddelerinin gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 232 nci maddesinin altıncı maddesine aykırı davranılması, hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

25.09.2024 tarihinde karar verildi.