Mahkûmiyet
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, yasa yolu bildirimindeki temyiz süresi ile ilgili yanıltma nedeniyle temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Sanığın üzerine atılı dolandırıcılık suçunun 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nin 253. ve 254. maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği ancak uzlaşmanın sağlanamadığı belirlenerek yapılan incelemede;
Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanık ve katılanın diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiş, katılanın 15.01.2018 tarihli duruşmada zararının giderilmediğini, sanığın cezalandırılmasını talep ettiğini, uzlaşmak istemediğini beyan ettiğinin anlaşılması karşısında, uzlaştırma işlemleri ile ulaşılmak istenen amaç da gözetildiğinde, tebliğnamedeki bozma istemli düşünceye iştirak edilmemiştir, ancak;
Sanığın tekerrüre esas alınan Elmalı Asliye Ceza Mahkemesinin 21.10.2010 tarih ve 2008/378 Esas, 2010/488 Karar sayılı kararına konu 5237 sayılı Kanun'un 151 nci maddesindeki mala zarar verme suçunun 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesi uyarınca uzlaşma kapsamına alındığı, bu suç yönünden uyarlama yargılaması yapılarak, mahkemenin 25.09.2023 tarihli ek kararı ile uzlaşmanın sağlanması nedeni ile davanın düşmesine karar verildiği, belirtilen hükümlülüğün bu nedenle tekerrüre esas alınamayacağı, sanığın başka tekerrüre esas ilamının da olmadığı anlaşıldığından sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin uygulanması,
Yasaya aykırı, sanık ve katılanın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından tekerrüre ilişkin bölümün çıkarılması suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün, Tebliğnameye aykırı olarak oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.09.2024 tarihinde karar verildi.